18 Haziran 2021

Sanatçı Gizem Renklidağ: Dijital sanat biricikliği ve koleksiyonerliği üzerinden yeni bir çağ başlıyor

Dijital sanatın yükselişi bizi sanatçılığı, koleksiyonerliği, eser kavramını ve hatta sanatın kendisini sorgulamaya iterken bir röportaj serisine başladık: Dijital sanatı sorguladığımız bu serinin ilk konuğu Gizem Renklidağ eserlerini ürettikten sonra dijitalleşmeleri için başka sanatçı arkadaşlarına teslim ediyor

"Dijital" kelimesi artık hem duyarsızlaştığımız hem de biraz irite olduğumuz kelimeler arasına girdi son iki senede. Malum, hayatımızı ekranlarda geçirince her şeyin "gerçek", "dokunulabilir", "organik" olmasına özlem duyuyoruz. Oysa sanatta bu durum tam tersine işlemiş gibi duruyor. Dijital sanat hiç olmadığı kadar popüler. Dijital sanatın ulaşabileceği farklı noktaları keşfediyor, sanatçıların yaratıcılıklarını teknoloji sayesinde ne kadar esnetebileceğini, var olan sanat eserlerinin teknoloji ile nasıl biçimlenebileceğine şahit oluyoruz. NFT konusunda hâlâ aklımıza tam yatmayan noktalar varken neredeyse her birimiz her gün, sosyal medyada bir başka sanat eseri türü haline gelen GIF'leri, filtreleri kullanıyor, nihayet yeniden açılan sergilerdeki dijital eserleri görmek için sıraya giriyoruz.

Sanat ajandası dijital işlerle dolu: Kısa süre önce pandemiye inat insanların 1.5-2 saat sıra bekleyerek içeri girdiği sergi yani Refik Anadol'un Pilevneli Galeri'deki "Machine Memoirs: Space" sergisi vardı. Instagram, dijital sanatın Bono'su olan Refik Anadol'un eserleri önünde poz verenlerle dolup taşıyordu. Mezo Dijital tarafından düzenlenen iki günlük "Dijital Sanat Festivali" karma sergisi "Dalınç" Binbirdirek Sarnıcı'nda tezat bir güzellik oluşturdu. DasDas'ta Eylül ayına dek gezilebilecek "Parallel Universe" sergisi, tüm dünyada çok başarılı işlere imza atan Ouchh ekibinin Zenger işbirliği ile gerçekleştirdiği 35 dakikalık bir "dijital performans". Öte yandan İzmir'de Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi'nde 28 Haziran'a kadar gezilebilecek "Technê" sergisi ise Gizem Renklidağ'ın kendi tekniği ile ürettiği eserlerin farklı sanatçı arkadaşları tarafından dijitalleştirilmesi ile oluşan bir sergi.

Dijital sanat gündemin ortasında olunca, dijital eserler üreten yahut dijital sanatı işleri ile birleştiren farklı sanatçılar ile röportajlar serisi hazırladık. İlk olarak karşınızda Gizem Renklidağ var.

Renklidağ'ın hâlihazırda İzmir'de devam eden sergisi Technê aslında 2017 yılından beri devam eden bir proje. Bu sene, dijital sanat stüdyosu DECOL prodüktörlüğünde, Gizem Renklidağ ve Cihan Çankaya'nın eş-küratörlüğünde başladığı İstanbul yolculuğuna, İzmir'de devam ediyor.

Sergi aslında çok katmanlı bir deneyim gibi: Ahmet Said Kaplan, Can Büyükberber, Deniz Kader, Hakan Hısım, Batuhan Güven, Hakan Yılmaz, Lara Kamhi, Mehmet Kızılay, Selay Karasu resim üzerine projeksiyon mapping ile algı sınırlarını zorlarken, HA:AR (Hande Şekerciler ve Arda Yalkın) karışık multimedya tekniği, Ender Diril foto-manipülasyon, Merve Özgören plastik sanat enstalasyonu, Ozan Türkkan yapay zeka kullanarak ürettiği animasyonla, Süleyman Yılmaz interaktif yerleştirmesi aracılığı ile dijital sanatın farklı yaratım şekillerini sunuyor.

- Technê projesi nasıl ortaya çıktı? Bu projenin ilk sergisi değil, diğerlerinden farkı nedir?

