22 Ocak 2021

Adalet Bakanı yanlış biliyor

AKP iktidarının, 18 yılda Türkiye'yi getirdiği nokta bu. Yürürlükteki Anayasa'nın ilgili hükümlerinin uygulanabilmesi için bile ekstradan bir kanun çıkarmak gerekiyor!

Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, dün beni çok güldürdü, Allah da kendisini güldürsün.

İstinaf Mahkemeleri kurulalı 5 yıl olmuş, onu değerlendirmek için bir araya gelmişler ve Abdülhamit Bey de bu vesileyle konuşurken araya şunu da sıkıştırmış:

"Klavye başına geçip sosyal medyada bana her gün tutuklama siparişi verenlere sesleniyorum: Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Burada kanunlar, kurallar, usuller işler; hukuk işler."

Bakan Gül'ün "TC hukuk devletidir, kanunlar, kurallar işler" dediği gün, Cumhurbaşkanı'nın çok sevdiği reformların "hazır" olduğunu gazetelerde okudum.

Cumhurbaşkanı, diyebilirim ki Kastamonu pastırmasından daha çok "köklü reform yapmayı" seviyor.

İktidarda bulunduğu 18 yılda o kadar çok köklü reform yaptı ki ben sayamadım.

Şimdi de yeni bir köklü reform müjdesi vermeye hazırlanıyor ve Adalet Bakanı'nın beni kahkahalara boğmasının nedeni de bu.

Bu haberi de dün T24'te okudum, buyurun sizler de okuyun:

"AYM ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının mahkemeler tarafından nasıl uygulanması gerektiğiyle ilgili yeni düzenlemelerin yapılması da gündemde. Yeni reformlarla, AİHM kararlarına ilişkin tazminat ödenip ödenmemesi konusunda bazı değişikliklerin gündeme gelebileceği belirtiliyor."

Bakan Bey ne diyordu: TC bir hukuk devletidir!

Ancak öyle görünüyor ki memleketin bazı hakimleri "hukuk devleti" kavramının ne olduğunu tam olarak bilemedikleri için Cumhurbaşkanı bir kez daha köklü reform yapmak zorunda kalıyor.

Önce bu tür hakim ve savcılara "hukuk devleti nedir" onu öğretmek gerekiyor sanıyorum: Hukuk devleti, usulüne uygun olarak çıkarılmış kanunların geçerli olduğu bir devlet biçimidir. Kanunların iyi ya da kötü olduğundan bağımsız olarak, herkese eşit olarak uygulandığı, keyfi hukuki durumların yaratılmadığı bir düzendir.

Bizim Anayasamıza göre AİHM ve AYM kararlarını uygulayıp, uygulamamak hakimlerin keyfine kalmış bir durum değildir.

Eğer bunları uygulamak için yeni bir reform yapmak gerektiyse de o zaman Adalet Bakanı, doğru bilmiyordur; TC bir hukuk devleti değildir, reformlar yapılarak hukuk devleti haline getirilmeye çalışılıyor demektir.

AKP iktidarının, 18 yılda Türkiye'yi getirdiği nokta burası işte.

Yürürlükteki Anayasa'nın ilgili hükümlerinin uygulanabilmesi için bile ekstradan bir kanun çıkarmak gerekiyor!

Dünya Anayasa Hukuku tarihine geçecek bir durum bu.

Ve rabbim bunu da Erdoğan'a nasip etti!

* * *

Küfürbazların saldırısı "tepkisel" miydi?

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, kendisine sosyal medyada hakaret eden kişinin, tutuklanmamış olmasına çok kızmış, sosyal medyada verip veriştirmiş.

Adalet Bakanı da örtülü olarak kendisine yanıt veriyor: "Kimse Adalet Bakanı'ndan da bu işleyişe müdahale etmesini bekleyemez. Adalet Bakanının hakim, savcı cübbesi yoktur, görevim süresince o cübbeyi giymedim ve hiç kimse kusura bakmasın asla da giymeyeceğim."

Adalet Bakanı az kaldı baltayı taşa vuruyormuş, çünkü hatırlarsınız Recep Tayyip Erdoğan, Fethullahçı kumpasın savcısı olduğunu bizzat açıklamıştı ki o tarihte Başbakan idi.

Neyse, o günleri hatırlatmak değil niyetim.

Sosyal medyada kendisine edilen hakaretlerden yakınan Süleyman Soylu'nun terbiye düzeyi de aslına bakarsanız, yakındığı kişilerden daha ileri sayılmaz.

Sevmediği kişilere ağzına geleni söylediğini biliyoruz.

Ama bu durum, "oh olmuş" dememizi de gerektirmiyor tabii.

Kimse kimseye hakaret etmemeli, hakaret siyasi mücadelenin bir yöntemi olmamalı.

Sadece şunu merak ediyorum: Acaba Süleyman Soylu'ya bu hakaretleri edenler "tepkisel" mi davrandılar?

Çünkü Süleyman Soylu, dövülerek öldürülmek istenen politikacıya ve gazeteciye saldırıları "tepkisel" diye yumuşatmaya çalışmıştı.

Tepkisel dayakta insanlar tutuklanmazken, tepkisel hakarette de tutuklanmıyorlar haliyle.

Süleyman Bey, bu tür durumlardan yakınmadan önce aynaya dikkatlice baksın.

Bu ortamın yaratılmasında kendi payının ne kadar olduğunu düşünsün.

* * *

Durmak yok, yola devam!

Gözünüz aydın, bu yıl 42 yeni cezaevi yapılacak. Devletimiz bu yıl için bu işe 2 milyar 200 milyon lira bütçe ayırmış bulunuyor.

"Hapishane inşaatı içinde gözünüz aydın denir mi birader" diye düşünmeyin lütfen.

Önünde sonunda her Türk bir gün hapishaneye düşecek, göz aydınlığı dilemem boşuna değil.

Zaten bu iktidar döneminde en çok yapılan işlerden biri de yeni cezaevleri.

TBMM'deki Bütçe görüşmelerinde CHP Milletvekili Abdüllatif Şener, iktidarın 355 cezaevi yaptığını söylemişti.

Böylece bir taşla iki kuş vurulmuş oluyor: Hem yandaş müteahhitlere iş çıkıyor, hem de muhaliflerin sokaklarda serbestçe gezmesinin önüne geçiliyor.

Yazarın Diğer Yazıları

Düş sattım aldanmışlara...

Saray'daki ekibi, propaganda mekanizmasını harekete geçirerek birbiri ardına açıkladığı bu paketleri alay-ı vâlâ ile halka satabilir. Ancak unuttukları bir şey var: Boş midelerin gurultusunu bastırmaya dünyanın en büyük propaganda makinelerinin sesi bile yetmez!

Yakında Amerika'yı da keşfederler!

Aradan geçmiş üç çeyrek yüzyıl, beyimiz hâlâ "insanların doğuştan sahip olduğu haklardan" söz ediyor. Magna Carta'nın üzerinden 8 yüzyıl geçmiş, bizimkilerin aklına masumiyet karinesi yeni geliyor. Cumhurbaşkanı'na bunları "yeni" diye kim yutturduysa, helal olsun!

Erdoğan'ın empati duygusuna ne oldu?

Şiir okuduğu için hapse atılan Erdoğan'ın yönettiği ülkede, Osman Kavala 1218 gündür uydurulmuş suçlarla hapiste mesela!