01 Aralık 2020

Fabrikayı kaptınız da, nerede bizim yerli ve milli tanklarımız!

Yerli ve milli olacağı ilan edilen tek bir Altay tankı bile üretilip TSK'ya teslim edilmedi. Çünkü firmanın elinde tank motoru yok. Çin'den bekleniyor!

CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır'ın TV tartışmasındaki sözleri, Tank Palet Fabrikası'nı yeniden siyasetin gündemine oturttu.

Muhalefete göre, fabrika BMC/Katar Ordusu ortaklığına peşkeş çekildi. Kıyak yapıldı. 50 milyon dolarlık yatırım karşılığı gibi komik bir gerekçeyle 25 yıllığına verildi.

İktidar kanadına göre, askeri ve savunma alanında yapılan yatırımlarda artık birden fazla ülkenin ortaklığı normal. Fabrikayı kiralayan şirketin yüzde 51'i Türk. Telaşa gerek yok. İddialar abartılı, mesnetsiz.

Gelin ne olup bittiğine Tank Palet Fabrikası'nın neden yok pahasına verildiğine göz atalım veya gümbürtünün neden koptuğuna, kalkan toz dumanın neden inmediğine...

Ankara yerli ve milli tank yapmaya karar verdi. Prototipi hazırlandı, beğenildi, seri üretim için ihaleye çıkıldı.

Adına Altay denildi.

Prototipi hazırlayan Koç grubunun Otokar firması en güçlü adaydı ama BMC çok daha düşük teklif vererek ihaleyi kazandı. BMC'nin yüzde 49'unun Katar Ordusu'na satıldığı bu ihaleyle ortaya çıktı.

İhaleye göre BMC/Katar ortaklığı TSK'ya 250 Altay tankı üretecek, ilk teslimat ihaleden (2018) 18 ay sonra yapılacaktı.

Ama BMC'nin elinde sadece savunma sanayi ürünlerine yönelik fabrika kurması için 2015 yılında kendisine tahsis edilen Sakarya Karasu'daki 2.2 milyon metrekarelik arazi vardı.

Fabrika falan yoktu.

İhaleden sekiz - dokuz ay sonra devreye Cumhurbaşkanlığı girdi. Cumhurbaşkanı kararıyla Savunma Bakanlığı bünyesinde tamamı kamu kaynaklarıyla kurulan AFSAT adlı şirkete 27 askeri fabrika ve 3 tesisin işletmesi devredildi.

Mülkiyetleri Savunma Bakanlığı'nda kaldı.

İçlerinde Tank Palet Fabrikası da vardı. AFSAT, bu fabrikanın işletme hakkını 25 yıllığına yüzde 49'u Katar Ordusu'na ait olan BMC'ye devretti.

Neden mi?

Türk ordusuna tank üretsinler diye. Çünkü, BMC ihaleyi kazandı ama tank yapacak fabrikası yoktu. Herhalde birileri kulaklarına "Düşük fiyat ver, fabrika bizden" demiş olmalı!

Savunma Sanayi Başkanı devir işlemini şöyle açıklamıştı: "İki sene üç sene BMC'nin Karasu'da yapacağı fabrika mı beklensin, ordunun acil ihtiyacı var. Elimizde en müsait fabrika olan Tank Palet'in işletme hakkı devredildi."

Dikkatinizi çekerim; BMC/Katar Ordusu'na fabrikalarını kuracakları süre kadar, iki yıllığına, üç yıllığına, beş yıllığına işletme hakkı devretmiyor. 25 yıllığına veriliyor. "Karasu'da zahmete girip fabrika kurma" deniliyor.

BMC/Katar tank üretme karşılığında devasa fabrikayı göstermelik bedelle aldı da tanklar nerede!

Yerli ve milli olacağı ilan edilen tek bir Altay tankı bile üretilip TSK'ya teslim edilmedi.

Çünkü firmanın elinde tank motoru yok.

Çin'den bekleniyor!

İşin özeti: Ankara yerli ve milli tank ihalesi yapıyor. İhaleyi yabancı bir ordunun ortak olduğu şirket kazanıyor. Ama tankı yapacak fabrikaları yok. Devlet avantadan fabrika veriyor, yetişmiş personel veriyor. Ama motor yok. Motor bekleniyor.

Soru şu: 2018 yılında yapılan ihalenin koşulu ilk tankın 18 ay sonra teslim edilmesi değil miydi?

Evet, ama ona da çare bulundu. Savunma Sanayi Başkanı bunu da kılıfına uydurdu; "Firma motoru bulduktan sonra 28 aylık süre başlayacak" dedi.

Hani durum acildi? Hani yeni fabrikanın kurulması beklenemezdi? Çin motor verirse yerli ve milli tankımız olacak.

Altay'la hava atacağız.

Çin motoru veremezse bekleyeceğiz.

Anlayamadığım şu; herkes Tank Palet Fabrikası'nı konuşuyor da kimse neden "Nerede bizim tanklar?" demiyor.

Yazarın Diğer Yazıları

Aşı, maske dağıtımı gibi oldu; fiyasko!

Hatırlayın o günleri… Maske parayla satılmayacak, vatandaşlara bedava dağıtılacak denildi. Telefonumuza barkod düşecek, o barkodla en yakın eczaneye gidecek maskelerimizi alacaktık. Aldık almasına ama verilen poşetin içinde sadece beş maske vardı. Uygulama 40 gün sürdü, bir poşet (beş adet) maske alan şanslıydı, kimine sıra dahi gelmedi

Tek tip haber kanalı isteniyor!

RTÜK Halk TV üzerinden eleştirel kanalları uyarıyor. Demek istiyor ki; "Canlı yayın falan tanımam, konuk falan beni ilgilendirmez, iktidarın hoşuna gitmeyen sözlerden yayıncı kuruluş sorumludur. Tartışma programına yorumcu seçerken dikkatli olun, iktidarı rahatsız edecek isimlerden uzak durun"

Toplum ruhsal travma geçiriyor, siyasetçiler neyi tartışıyor?

İnsanlar geleceğini göremiyor. İnsanlar karamsar. Bir ülke için en feci durum bu