12 Eylül 2019

Belediye başkanı olsam, Cumhurbaşkanı'na sorardım

Mesela, Antalya Belediye Başkanı olsaydım; 'Sayın Cumhurbaşkanı derdim geçenlerde yaptığınız bir konuşmada benim ilimde rezaletler yaşandığını söylediniz, o rezaletler nelerdir sıralar mısınız?' derdim

Cumhurbaşkanı 29 büyükşehirin belediye başkanlarını (biri yurt dışında) Saray'da topladı... Onlara hitap ederken hem hafif yollu fırça çekti hem nasihat etti hem söz verdi...

Fırça; eski defterleri açmayın, işten adam çıkarmayın, araçlarla maraçlarla uğraşmayın...

Nasihat; önünüze bakın, kentinizin tümünü kucaklayın, hizmete odaklanın...

Söz; parti ayrımı gözetmeksizin birlikte çalışacağız...

Yani; AKP'li, MHP'li CHP'li HDP'li diye ayrım yapmayacağının sözünü verdi... Pardon HDP'li büyükşehir belediye başkanı kalmadı... Onlar kayyım vali marifetiyle AKP'ye geçti sayılır...

Manisa'nın MHP'li Belediye Başkanı'nı da iktidar ortağından sayarsak Cumhurbaşkanı'nın sözleri CHP'li belediye başkanlarınaydı... Fırçanın da, nasihatin de, verdiği sözün de adresi onlardı...

Cumhurbaşkanı konuşmasının sonunda ‘Bakanlarım burada söz sizin taleplerinizi dinleyip not alacaklar, üzerimize düşeni yapacağız' dedi... Sözü davetli belediye başkanlarına verdi... Yemekli toplantının bundan sonraki bölümü basına kapalıydı... O an düşündüm ben CHP'li belediye başkanı olsam mikrofon bana geldiğinde Cumhurbaşkanı'na ne derdim...

Öncelikle şunu sorardım...

Sayın Cumhurbaşkanı, oy versin vermesin tüm seçmeni kucaklayın diyorsunuz ama siz tüm belediyeleri kucaklamadınız... Neden sadece AKP'li belediyelere teşekkür ziyareti yapıyorsunuz?  

Ardından şöyle derdim herhalde...

Sayın Cumhurbaşkanı sizi nasıl kabul edelim... Bize nasıl yaklaşacaksınız ... Sözlerinizi, devletin başı olarak mi, yürütmenin talebi veya eleştirisi olarak mı, yoksa yaptığımız icraatlara muhalefet eden parti genel başkanı olarak yorumlayalım... İlişkimiz bundan sonra sizin hangi şapkanızla olacak?

Mikrofonu elime geçirmişken tüm CHP'li belediyeler adına şunu da sorardım...

Sayın Cumhurbaşkanı bizleri bol keseden vaat etmekle, milleti kandırmakla suçladınız; ‘alenen, sahtekârlık, riyakârlık, düzenbazlıktır' dediniz... AKP'li belediyeleri tek kelime etmediniz... Bu tutumunuz devlet başkanı unvanınızla bağdaşıyor mu?  

Mesela, Antalya Belediye Başkanı olsaydım; 'Sayın Cumhurbaşkanı derdim geçenlerde yaptığınız bir konuşmada benim ilimde rezaletler yaşandığını söylediniz, o rezaletler nelerdir sıralar mısınız?' derdim.

Mesela, Muğla Belediye Başkanı olsaydım; sayın Cumhurbaşkanı Adana, Mersin ve Antalya'da rezaletler yaşandığını söyledikten sonra Muğla'da olan bitenleri anlatmıyorum bile diyerek daha da rezil durumlar olduğunu ima ettiniz, nedir bunlar bana da söyler misiniz? diye sorardım...

Mesela İstanbul Belediye Başkanı olsaydım; ' 31 Mart'tan sonra seçimin yenilenme kararı alınınca İçişleri Bakanı, İstanbul Valisi'ni belediyeye kayyım atandı... Kayyım vali iki arada bir derede iki bine yakın kişiyi işe aldı... Hangi ihtiyaçtan aldı, üzerine vazife miydi' derdim.

Ama şunu sormadan Saray'dan ayrılmazdım...

AKP'nin daha doğrusu AKP/MHP ikilisinin adayı Binali Yıldırım doğalgaza yüzde 10 indirim sözü vermişti... Doğalgaza yüzde 32 zam geldi... Binali bey seçilemeyince doğalgazı yüzde 10 ucuzlatmak yerine yüzde 32 zam yaparak İstanbul seçmenini cezalandırmış olmuyor musunuz?

Ve eklerdim...

Hayır, ne münasebet zam dövizdeki artışın doğal sonucu, kaçınılmazdı derseniz Binali Bey'in yaptığı da milleti aldatmak, alenen sahtekarlık, riyakarlık, düzenbazlık olmuyor mu?

Belediye başkanı olsam dün Saray'da Cumhurbaşkanı'na bunları sorardım...  

 

Yazarın Diğer Yazıları

AKP'lilerin söyleyecek sözü kalmamış!

İttifakı zorunlu hale getiren kim? Ona laf söylemiyorlar, muhalefetin bir araya gelmesine verip veriştiriyorlar. Aslında söyleyecek sözleri kalmadığı için bu yöntemi benimsediler

CHP rol mü yapıyor?

CHP sözcüleri 'Türkiye'nin büyük sorunları var, önce bunları çözülmeli' diyorlar ama bu işin nasıl olacağını söylemiyorlar

12 Eylül Fethullahçı yargı darbesinin de yıl dönümü

Fethullahçı çete, özel yetkili mahkemeler kurdu, özel yetkili savcılar atadı, sahte tanık, gizli belge yöntemiyle polis/savcı/hâkim terörü yarattı... Korku imparatorluğu kurdu...