08 Mayıs 2011

Yağcılık sanatı

Ceket düğmelerinin ne işe yaradığını biliyor musunuz? Elbette, ceketi iliklemeye yarar. Başka?


Ceket düğmelerinin ne işe yaradığını biliyor musunuz? Elbette, ceketi iliklemeye yarar. Başka?


Önemli bir işlevi daha vardır düğmelerin. Saygı gösterisi yapmaya yarar. Dahası, yağcılık için birebirdir.


Patronunuzun veya şefinizin gözüne girmeniz için ideal bir  araçtır ceketinizin düğmeleri. Düğmeleriniz ilikliyse bile şefiniz gelirken bozuntuya vermeden bir kez daha ilikliyormuş gibi yapın. Ve ellerinizi düğmelerin üzerinde birleştirin.


Ellerinizin yerçekimi doğrultusunda pervasızca aşağıya sarkması veya şefinizin göremeyeceği biçimde durması iyiye işaret değildir. Hele cebinize sokmanız, düello davetiyle eşdeğerdir.


Onları yumuşak bir biçimde karnınızın üzerinde birleştirmekle, şefinize “Bakın işte ellerim, benden size zarar gelmez beyim” mesajını başarıyla vermiş olursunuz.


Başınızı da bu harekete uygun olarak yana veya öne eğmenizde yarar vardır. Ayrıca şefinizden daha uzun boyluysanız, bir de hafif kambur yapıp kısalmaya çalışmanız gerekir.


Tabii en önemlisi gözleriniz. Daha doğrusu bakışınız. Şefiniz konuşurken bakışınızı olabildiğince yumuşatın. Teke tek konuşuyorsanız, gözlerinizi sürekli ona dikip de meydan okuyormuş havası vermemek için sık sık yere bakın.


Topluluk içindeyken, onun sözlerini, başınızı – onun bakışı tam sizin üzerinizden geçerken – hafifçe öne sallayarak destekleyin.


Hatta şefiniz “babacan öğretmen” tiplerdense ve cümlesinin sonunda özel olarak yavaşlayıp son kelimeyi bulmakta güçlük çeker gibi yapıyorsa, hemen gerekli kelimeyi seçip yumuşak, ama onaylayan bir tonda kendisine önerin.


İlişkinizde en can alıcı noktalardan biri de, şefinizin şaka yaptığı (ya da o kanıda olduğu) anları iyi değerlendirme ustalığıdır. Hem onu desteklemek, hem de çoğu kez karşısında iki büklüm duran biri olarak bu rahatlama fırsatından yararlanmak için doyasıya gülün böyle anlarda. Ama ağzınızı çabuk toparlamasını da bilin. Şefler yılışıklıktan hoşlanmazlar çünkü.


Klasik yağcılık yapmaktan kaçının. Öyle “haklısınız efendim” düzeyinde yağcılık yapanlar bir yere gelemezler. Değişik yöntemler bulun.


Örneğin, şefin görüşlerini başka kelime ve benzetmelerle ifade ederek onunla aynı cephede savaştığınızı gösterin. Eğer uygun bir an yakalayabilirseniz,  şefin savunduğu fikirler yolunda her şeye hazır olduğunuzu, hatta gerekirse bu uğurda ikincil konular üzerinde şefle tartışmaktan bile kaçınmayacağınızı dikkatli bir dille vurgulayın. Bu yöntem biraz risklidir gerçi. Ama başarılı oldu mu, getirisi fazladır. Örneğin, içki masalarının mayışmış bakışları arasında şahlanarak böyle bir numara deneyebilirsiniz.


Şefi savunmak ansal bir tavır değil, hayat tarzı olmalıdır. Bu ilkeden yola çıkarak, şefin olmadığı yerlerde de onu övmeye devam edin. Yerin kulağı vardır…

Yazarın Diğer Yazıları

Moskova'dan notlar: Maske yok, aşı çok...

Rus dostlarımın benim maske takmama bıyık altından gülümsemesine, hatta bazılarının "Sen de çıkar artık, bir şey olmaz, merak etme!" diye baskı yapmasına ne demeli?

Hiçbir şeyin 40 yıllık hatırı yok bu topraklarda; ne kahvenin, ne hayatın, ne de ölümün

Berfo Ana'ya verdiği sözü tutmayan Devlet Baba, artık Cemil Kırbayır konusunda başının ağrıtılmasından sıkılarak dava dosyasının kapatılması için düğmeye bastı.

Yine başladınız kafa tokuşturmaya ve şapur şupur öpüşmeye

Acaba ben de boynuma "tokalaşmak, sarılmak ve öpüşmek yasaktır" diye bir yazı yazıp öyle gezsem insanları kırmış mı olurum?