17 Haziran 2020

Avrupa panikteydi biz rahattık, şimdi biz panikteyiz onlar rahat

Kendimizi öyle şişirdik ki, öyle demeçler verildi ki, öyle yayınlar yapıldı ki... Korona vız gelir tırs gider havası yaratıldı

Gelin filmi başa saralım, şu Korona sürecine kısaca bakalım.

İtalya kasıp kavrulurken, İspanya'dan imdat sesleri yükselirken, Fransa alarma geçerken, Almanya diken üstünde yaşarken Türkiye'de durum iyiydi. Vaka sayısı da yoğun bakımda yatan hasta sayısı da kaybettiğimiz insan sayısı da onların kat kat altındaydı.

Onlar panikteydi, biz rahattık.

Ya bugün? Roller değişti. Onlar rahat biz panik halindeyiz. Son durum gerçekten vahim. Türkiye'de vaka sayısı iki binlere koşuyor, Avrupa'da her geçen gün azalıyor.

Somut veri; önceki gün Yunanistan'daki vaka sayısı sadece 13'tü. Öldü bitti denen İtalya'da 300.

Peki, neden böyle oldu?

Kendimizi öyle şişirdik ki, öyle demeçler verildi ki, öyle yayınlar yapıldı ki... Korona vız gelir tırs gider havası yaratıldı.

Ama daha da önemlisi iktidar bu işten siyasi rant sağlamaya kalkıştı.

Kârlı çıkacağız dediler.

Medyası da verdi gazı.

Avrupa sürünüyor, biz uçuyoruz dediler.

Avrupa'nın en güvenilir ülkesi Türkiye, bu yaz Avrupalı turistler bize akacak, diye yayın yaptılar.

Yaşı ilerlemiş Alman, İtalyan, Fransızların Türkiye'ye yerleşmek için kuyruğa girdiklerini yazdılar.

O kadar rahattık ki, 152 ülkeye tıbbı malzeme yardımı yaptık. Maske gönderdik.

(Bu arada kendi vatandaşımıza dağıtamadık ama olsun. Şanslı olanlar iktidarın beş adet verdiği maskeye sahip oldu ama onların da teli yoktu, zaten bir işe yaramazdı.)

Kendimizi dev aynasında gördük. Avrupa'nın bize hayran olduğunu, Korona ile mücadelede dünyanın en başarılı ülkesi olduğumuzu ilan ettik.

Kendi söylediğimize kendimiz inandık.

Dünya lideri olan Cumhurbaşkanı'nın zamanında ve doğru aldığı kararlarla bu işi atlattığımız o kadar çok yazıldı, çizildi ki... Televizyonlarda o kadar çok konuşuldu ki...

Bu işi atlattık demeyen kalmadı.

İçişleri Bakanı Bilim Kurulu'na dayanarak gece yarısı sokağa çıkma yasağı koydu, Cumhurbaşkanı "Halkımın daha fazla eziyet çekmesine gönlüm razı değil" diye yasağı kaldırdı.

Bir alkış bir alkış...

Yürütme 1 Haziran'dan itibaren hayatı normale döndürdü.

Yine aynı tezahürat...

YÖK Başkanı üniversite sınavını temmuz sonuna ertelemişti, yürütme bir ay öne çekti.

Gazeteleri işte budur lider böyle olur diye övgü yağdırdı.

Bugün Bilim Kurulu üyeleri üniversite sınavını erteleyin vaka tavan yapacak diye uyarıyor.

Nerden nereye...

Uzmanlar vaka sayısı iki bini geçerse sert önlemler alınmalı diye feryat figan ediyor.

Turizm sezonu açılırken düştüğümüz duruma bakın. Biz de günde iki bin vaka Yunanistan'da sadece on - on iki.

Siz olsanız hangi ülkeye gidersiniz?

Uzun sözün kısası kendimiz ettik kendimiz bulduk.

Meselenin acı yani şu: Almanya AB ülkelerine yönelik seyahat uyarısını kaldırdı ama Türkiye'ye yönelik kaldırmadı. Açıkça Türkiye'ye gitmeyin deniliyor. Üzücü neden "Ankara'nın yayımladığı verilerin güvensiz olduğu" iddiası.

Hâl buyken iktidarın akıl hocalarından biri şu satırları yazmış:

"Her akşamüstü rakamlara bakıp hipnotize halde panikliyoruz. Berraklık iyidir ama. 'Ama'sı var işte."

Çözüm bu mu?

Yazarın Diğer Yazıları

Mesele sadece "damat" değil!

Albayrak hedef tahtasında ama tek sorumlu o mu?

Siyaset "damat" üzerinden patladı

Gündemi ekonomiden kaçırma, bu meseleleri konuşmama çabası, yeni gündem yaratma hamleleri, kendini destekleyen yayın organlarının gayretleri sonucu değiştirmedi \ değiştiremedi

Erdoğan lebaleb kongrelerde neden ısrarlı?

Deniliyor ki; Erdoğan il kongrelerini tamamlayıp Mart ayında büyük kongresini yaparak erken veya baskın seçime partisini hazır etmek istiyor. Bu görüşü savunanlar küçük ortak MHP'nin de 18 Mart'ta büyük kongresini yapacağına işaret ediyor. Bu bir olasılık ama mesele bunun öteside