Evet, Technê sergisini 4'üncü kez yapıyoruz. 5 sanatçı arkadaşımızla başladığımız yolculuğumuza, şimdi 14 sanatçı arkadaşımızla, toplamda 12 eserle devam ediyoruz. Aynı zamanda bu serginin açılışında yaklaşık 5 sene önce kurduğum hayali, yani performansı da gerçekleştirdik.

Technê sergisi, 2016 senesinin sonlarında, resimlerimin oluşum süreçlerini izleyiciyle paylaşma isteğimden ortaya çıktı. İlk başta, bana müziğin ve kameraların eşlik ettiği bir performans hayal etmiştim. Sergimizin eş küratörü ve prodüktörü Nebi Cihan Çankaya ile bu isteğimi paylaştım. Cihan, Türkiye'nin ilk Dijital Sanat Kolektifi olan DECOL'ün kurucu ortağı ve yöneticisi. Beni DECOL'ün sanatçılarıyla bir araya getirdi ve ilk performansımı onlara, "FISPIS" tekniğinin meydana getirdiği dokuları ve akışları tanıtabilmek için gerçekleştirdim. Elimizdeki olanaklarla ilk olarak 2016 Aralık ayında, DECOL'ün kurucu ortağı, aslen resim mezunu olan, çok kıymetli dijital sanatçı arkadaşımız Ahmet Sad Kaplan ile QUARKS isimli işimizi yaptık. Ahmet, resmimden gördüğünü, kendi yöntemleri ile bir animasyon olarak tekrar üretti, bu ürettiği hareketli grafiğe, KAOSMOS (Filiz Sert) müzik yaptı ve bu yeni katmanlar, resmime geri yansıtılarak sergilendi. Daha çok iş birliği ile üretilmiş bir sergi hayal ettim ve 2017 Mart'ta ilk sergimizi, 5 usta dijital sanatçı arkadaşımla atölyemde, bir pop-up sergi olarak gerçekleştirdik.

- "FISPIS" tekniği nedir, kısaca anlatabilir misin?

Gündelik hayatımızda fısfıs da dediğimiz, ağırlıklı olarak temizlik ürünlerinde kullanılan, spreyleme yöntemiyle çalışan ambalajlara, sulandırılmış boya koyarak, genellikle, ham tuval bezi üzerine çalışmalarımı gerçekleştiriyorum. "FISPIS" adını verdiğim yöntemle, kumaş üzerinde reaksiyonlar başlatıyorum ve resimlerimi aslında temelde, renklendirilmiş sıvı akışıyla ve akışı yönlendirerek yapıyorum. Doğada ve evrende gördüğümüz makro ve mikro dokuları, farklı yüzeylerde üretmeye çalışıyorum.

- Tablolarını dijitalleştirmek için hangi sanatçılarla çalışacağına nasıl karar verdin?

Tablolarımın dijital yöntemler kullanarak dönüşüme açılması yolculuğuna, bahsettiğim gibi prodüktörümüz ve eş küratörümüz N. Cihan Çankaya ile çıktık. Yapmak istediklerimde bana eşlik etmek isteyecek arkadaşlarımızla bizi bir araya getirdi. Bir kısmı zaten daha önceden tanıdığım ve birlikte üretmek istediğim çok kıymetli sanatçılardan meydana gelen ekiple bir arada düşündük ve ürettik.

- Sanatçı-tablo eşleşmeleri nasıl ortaya çıktı?

Herkesin farklı bir tarzı, uygulama metodu var ve herkesin kendi dili elbette. Çoğunlukla bunları göz önünde bulundurarak resim önerilerinde bulundum. Bazısı bir kaç seçenek arasından kendisine temas edeni seçerek, kimisi de atölye ziyaretinde direk 'bunu istiyorum' diyerek eşleşti.

- Nasıl şekilleneceğine birlikte mi karar verdiniz yoksa sanatçıları özgür mü bıraktın?

İlk sergide, resimlerle, resimlere üretilen dijital eserlerin birbirinden ayrı düşünülmeyecek yeni bir işe dönüşmesi üzerinden yola çıktık. Dili böyle oluştu. Yeni işler de bu bağlamda düşünülmüş ve üretilmiş oldu böylece. Resimlerim kimi zaman sadece yapılan işin ortamını oluştururken, kimi zaman da materyali ya da hammaddesi oldu. Herkes benzer dokulara sahip işlerden, kendi alımlamasıyla, kendi tarzını yansıtarak, kendi tekniğiyle üretti.

