14 Mart 2014

Geri dönüş yok

Ortalık iyice karışıyor... Seçime on yedi gün kaldı.

Ortalık iyice karışıyor...

Seçime on yedi gün kaldı.

Berkin Elvan’ın ölümü ve ardından yaşananlar, bu ülkenin ciddi biçimde bölündüğünü, acıları bile birbirinden farklı iki kampa ayrıldığını gösteriyor. 

Bir yanda milyonlarca insanın sessizce üstesinden gelmeye çalıştığı on beş yaşındaki bir çocuğun acısı, diğer yanda bir “Başımız sağ olsun” diyemeyen garip bir adam.

Bir yanda çocuğuyla vedalaşan milyonlar, diğer yanda “Bunlar rüzgar gibidir, gelip geçer” diyen küstah bir zorbalık.

Bir yanda on beş yaşındaki çocuğunun hakkını arayan insanlar, diğer yanda o insanları “ölü sevicilikle” suçlayan bir insafsız.

Bir yanda annesine bir şey olmasın diye kendini katillerin ortasına atan on beş yaşında bir yürek, diğer yanda polisin çocuğunu öldürdüğü bir anne babaya “evlatlarına daha fazla ihtimam” göstermelerini öğütleyen çürümüş bir yürek.

Bir yanda on beş yaşındaki oğlunun bir dakika daha yaşaması için canını verecek olan bir anne baba, diğer yanda “Berkin Elvan’ın fişi çekildiyse…” diyebilen zavallı bir ruh.

Bir yanda başka bir acı daha taşıyamayacak milyonlar, diğer yanda “siyasi şov” diye zırvalayan bir kötülük.

Bir yanda “Benim oğlumu Allah değil Tayyip aldı” diyen bir anne, diğer yanda sürekli toplumu kışkırtan bir siyasetçi.

Bu böyle gitmez.

İnsanların vicdanları ve sabırları bu kadar sınanmaz.

Zorbalığın bu kadar küstahlaşmasına hayat izin vermez.

Başbakan toplumsal gerginliğin kendisine çıkar sağlayacağını düşünüyor olabilir fakat bu gerginlik başbakan da dahil kimsenin işine yaramayacak.

Böyle giderse sevildiğinden daha çok nefret edilen bir adamın ihtirasının, küstahlığının ve körlüğünün bedelini yeni acılarla ödeyeceğiz.

Kendisiyle beraber ülkeyi yakmaya hazır görünüyor Başbakan.

Derin devletin tecrübeli aktörlerini ve kullanışlı katillerini ortalığa salması, sürekli olarak toplum içindeki düşmanlığı besleyecek nutuklar atması, çaresizliğinin sonucu.

Kaybettiğinin farkında.

Demokrasiye ve hukuka dönse, onu orada yolsuzluk ve cinayet dosyaları bekliyor.

Taraftarlarını nefret etrafında kilitleyerek bir baskı rejimi yaratmaya doğru yola devam etse ülkeyi kaosa, çatışmaya, belki de sokak savaşlarına sokacak.

İki ihtimalde de iktidarda kalması mümkün değil.

Ama Başbakan’la çevresi, mantıkla, sağduyuyla hareket etme imkanını çoktan kaybettikleri bir korkuya sürüklenmiş durumdalar.

“Mahkeme kararına gerek yok, kır kapıyı, al adamı” diyebildikleri, hukukla hiç ilgisi olmayan bir sistem kurabileceklerini sanarak panik içinde koşuyorlar.

Geriye dönüşü olmayan bir yola girdiler. İşlenen suçlar, cinayetler, belgeler, kanıtlar, ses kayıtları, ayakkabı kutularındaki paralar, yatak odasındaki kasalar, “sıfırlanan” milyon dolarlar, verilen yasalara aykırı emirler, onların dönüş yolunu kesmiş durumda.

Onlar kendi suçlarından ve bunun bedelinden uzaklaşabilmek için hukuksuzluğa, şiddete, baskıya, karmaşaya doğru yürümek zorundalar ve o yolda da yürüyorlar zaten.

Onları durdurmak, onlara “dur” demek bu topluma düşüyor, oy pusulası geleceğini belirlemek için bu halka verilmiş en büyük imkân.

Hukuka dönme ihtimali olmayan siyasi bir iktidarı bu halk durdurmazsa, bundan sonrası bütün ülkeyi karıştıracak acılı bir kaos sadece...

Yazarın Diğer Yazıları

Hayaller duşakabin

Bu saçma sapan hayalin toslayıp paramparça olacağı duvara fazla bir şey kalmadı…

"Ay resmen evrim"

Mizahtan korkanların çaresiz vahşetleri bunu durdurmaya yetmez…

Reddedildi

Bana kalırsa bunların para sayma makinasından çok hesap makinasına ihtiyaçları var…