28 Ekim 2020

Bahçeli'yi dinleyince "Türkiye'de mi yaşıyorum?" dedim

Bahçeli neden durduk yerde Türk usulü başkanlık sistemini övme, parlamenter sistemi kötülemek isteyenleri de neredeyse hain ilan etme ihtiyacı duydu?

MHP lideri Devlet Bahçeli partisinin grup toplantısında konuştu. Uzun uzun adını koyduğu Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin Türkiye'nin önünü açtığını anlattı.

Halk olarak farkında değiliz ama Bahçeli'ye göre, kendi kurduğu sistem muharrik ve muhkem vasfıyla prangaları kırmış. Kronik sorunlara neşter vurmuş.

Meğer durum buymuş. Devlet Bey'e göre uçuyoruz.

Yine Devlet Beye göre; Türkiye'nin daha mesut, daha muvaffak, daha muzaffer, daha muasır, daha müreffeh olmasının önünde engel kalmadı.

O zaman niye olamıyoruz?

Olmamız için sabretmemiz gerekiyormuş! Cumhurbaşkanı ne dedi: "Gerçek mümin yoklukta sabır eder."

İktidarın büyük ortağı "Yokluktayız sabır edin" diyor, iktidarın küçük ortağı müreffeh Türkiye'den bahsediyor.

Ben mi yanılıyorum, size soruyorum, özellikle MHP'lilere soruyorum: Yaşadığınız Türkiye Bahçeli'nin anlattığı Türkiye mi?

Açıkça konuşalım...

Devlet Bey Türkiye'yi bilmez. Türkiye'yi gezmez. Türkiye'yi tanımaz. Halkla temas etmez, çarşı pazar gezmez. Ankara dışına çıkmaz. Evden partiye, haftada bir gün Meclis'e...

Odasında tek başına oturur.

Üç beş danışmanı, iki üç yardımcısının anlattığı kadarıyla dünyayı ve Türkiye'yi takip eder. Bütün faaliyeti bu.

Dört yıl oluyor. Sözcü Gazetesi'nin başyazarı Rahmi Turan yazmıştı, itiraz gelmedi:

"Devlet Bey sabah evden çıktıktan sonra doğruca Genel Merkez'e gidiyor, odasına kapanıyor, akşama kadar odasından çıkmadan işleriyle uğraşıyor, bol bol televizyon seyrediyor. Bütün günlerini, salı günü Meclis'te yapacağı grup toplantısı için çalışmakla geçiriyor, grupta konuştuktan sonra o haftaki işi bitiyor. Peki, akşama kadar bürosunda açık olan televizyonda neler seyrediyor? Onu da öğrendik… Televizyonlardaki evlilik programlarını izliyormuş! Çok ilgileniyormuş bunlarla… Hem de hayranlık derecesinde! İlginç bir yanı da, uçağa binmiyor Devlet Bey… İtiraf etmese de, anlaşılıyor ki onda 'uçak korkusu' var! Psikolojik bir durum. Bu nedenle yurt dışı seyahatlerine gidemiyor. İstanbul'da bulunması gerektiği vakit karayolunda otomobille seyahat ediyor. Seçim gezilerine de hep karayolundan gidiyor."

Türkiye'yi dolaşmadığı için, sokağa çıkmadığı için, insanların inim inim inlediğini görmüyor.

Türkiye'yi müreffeh ülke sanıyor.

Ama haksız sayılmaz. Haberleri iktidara yakın kanallardan izliyorsa özellikle "ahabe"i takip ediyorsa müreffeh sanması normal.

MHP liderinin konuşmasında dikkatimi çeken bir başka açıklaması daha var. Dedi ki: "Devlete hakim güç ve yetki kargaşası sona ermiştir."

Nasıl yorumlayalım?

"Güçler ayrılığı bitti, yasama - yürütme - yargı artık ayrı bir güç değil, hepsi tek kişiye bağlandı" mı demek istiyor?

Galiba öyle.

Bunları söyleyen Bahçeli, parlamenter sistemi isteyenlere de verdi veriştirdi. Parlamenter rejimi isteyenler kriz yanlısıymış, kavgadan beslenenlermiş, kutuplaşmayı isteyenlermiş...

Kutuplaşmaymış!..

Yerel seçimleri beka meselesi ilan ederek kutuplaşmanın gazına basan kendisi değil mi?

Devlet Bey bir sonraki konuşmasında parlamenter sistemi isteyenleri terörist ilan ederse şaşırmam.

Neyse gelelim söylediklerinin siyasi analizine...

Bahçeli neden durduk yerde Türk usulü başkanlık sistemini övme, parlamenter sistemi kötülemek isteyenleri de neredeyse hain ilan etme ihtiyacı duydu?

Cumhur ittifakı eriyor, kurdukları rejim yürümüyor, Türkiye her alanda 20 yıl geriye gitti de ondan.

Yazarın Diğer Yazıları

Çalkantılı denizde beşik gibi sallanan teknede gibiyiz

Neredeyse 2.5 yıldır Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ni deniyoruz. Sistemin kendisi arıza çıkarmaya, işleri kilitlemeye, ülkeyi patinaj yaptırmaya müsait, biz bir de bunu yorgun iktidarın sırtına yükledik. Asıl mesele bu

İki yıl önce de aynı kararı almıştınız; ayıp!

Merkez Bankası Para Kurulu'na sorum şu: Aynı şeyi yapıp farklı sonuç beklemeye ne denir?