09 Ocak 2014

İnsanlığın mahrem tarihi

Bazı kitaplar hiç eskimiyor. Eskiyemiyor.

Kitapçılara uğradığımızda genellikle yeni kitapları tarıyor ve insanlar neler okuyor, hangi kitaplar çok satılmış fikrinden hareketle popüler kitapların akıntısına kapılıp gidiyoruz. Fakat Theodore Zeldin’in de vurguladığı üzere “her kuşak dünyaya kendi çağının gözlüklerinden bakarak binlerce yıllık insanlık deneyimini boşuna harcıyor. Kendi atalarının sınırlı ve kolay kolay değişmeyen hafızasını kullanmayı tercih ederken, geçmişin karanlığına gömülüp giden koca bir insanlık hafızasından yararlanma fırsatını kaçırıyor.”

Bazı kitaplar hiç eskimiyor. Eskiyemiyor. Malum insanlık binlerce yıldan beri hem fiziken hem de mental olarak müthiş bir değişim kaydetmedi. Bu yüzden ister istemez bu kitaplara dönüp dönüp bakıyoruz.  Çözülemeyen sorunlara, sorunlarımıza cevap arıyoruz. Sizin de benim de sayabileceğim farklı kitaplar vardır fakat birkaç kitap konusunda herhalde kimsenin bir itirazı olmaz. Benim aklıma gelenler arasında din kitapları zorunlu kontenjandan yerini alırken Montaigne’in “Denemeler”i, Machiavelli’nin “Prensi”, Aristo’nun “Retorik”i, Homeros’un “İlyada”sı yüzlerce, binlerce yıl öteden ışıl ışıl parlıyorlar.

Size bu yazımda bahsetmek istediğim kitap bu kitaplar kadar eski olmasa bile yaklaşık 20 yıl öncesinden göz kırpıyor. "İnsanlığın Mahrem Tarihi" başlığıyla bile ilgi çeken kitabın yazarı İngiliz tarihçi, filozof, sosyolog Theodore Zeldin. Fast Company tarafından “uluslararası bir düşünce önderi” ve Management Today tarafından da “Britanya’nın önde gelen beyinlerinden biri” olarak tanımlanan Zeldin, Oxford Üniversitesi Said Business School’da yardımcı üye, Paris Business School’da HEC fahri profesörü ve Dünya Ekonomik Forumu üyesi. Aynı zamanda Oxford Muse (İlham) Vakfı’nın kurucusu olan Zeldin, 1933 yılında İsrail kurulmadan önce bir İngiliz mandası olan Filistin’de doğmuş.

Ayrıntı Yayınları “Ağır Kitaplar” serisinden çıkan Zeldin'in kitabı, fiziki hacminin tersine oldukça sade ve anlaşılır içeriğiyle dikkat çekiyor. Yazar her bölüme gerçek bir insanın portresini anlatarak başlıyor. Bölümün kahramanının yaşamı üzerinden bireysel sorunların aslında hepimizin yaşadığı ortak sorunlar olduğuna dikkat çekiyor yazar. Nedir bu sorunlar derseniz bir kaç kelimeyle açıklamak mümkün; umut, varoluş, yalnızlık, aşk, arzu, saygı, merak, hiyerarşik ilişkiler, hegamonik ilişkiler, korku, kaçınma, tüketim, inançlar ve aile... Şüphesiz bu kelimeler zihnimizde kendimizle ilgili odaları açıyor ve geçmişimize, geleceğimize dair görüntüler ortaya çıkıyor. Yazar kitabın her bölümünde tanımadığımız bir insanın portresi üzerinden tüm insanlığa ve nihayetinde bize dair konulara ışık tutuyor. 

Fotoğrafta Oxford'ta yaşadığı evde görüntülenen yazar Theodore Zeldin, kitabın başlangıcında “İnsanlar neden yazı yazmanın tek kişilik bir uğraş olduğunu söylerler, doğrusu bilmiyorum” sözüyle alçakgönüllü bir şekilde yardım eden herkese teşekkür ederken kitabın amacını şu şekilde özetliyor:

“Niyetim, günümüz insanının, kendi kişisel geçmişine olduğu kadar, acımasızlıktan, yanlış anlamalardan ve mutluluktan oluşan topyekün insanlık siciline de yepyeni bir gözle bakabilmesinin mümkün olduğunu göstermek. Yeni bir gelecek görüşü oluşturmanın yolu her zaman, geçmişe bakışımızı yenilemekten geçmiştir”.

“Hücrelerimizin hepsi nasıl aynı yaşta değilse, her biri nasıl farklı hızlarda yenileniyor ve yok oluyorsa, zihnimiz de farklı yüzyıllarda doğmuş eski yeni pek çok düşünceye ev sahipliği yapıyor. Bu kitapta, kişilerin kendilerine özgü taraflarını ortaya koymak için ailelerine ya da çocuklarına bakmak yerine daha uzun bir yol tutacağım: Geçmişe karışmış, uzaklarda kalmış kuşakların deneyimlerini nasıl dikkate aldıklarını –ya da göz ardı ettiklerini- ve ister varlığını sürdürüyor, isterse ortadan kalkmış olsun, Azteklerden Babillilere, Yorubalardan Zerdüştilere kadar, dünyanın dört bir köşesinde yaşayan ve düşünebileceklerinden çok daha fazla kardeş ruh barındıran pek çok insan topluluğunun verdiği mücadeleyi nasıl sürdürmekte olduklarını göstereceğim”.

