03 Kasım 2020

Halk sorunun kaynağı "yeni rejim" demiş!

Ana ve kronik sorun Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi adı altında tek adam yönetimi. Ekonomi yönetimi liyakatsiz kişilerle dolduruldu. Biat liyakatin önüne geçti. Dış politikada dışişleri devre dışı bırakıldı, kafa tutma, fırça atma, kavga etme politikası devreye sokuldu

Metropoll adlı araştırma şirketi Türkiye'nin Nabzı Ekim 2020 Raporu'nu açıkladı.

Sormuşlar:

"Ekonomideki gidişat kötüleşiyor görüşüne" katılıyor musunuz?

Ezici çoğunluk; yüzde 78 evet demiş.

Halkın kahir ekseriyeti böyle düşünüyorsa ekonominin rayına oturması, istikrarın sağlanması, üretimin artması, yatırımların başlaması beklenir mi?

Hayır.

Doların her gün yeni bir rekor kırmasının nedeni bu değil mi?

İnsanlar kalkıyor televizyonu açıyor, dolar sekiz lira. Aradan bir saat geçiyor sekiz lira 15 kuruş, ertesi gün sekiz lira 25 kuruş, bir gün sonra sekiz lira 45 kuruş.

Halk, yıllardır tek bir sabah iyi habere uyanmadı ki.

TÜİK istediği kadar ekonomiye güvenin yüzde 98'e yükseldiğini açıklasın.

Maliye ve Hazine Bakanı istediği kadar "Farklı siyasi saiklerle bir olup battık, bittik yaygarasıyla algı oluşturmaya çalışanlara inat, ekonomimize güven artıyor" desin.

İktidara yayın organları her gün Türkiye'nin ne kadar iyi durumda olduğunu Avrupa'nın battığını ilan etsin.

Boş laf!..

Halk daha da kötüye gideceğimize inanıyor.

Bir ülkedeki psikolojik hava buysa o ülkenin ekonomisi tuş olmuş demektir. Gerisini konuşmayalım bile.

Peki, halk neden böyle düşünüyor? Neden umutsuz? Neden ekonominin daha da kötüye gideceğine inanıyor?

Kamuoyu araştırmasında bu sorunun yanıtı da var.

Ankete katılanların yüzde 60'ı yanlış ekonomik politikalar yüzünden demiş.

Bunun sebebini şu üç nedene bağlamış:

Bir: Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi.

İKİ: Liyakatsiz ekonomi yönetimi.

ÜÇ: Dış güçler.

Ana ve kronik sorun Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi adı altında tek adam yönetimi. Ekonomi yönetimi liyakatsiz kişilerle dolduruldu. Biat liyakatin önüne geçti. Dış politikada dışişleri devre dışı bırakıldı, kafa tutma, fırça atma, kavga etme politikası devreye sokuldu.

Haddinden fazla dış düşman yaratıldı. Dış politika iç politikanın propaganda malzemesi haline getirildi.

Bir başka önemli sebep daha var.

Her şeye bir kişi karar verdiği için, itiraz etme hakkı fiilen ortadan kalktığı için, Saray'ın sözünden çıkanlar görevden uzaklaştırıldığı için (örnek bir önceki Merkez Bankası Başkanı) ekonomi de, dış politika da, sosyal ilişkiler de kötü yönetiliyor.

Vatandaş bu durumu anladı, Saray anlamadı. Saray anlasa tamir etme yoluna gidecek, en azından çaba gösterecek.

Siirt'teki, Muş'taki, Tekirdağ'daki, Niğde'deki, Diyarbakır'daki, Muğla'daki ve cümle illerdeki vatandaş durumu olan bitenin farkında; fotoğrafını çekti, teşhisi yaptı.

Saray yapamadı.

Yapması da beklenemez. Yapması için özeleştiri mekanizmasının açık olması gerekir. Özeleştiriyi içselleştirmeleri gerekir.

Kendileri farkında mı bilmiyorum ama halk sorunun kaynağı Saray yönetimi diyor.

Kötü olan şu. Ekonomi yönetimi yüksek kur politikasıyla Türkiye'yi ucuz işçi cenneti yapmaya soyundu. Bu sayede yabancı sermayeyi çekmek istihdamı arttırmayı hedefliyor.

Sonunda Türkiye'yi 250 dolara bir ay çalışan işçiler ülkesi yapacaklar.

Geçen gün de değindim. Çin'in yerini almaya soyundular!.. Avrupa'nın ucuz işçi ambarı olmaya! 

Yazarın Diğer Yazıları

Fabrikayı kaptınız da, nerede bizim yerli ve milli tanklarımız!

Yerli ve milli olacağı ilan edilen tek bir Altay tankı bile üretilip TSK'ya teslim edilmedi. Çünkü firmanın elinde tank motoru yok. Çin'den bekleniyor!

Katar farkı... Medyanın örtülü sansürü...

Cumhurbaşkanı fiyat biçiyor, sattım diyor. Katar Şeyhi fiyatı beğenirse aldım diyor. Sorgu sual yok. İkisi de kamu mallarını kendi malları gibi alıp satıyor

Koalisyonlu yıllar geri geldi!

AKP Genel Başkanı, zaman zaman 1990'lı yıllara atıf yaparak koalisyonların kötülüğünden, ülkenin yönetilmediğinden söz eder. Halkın memnun olmadığını söyler. Bu konuda haklı. 1990'lı yıllarda koalisyonların en kötü örneklerini yaşadık. Ama şimdi de yaşıyoruz