24 Aralık 2013

Siz çıkın, biz daha buradayız

Bugünlerde “siyasete sahip çıkılmalı” diye çırpınanların siyasetten anladıkları, yolsuzlukların üstünün kapatılması, cinayetlerin aydınlatılmaması, Anayasa’nın ve yasaların çiğnenmesine göz yumulması, hukukun yok edilmesi, sıkıyönetim dönemlerini aratmayacak uygulamaların kanunsuzca hayata geçirilmesi.

'Siyasete sahip çıkma zamanı...'

Şimdilerde her türlü zorbalığın üstünü kapatmak için ağızlardan düşürülmeyen kurnaz mı kurnaz “tekerleme” bu.

Tabii ki siyasete sahip çıkılmalı. Her zaman. Aksini savunmanın mümkün olmadığı bir laf bu.

Zaten kurnazlık da “aksi söylenemeyecek” böyle lafların arkasına saklanmakta yatıyor.

Buradaki hokkabazca el çabukluğu, siyaset derken neyi kastettiklerini hiçbir şekilde açıklamamaları. Sahip çıktıkları “siyasetin” nasıl bir şey olduğunu tarif etmemeleri.

Bugünlerde “siyasete sahip çıkılmalı” diye çırpınanların siyasetten anladıkları, yolsuzlukların üstünün kapatılması, cinayetlerin aydınlatılmaması, Anayasa’nın ve yasaların çiğnenmesine göz yumulması, hukukun yok edilmesi, sıkıyönetim dönemlerini aratmayacak uygulamaların kanunsuzca hayata geçirilmesi.

Siz buna “siyaset” mi diyorsunuz? Demokrasiyi, hukuku ve insan haklarını bir kenara atmak siyasete sahip çıkmak anlamına mı geliyor artık?

Gücünü sandıktan alan bir siyasi iradenin her şeyi yapma hakkı olduğunu mu söylüyorsunuz yani bizlere?

“Sandıkla geldim o yüzden insanları da öldürtürüm, yolsuzluk yapanları da kollarım, itiraz edeni de yok ederim” demek siyaset midir?

Ve tüm bunlara rağmen “siyasete sahip çıkmalıyız” demek onurlu bir duruş mudur?

Bu tür sahtekarlıkları önlemek için insanlar “temiz siyaset” diye bir başka kavram buldular. Çünkü hepimizin şu günlerde yakından tanık olduğu gibi “kirli siyaset” de var. Hangi siyasete sahip çıkacağız? Siz hangi siyasete sahip çıkıyorsunuz?

Sizin bu “siyaset” dediğiniz şeye sahip çıkıldığında burası demokratik, evrensel hukuk standartlarını yakalamış, insan haklarını pusulası yapmış, şeffaflığı içselleştirmiş bir ülke mi olacak?

Yoksa yavaş yavaş kontrolünü kaybeden bir adamın diktatörlüğünü daha da pekiştirmesine mi yarayacak sizin sahip çıkılmalı dediğiniz siyaset?

Gözümüzün önünde yaşananlara bakılınca, ikincisi.

İyi de o zaman bu ülkeyi cehenneme çeviren askerlerin yaptığından ne farkı var tüm bu yapılanların?

Onlar da hukuktan hoşlanmıyorlardı, onlar da kendileri gibi olmayan herkesi düşman görüyor, onlar da insanları öldürüyor, onlar da insanların paralarını çalıyorlardı.

Ve onlar da bu “siyasetlerine” karşı gelenleri, tıpkı üniformasız diktatörünüz gibi düşman belliyorlardı, yok etmek istiyorlardı onları.

Askeri vesayetin tüm alışkanlıklarını siviller devam ettirdiği zaman bu “sahip çıkılacak bir siyaset” mi oluyor?

Zorbalık askerden gelince kötü de, sivillerden gelince hiç sorun yok mu?

İkisine birden karşı olamamanızın nedeni ne?

Ortada hiçbir darbe tehdidi yokken siyasete sahip çıkmalıyız demek kurnazca bir hedef saptırma çabasından başka bir şey değil de nedir?

Kefen giyip karşısına çıkan meczuplara memnuniyetle gülümseyen Başbakan’ı yedirmemek için mi siyasete sahip çıkılmalı?

Roboski’de insanları bombalayanlara teşekkür eden Başbakan’ı yedirmemek için mi yoksa?

Gezi’de polise insanları öldürmesi için emir veren Başbakan’ı yedirmemek için mi yoksa aylardır bir ev için ölüm orucuna yatanları görmezden gelen Başbakan’ı yedirmemek için mi? 

Yoksa milletin parasını ayakkabı kutularında saklayan yolsuzlara kol kanat geren Başbakan’ı yedirmemek için mi sahip çıkılmalı siyasete?

Evet siyasete sahip çıkmaktan vazgeçmemeliyiz. Yasalara saygılı, dürüst ve temiz siyasete sahip çıkmalıyız.

Siyaset insanları dilediği gibi öldürmek, fişlemek, tutuklamak, sürdürmek, süründürmek, paraları dilediği gibi çalmak, yandaşlarını kayırmak değildir.

Siyaset halktan aldığı yetkiyi halka hizmet olarak geri ödemektir.

Gerisi sadece şark kurnazlığı, iktidar hırsı ve kemiksiz “kirli” siyasettir.

Ve sizin tüm yüzsüzlüğünüzle sahip çıkmaya çalıştığınız şey de budur, sivil siyasetçilerin boğazına kadar battığı kirlilik, soygun ve yolsuzluk politikasıdır.

Soygunu meşrulaştırmaktır.

Hırsızı korumaktır.

Katillere teşekkür etmektir.

Yargıyı yürütmenin denetimine sokmaktır.

Tarih boyunca sivillerin arasından da diktatörler, hırsızlar, katiller çıktı, üniformaları yok diye onları da kutsayacak, her türlü suçlarını savunacak, “siyasetlerine” sahip çıkacak mısınız?

Siyasete değil suça, yolsuzluğa, hırsızlığa sahip çıkıyorsunuz, utanmadan“siyasetle” hırsızlığı özdeşleştirip, insanları “temiz” bir siyaset olamayacağı konusunda ikna etmeye uğraşıyorsunuz.

Siz, “kirli” siyasetinizi savunun.

Biz, sonuna kadar “temiz” ve dürüst bir siyaset istemeyi sürdüreceğiz.

Sizinle bizim aramızdaki fark da, “kirli” ile “temiz” arasındaki fark kadar olacak.

Yazarın Diğer Yazıları

Hayaller duşakabin

Bu saçma sapan hayalin toslayıp paramparça olacağı duvara fazla bir şey kalmadı…

"Ay resmen evrim"

Mizahtan korkanların çaresiz vahşetleri bunu durdurmaya yetmez…

Reddedildi

Bana kalırsa bunların para sayma makinasından çok hesap makinasına ihtiyaçları var…