10 Ekim 2019

Askeri harekât sonrası için yanıt bekleyen 11 soru...

Şam yönetimi PYD ile anlaşırsa ... Düşmanımın düşmanı benim dostumdur anlayışı devreye girerse...

Konuşmak için, sormak için erken mi?

Bence değil...

Askeri harekât dün akşam üstü başladı... Bunun geri dönüşü yok... İlk hedef 5 kilometre derinlikte 120 kilometre genişlikte alanı kontrol etmek... Sonra, ABD ile yapılacak pazarlığa göre 30/35 kilometreye kadar inmek olduğu söyleniyor...

Peki, Ankara’nın nihai hedefi ne? Her türlü riski göze alarak Suriye’ye girmesinin amacı ne?

Güvenli bölge oluşturarak terör koridorunun önüne geçmek... PKK/YPG yapılanmasını sınırımızın uzağına itelemek...

Doğru...

Diyelim ki; Ankara hedefine tereyağından kıl çeker gibi ulaştı... YPG militanları 30-40 kilometre güneye çekildi... ABD askerleri güvenli bölge ile YPG milisleri arasında tampon bölge oluşturdu... Tampon bölgenin tampon bölgesi de kuruldu...

Askerlerimizin burnu kanamadı... Önce 120 daha sonra 480 kilometre uzunluğunda hat oluşturduk... ÖSO askerlerini buruya yerleştirdik... Başlarına subaylarımızı koyarak güvenliği sağladık...

Kısaca her şey masada planlandığı gibi oldu... Dörtdörtlük gitti... Meselenin askeri kısmı bitti... hapisteki IŞİD militanlarının bir kısmını derdest ederek ülkelerine gönderdik... Bir kısmını hapiste tutmayı sürdürdük...

Peki ya sonra? Nihai hedef ne?

Ankara’nın açıkladığı nihai hedef, 5 bin nüfuslu 140 köy ile 30 bin nüfuslu 10 ilçe kurmak... İlk etapta bir milyon Suriyeli göçmeni yerleştirmek... Daha sonra bu sayıyı iki milyona çıkarmak... Sınırımıza paralel Ankara’ya bağlı ve bağımlı Arap bölgesi oluşturmak... Buna özerk bölge de diyebiliriz...

Gelelim sorulara...

BİR: Ankara’nın yaptığı hesaba göre 25 milyar Euro tutan tampon yerleşim alanının parasını kim verecek?

İKİ: Avrupa ‘bize ne’ derse (ki diyecektir, Avrupa’dan beş kuruş gelmeyeceği şimdiden belli ) Türkiye kendi imkânlarıyla mı yerleşim yerlerini kuracak?

ÜÇ: Ankara, bu işe tek başına soyunursa kırılgan ekonomimiz un ufak hale gelir mi?

DÖRT: hadi yavaş yavaş yapalım dedik; 200 bin konutun yapılması kaç yılda biter?

BEŞ: Bir an için paranın bulunduğunu, binaların üç/beş yılda yapıldığını düşünelim... Bir hatta iki milyon Suriyeli oraya yerleşmeyi kabul eder mi?

ALTI: Oraya yerleştirilecek iki milyon Suriyeli göçmen geçimini nasıl sağlayacak? Ne yiyecek ne içecek? Parayı nerden bulacak?

YEDİ: Ankara’nın yaptığı bu planın hayata gerçekleşme olasılığı yüzde kaç?

SEKİZ: İnşaat parasını bulamazsak, Suriyelileri de yerleştiremezsek, 480 kilometre uzunluğunda 30 kilometre derinliğindeki boş alanı ne yapacağız? O boş alanın bize ne faydası olacak? O boş alanın da YPG’lilerle sınırı olmayacak mı?

DOKUZ: Güvenli bölge adına oluşturduğumuz boş alanı korumanın hazineye maliyeti yılda ne kadar olacak?

ON: O boş alanı boş tutmak için kaç askerimiz görev yapacak?

ON BİR: Şam yönetimi PYD ile anlaşırsa ... Düşmanımın düşmanı benim dostumdur anlayışı devreye girerse... Şam ordusu ile YPG milisleri güvenli bölgeyi almak için saldırı düzenlerse ne olur? Suriye ile savaşa girer miyiz?

Suriye’ye adım atmadan önce bunlarda konuşulması/tartışılması gereken sorular değil mi? Zamanı gelince konuşuruz dersek iş işten geçmiş olabilir...

Yazarın Diğer Yazıları

Haydarpaşa İstanbul’sa İstanbullunun olmalı

İstanbul halkının temsilcisi olan İstanbul Belediye Başkanı’na vermemek için kapalı kapılar ardında iş çeviriyorlar

Sanki Türkiye- Suriye savaşı var!

Kaderin garip cilvesi sahanın terör örgütlerinden temizlenmesi birbiriyle küs olan iki başkentin de işine yarıyor

Beş yıl sonra yine Kobani!

Suriye de bugünleri işte bu hataları yaparak gelindi...