16 Şubat 2021

Laiklik, demokrasinin altyapısıdır; laikliği altından çektin mi demokrasi yıkılır!

Evet, laiklik olmadan demokrasi olmaz!

Günlüğümün sayfaları
arasında
dolaşıyorum,
yirmi yıl öncesi...

İstanbul, 7 Ağustos 2001
Erbakan Hoca'nın Refah Partisi 
1998 yılı başında Anayasa Mahkemesi
tarafından kapatılmıştı. 
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) de
bu kararı geçen hafta demokrasi ve hukuka
uygun buldu. Özü nedir AİHM kararının?
En yalın biçimde denebilir ki:

Laiklik, demokrasinin altyapısıdır;
laikliği altından çektin mi
demokrasi yıkılır!

Bir başka deyişle:
Laiklik olmadan demokrasi olmaz!
Dinle devlet işlerinin, dinle politikanın
birbirinden ayrıldığı düzenin adı olabilir
demokrasi ancak. Eğer bunları birbirinden
ayıramıyorsan... Dini siyasete alet ediyorsan...
Dini, devlet ve toplum düzeninin
temel taşı yapmak için parti kurmuş
politika yapıyorsan...

İşte bu durumda şiddeti teşvik etmesen,
kullanmasan bile, kendini demokratik
sistemin dışında bulabilirsin.
Çünkü demokrasinin kendini koruma
hakkı
vardır. 
AİHM kısaca böyle dedi.
Gündüz Aktan'ın yorumuyla:
"AİHM, siyasi sistemden ameliyatla önemli
bir 'uzuv kesip atma' niteliğindeki kapatma
kararını hukuka aykırı görmedi. 
28 Şubat süreci, demokrasiye dolaylı da
olsa bir dış müdahaleydi.
AİHM, buna dolaylı da olsa
meşruiyet kazandırabilecek bir kararı
vermekten de çekinmedi.
Türkiye'deki laiklik karşıtı siyasi İslam'ı
Avrupa'daki ırkçılıkla bir tuttu."
(Radikal, 4.8.01, sayfa 11)
AİHM'nin kararı böyle.
Ama aynı zamanda tartışmalı bir karar bu.
Yalnızca 1 oy farkla, 3'e karşı 4 oyla
alınmış. O yüzden bir sonraki aşamada
bozulması ihtimali yok değil.
Olabilir.
Ancak karar bozulsa da, bozulmasa da bir
gerçek değişmez. Avrupa'yı Avrupa yapan
değerleri savunan, bir yerde Avrupa'nın
vicdanı
sayılan Yüksek Mahkeme'nin
gözünde de laiklik, hiç kuşkusuz,
demokrasinin olmazsa olmaz koşuludur.
Ve Yüksek Mahkeme bu kararıyla, dünyada
laik demokratik bir cumhuriyeti kurup
yaşatabilen tek İslam ülkesi olarak
Türkiye'nin laiklik konusundaki duyarlığını,
bir bakıma özel durumunu göz önünde tutmuştur.
Strasbourg'daki bütün yüksek yargıçların
birleştikleri nokta,
demin belirttiğim gibi,
demokrasi açısından, hele Türkiye gibi
bir ülkede laikliğin ciddiye alınmasıdır.


Ayrıldıkları noktaya gelince...
Laiklik, dolayısıyla demokrasi düşmanı,
karşıtı akımlarla nasıl mücadele edilmesi
gerektiği konusunda görüş farklılıkları
dikkati çekiyor.

(1) Kimi diyor ki:
"Nasıl ki laiklik karşıtı bir fikri
savunmak demokrasiye uygunsa,
bırakalım bu fikir parti olarak da
örgütlensin, şiddeti dışladığı sürece
faaliyetine devam etsin.
Demokrasi oyununu ne kadar çok
kuralına göre oynarsa, o kadar çabuk
ehlileşebilir. Ama bu arada parti içinde
kuralı ihlal eden, şiddete çanak tutan,
yani suç işleyen olursa,
cezasız kalmamalıdır."

(2) Kimi de diyor ki:
"Olmaz öyle şey... Bir kişi,
laiklik karşıtı olabilir, 
şeriat düzenini savunabilir 
ama sadece fikir düzeyinde...
Parti kurdu mu, işin rengi değişir.
Şiddete başvurmasa, şiddeti özendirmese
bile şeriatçı bir parti kapatılmalıdır.
Çünkü nihai amacı,
demokrasiyi sona erdirmektir
böyle bir partinin..."

İki farklı görüş böyle.
Ankara'daki Anayasa Mahkemesi'yle
Strasbourg'daki Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesi'nin Refah Partisi kararlarıyla
ikinci görüşte birleştikleri söylenebilir.
Ancak, hem bu iki yüksek mahkemede,
hem Türkiye ve Avrupa'da, şeriatçı
partilerle mücadele konusunda
birinci görüşü savunanlar da var.
Ben de böyle düşünüyorum.
Hukuken Refah'ın kapatılabileceğini,
bunun demokrasiye de aykırı bir karar
olmayacağını çok kez yazmıştım.
Siyaseten de şunu savunmuştum:
Refah'ı kapatmak yerine, parti içinde
suç işleyenleri cezalandırmak,
Türkiye'de rejimin olgunlaşması dahil
birçok bakımdan daha akıllıca olabilirdi.
Aynı görüşümü, kapatılan Fazilet Partisi
için de korumuştum.
Fakat, her iki yüksek mahkemede de
ikinci görüş, yani kimilerinin deyişiyle 
militan demokrasi anlayışı ağır bastı.
Refah kapatıldı, AİHM de kararı hukuk
ve demokrasiye uygun bulundu.
Üzüldüm mü? Hayır.
Bu ülkede yıllardır demokrasiyi
küfür nizamı sayanların,
insan haklarını Hıristiyan Batı'nın
uydurması
olarak görenlerin
peşinden gidenler inşallah
bundan sonra ayılırlar.
Ve gizli açık ya da takiyeli takiyesiz dini
siyasete alet edenler de gitgide
marjinalleşirler.
İnşallah!        

Laiklik ve demokrasi notları 4 yarına...

Laiklik ve demokrasi notları 1 | 2023'te laik Cumhuriyet'e toptan paydos demek, öyle mi?..

Laiklik ve demokrasi notları 2 | Allah'ı sorgularım ya da sorgulamam, sen karışma, demeden laiklik olmaz!

Yazarın Diğer Yazıları

Bir Ankara hayalim hâlâ var!

Ne askeri darbe, ne sivil darbe... Ne askeri vesayet, ne sivil vesayet... Demokrasi demokrasi demokrasi...

Hedef çok açık: 2023'e Cumhurbaşkanı olarak girmek... Ve Cumhuriyet'in 100. yılında Atatürk'ten, Cumhuriyet'ten rövanşı almak...

Demokrasi için, laik cumhuriyeti korumak için yürümeyecek miyiz; eyy muhalefet, duyuyor musun?