- Bir eser senden çıkıp başka bir sanatçının ellerinde dijitale dönüştüğünde artık senin bir parçan olmaktan da çıkıyor mu? Yabancılaşıyor musun işe yoksa daha çok mu benimsiyorsun?

Artık bizim oluyor. Yabancılaşmam pek söz konusu değil çünkü bu durum benim üretim anımı değiştirmiyor. Ben zaten o resmi üretirken o resimle bir süre geçiriyor ve kendi anılarımı, anlarımı, oluşum süreçlerini yaşıyorum. Daha sonrasında da, zaten ürettiklerini çok sevdiğim arkadaşlarımın bakış açılarıyla da genişliyor, değişiyor ve bizim oluyor. Oldukça tatmin edici ve heyecan verici buluyorum bu çoğalmayı.

- Teknoloji ve sanatın ilişkisinden, geldiği noktadan bahsedelim mi biraz? Artık teknoloji bir medyum olmaktan çıktı, kendi medyumlarını yarattı. Bunun devamı nasıl olacak sence? NFT hakkında ne düşünüyorsun?

Aslında uzun zamandır yeniliğin ve farklılığın geliyor olduğunu izliyorduk. Blockchain bir kırılma olarak hayatımızda farklı bir geçit oluşturdu. NFT ve ondan, onunla beraber üreyen bir organizma var. Bu kez de dijital sanat biricikliği ve koleksiyonerliği üzerinden yeni bir çağ başlıyor. NFT dünyasında, koleksiyoner-sanatçı iletişimi daha akıcı ve sanatçılar için daha kârlı görünüyor. Bu değişimi ve dünyada haberinin hızla yayılmasıyla oluşturduğu etkiyi izlediğimiz bir zamanda yaşıyor olmak bana heyecan verici geliyor. "Neler olacak acaba?" sorusunun merkezindeyiz.

- Sergiyi gezenlerin çıkarken akıllarında ne kalmasını istiyorsun? 

Mentorumuz Doc. Dr. Ebru Yetişkin, Technê sergisi için yazdığı metnin başında şöyle diyor:

"Sanat, sürekli değişkenlik gösterir. Gündelik hayatın katı gerçekliği ve karanlık sıkışmışlığı içinde bambaşka olasılıkların ve dönüşümlerin nasıl da var olabileceğini fark etmemizi sağlar." Tam da onun dediği gibi, izleyicilerin sergiden çıkarken, bu bambaşka olasılıkların hissi ve dönüşümlerin nasıl da var olabileceği fikriyle çıkmalarını sağlayabilmeyi dilerim.

- Yeni projelerin var mı? 

Technê sergisi uzunca yıllar bizle dönüşsün, çeşitlensin genişlesin ve dolaşsın istiyorum. Bu nedenle Technê sergisi'nin devamı, yeni projeler olarak hep önümde açık duruyor.

Bunun yanı sıra, açılışta gerçekleştirdiğimiz Technê "Sinestezi" adlı performansımızı geliştirmek, henüz çiçeği burnunda projemizi büyütmek ve farklı sahnelerde gerçekleştirmek önümüzdeki süreçte programım dahilinde.

Yazarın Diğer Yazıları

Yönetmen Ozan Açıktan: Elbet o yaz herkes değişti

“90’larda cep telefonu olsa bu film olmazdı” diyen Ozan Açıktan, “Geçen Yaz” filmi ile özlediğimiz huzurlu ve dertsiz yaz günlerini hatırlatıyor.

Instagram, TikTok gibi sosyal medya filtreleri sanat mıdır?

Dijital sanat röportaj serimizin üçüncü konuğu farklı medyumlarla işler üreten, hiç durmayan, her işi ile bizi sorgulamaya teşvik eden, gözümüzü ayıramadığımız sanatçılardan biri olan Meltem Şahin

Müzisyen İdil Meşe: Üretim sürecine girince, kafamın içinde havai fişekler patlıyor

Farklı müzisyenlerle yaptığı şarkıları ile her playlistlerimize sızan İdil Meşe ile yeni teklisi "Yabani Otlar"ı, birlikte müzik yapmanın gücünü ve yeniden canlı/kanlı müzik dinleyebilmenin, konser verebilmenin mutluluğunu konuştuk