Kitabın başlığı kadar bölüm isimleriyle de yazar yaratıcı yönünü sergiliyor. Bazı bölümlerin isimlerine göz atarsak şu ilginç başlıklarla karşılaşıyoruz:

•                    İnsanların üst üste umutsuzluğa kapılması; sonra yeni insanlarla karşılaşarak ve yeni bir gözlük takarak kendilerini toparlamaları

•                    Kadınlarla erkeklerin ilgi çekici konuşmalar yapmayı zamanla öğrenmesi

•                    Köklerini araştıran insanların, yeterince derinlere bakmaya ancak başlaması

•                    Bazı insanların yalnızlığa bağışıklık kazanması

•                    Yeni aşk biçimlerinin icadı

•                    Mutfak sanatındaki ilerlemenin seksteki ilerlemeyi geride bırakmasının nedenleri

•                    Erkeklerin kadınlara ve diğer erkeklere duyduğu arzunun yüzyıllar içinde şekil değiştirmesi

•                    Saygı görmenin, kudretli olmaktan daha arzulanır hale gelişi

•                    Emir vermekten de almaktan da hoşlanmayanların, arabuculuk için uygun adaylar oluşu

•                    İnsanların, korkularından kurtulmak için yeni korkular icat edişi

•                    Merakın özgürlüğün anahtarı haline gelişi

•                    Düşmanları yok etmenin giderek güçleşmesinin nedenleri

•                    Dertlerden kaçma sanatının gelişip de nereye kaçacağını bilme sanatının gelişememesi

•                    Kıraç toprakta bile merhamet bitmesinin sırrı

•                    Hoşgörünün, sorunları çözmede yetersiz kalmasının nedenleri

•                    Tüketim toplumunun sunduğu her şeyi elde edebilmelerine, hem de cinsel özgürleşmeye rağmen, imtiyazlı kişilerin bile hayata bir ölçüde karamsar bakmasının nedenleri

•                    Dünyanın en kalabalık ulusu haline gelmek üzere olan seyyahların, görmek istediklerinden başka şeyleri de görmeyi öğrenmeleri

•                    Kadınlarla erkekler arasındaki dostluğun bu kadar kırılgan olması niye?

•                    Astrologlar bile kendi kaderlerine karşı çıkıyorlar

•                    İnsanların, birkaç hayat birden yaşayacak zamanı bulamamasının nedenleri

•                    Babalar ve çocuklarının birbirlerinden beklentileri konusunda fikir değiştirmelerinin nedenleri

•                    Aile kurumundaki kriz, aslında cömertliğin evriminde bir aşamadan başka bir şey değildir

•                    İnsanlar kendi hayat tarzlarını seçer, ama bunda tam bir tatmin bulamazlar

•                    İnsanların birbirlerine kucak açmayı öğrenişi

•                    Kardeş ruhlar buluşunca

Başlıklardan da anlaşıldığı üzere Zeldin bizi uzun, uzun olduğu kadar ilginç ve de aydınlatıcı bir yolculuğa davet ediyor. Günlük yaşama, sorunlara gömüldüğümüz zamanlarda ya doğal olarak boğulduğumuzu hissediyor ve umutsuzluğa kapılıyoruz ya da gündemden uzak durarak yalıtılımış bir şekilde, hiçbir şey olmuyormuş gibi yaşamayı tercih ediyoruz. Çoğunluğumuzun yaptığı aşağı yukarı “kendi işimize” bakmak ve olayları uzaktan izlemekle yetinmek. Olur ya gündemden, ekranlardan, maskelerden sıkılırsanız ve olaylara, sorunlara bakmak isterseniz “İnsanlığın Mahrem Tarihi” size rehberlik etmek için bekliyor olabilir.

İNSANLIĞIN MAHREM TARİHİ

Theodore Zeldin

Ayrıntı Yayınları, 2010 (Dördüncü Baskı)

 


Not: Theodore Zeldin'in Fotoğrafı http://rolandkemp.com/gallery/displayimage.php?pid=119 adresinden alınmıştır.

Yazarın Diğer Yazıları

Banksy İstanbul’da! Yani?

Evet, Banksy İstanbul'a geldi ve kendisi eserlerinin ücret karşılığında sergilenmesine karşı olsa da sergiyi gezmek ücretli

2015’te Google’da ne aradık, gerçekte ne kaybettik?

Hem gerçek sorunları tespiti hem de sorunlara çözümler geliştirilmesiyle ilgili hem bireysel hem de toplumsal olarak sıkıntılar yaşadığımız aşikar. Belki de bunun sebebini sorgulamamız gerekiyor…

Star Wars VII: Doğru! Hem de hepsi…

Star Wars VII’de eski karakterlerle özlemimizi giderirken bir yandan yeni kuşağın yeni hedef kitlelerin kucaklandığı görülüyor