25 Temmuz 2019

Cumhurbaşkanlığı'na sormuş; soğanlı mı, soğansız mı?

CİMER'in “Biz (Cumhurbaşkanı) soğansız yiyoruz” açıklamasına siyasi anlam yüklersek abartmış olmayız herhalde!

Haber komik ama politik... Çünkü, işin içinde soğan var... Eee, soğan varsa siyaset var demektir...

Önce meseleyi anlatayım... Arda isimli bir vatandaş Cumhurbaşkanlığı'na (CİMER) sormuş; menemen soğanlı mı yapılır, soğansız mı? CİMER de Twitter üzerinden yanıt vermiş; “Herkesin ağız tadı farklı biz soğansız tercih ederiz” demiş...

Haber bu... Gelelim soğanın siyaset ayağına...

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı (CİMER) “Biz soğansız tercih ederiz” derken herhalde Saray çalışanlarını kastetmedi... Cumhurbaşkanı'nı kastetti...

Bu açıklamadan anlıyoruz ki, Cumhurbaşkanı da menemen soğansız olur diyenlerden... Biliyorsunuz, bu konuda Türkiye karnıyarık gibi ortadan ikiye bölünmüş halde... Gurme Vedat Milor Twiter üzerinde anket yaptı... Vatandaşa sordu; menemen soğanlı mı olur, soğansız mı?

Yüzde 51 soğanlı dedi... Cumhurbaşkanı bu konuda azınlığa düştü... Yüzde 49'un yanında yer aldı...

Soğanlı/ soğansız tartışması öyle basite alınacak mesele değil... Mazisi var... 12 Eylül döneminde de tartışmıştık... O günkü tartışma menemen değildi, Adana kebabıydı... Adana kebabı soğanlı mı olur, soğansız mı?

O zaman elimizde twitter gibi ölçüm aleti yoktu ama gelen tepkilerden memleketin karnıyarık gibi ikiye bölündüğünü anlamıştık...

O günlerde, o tartışma nasıl mı başladı, neden mi başladı?

Hemen özetleyeyim... 12 Eylül rejimi siyasetçilere yasak getirince Altan Öymen yazarlığa döndü, Cumhuriyet'te yazmaya başladı... Askerler siyasi yazı yazmasını da yasakladılar... O da Tan Oral'la birlikte Çukurova'ya gittiler ,tadı hala damağımızda olan enfes röportaj dizisini çıkardılar . ( 01 Adana/ kitapçılarda var) O dizinin bölümlerinden biri de buydu; Adana soğanlı mı olur, soğansız mı?

*

Soğan deyip geçmeyeceksin, Türk siyasi hayatımızda özgül ağırlığı var... 31 Mart yerel seçimleri öncesini hatırlayın... Başat konu soğandı... Bir ara kilosu sekiz liraya kadar çıkınca enflasyonun sembolü oldu... İktidar panik halinde belediyelere tanzim satış mağazaları kurdurdu...Soğanı düşük fiyattan satıp muhalefetin sesini kesmeye çalıştı ama İki kilo soğan için uzun kuyruklarda saatlerce beklemek zorunda kalan insanlar manzarası iktidarı daha da yıprattı...

Soğanın önlenemez yükselişinin bir sorumlusu olmalıydı... Müsebbibi!... Cumhurbaşkanı uyardı, Maliye Bakanı emir verdi... Depolar basıldı... Ele geçirilen soğanlar sergilendi... Sorumlu bulma çabası, Ankara'da 45 depoya eş zamanlı baskın yapılmasına kadar vardı...

CHP Lideri Kılıçdaroğlu çıkıp; 'Bu soğanları depolamasak ne olacaktı, tarlada mı kalacaktı' deyince herkes bir durakladı... Hakikaten soğanı nerede saklayacaktık?

Soğan son yerel seçimlere damgasını böyle vurdu... İktidar partisinin yerel seçimden ağır yenilgiyle çıkmasında enflasyonun sembolü olan soğanın payı büyük...

Bu sebeple soğan siyası...

Cumhurbaşkanı, soğan tartışmalarının olduğu günlerde demişti ki; “Elinde tüfek tutan teröristle elinde soğan tutan terörist arasında bir fark yoktur.”

Yani soğan tüfek gibi, silah gibiymiş!..

Cumhurbaşkanı'nın bu benzetmesini dikkete alırsak CİMER'in “Biz (Cumhurbaşkanı) soğansız yiyoruz” açıklamasına siyasi anlam yüklersek abartmış olmayız herhalde!  

*

Gelelim meselenin öteki boyutuna... O vatandaş menemeni neden Cumhurbaşkanlığı'na sorma gereği duydu... Es geçmeyin... Sosyolojik bir vaka!.. Herhalde karar veremedi, doğrusu bilse bilse devletim bilir dedi... Bizde devlete sorma geleneği var çünkü...

Bu haberi okuyunca aklıma yıllar önce ünlü şairimiz Mehmed Kemal'in Cumhuriyet gazetesindeki yazısında kullandığı bir fıkra geldi. Sıkıyönetim dönemiydi, bu fıkra nedeniyle başı belaya girmişti (gözaltı)... Fıkra şöyleydi:

Osmanlı dönemi, iki balıkçı boğaza lüfer avına çıkarlar. Biri diğerine yakaladığı lüferi göstererek sorar. Söyle bakalım bu lüfer dişi mi, erkek mi? Arkadaşı dişi der. Başlarlar tartışmaya; dişi /erkek. Sonuç yok tabi... Biri 'şuradaki yalıya yanaşalım ahçısı benim hemşerimdir ona soralım' diyerek tartışmaya noktayı koyar. Yalının rıhtımına yanaşırlar, aşçı gelir, sorarlar; bu lüfer dişi mi erkek mi? Aşçı evirir, çevirir ; 'bilemedim en iyisi gidip paşaya sorayım.' der. Balıkçılar yok artık derler; yahu paşa ne bilir. Aşçı cevap verir; bilmez ama paşadır dediği dediktir...

Menemen soğanlı mı yapılır soğansız mı?

 

 

Yazarın Diğer Yazıları

Güven bunalımı var; tek çare seçim

Başka türlü ekonomi rayına oturmaz, başka türlü ülkeni çivileri yerine çakılmaz

AKP kazanı fokurduyor

Belli ki, bir grup içten içe Erdoğan ve ekibine kızıyor. İstanbul Sözleşmesi tartışması onlar için tam fırsat oldu

Bahçeli Akşener’e neden "eve dön" çağrısı yaptı?

Gördüğüm o ki; Bahçeli bir taşla üç beş kuş vurmaya kalktı