12 Nisan 2019

Sayın Sadi Güven, Gladyatör filminin 141. dakikasını izlediniz mi?

Acaba Quintus neden tavrını değiştirdi? İktidarın sonunu hissettiğinden mi? Maximus’u destekleyen halkın tepkisinden korktuğu için mi?

Sayın Sadi Güven,

Sizi pek tanımam.

Ama yine de hakkınızda birçok şey biliyorum.

Adınızı Yüksek Seçim Kurulu Başkanı seçildiğiniz 24 Ocak 2013’ten bu yana defalarca duydum.

Bu yazıda ne sizin bu göreve nasıl getirildiğinizi inceleyeceğim...

Ne beş yılı aşkın süredir tartışma yaratan icraatlarınızı...

Ne “mühürsüz oy” konusundaki açıklamanızı...

Ne 31 Mart seçimleri sonrasında birçok seçilmiş belediye başkanına mazbatasını vermemenizi...

Ne seçimlere girmesine izin verip de kazanmasına izin vermediğiniz KHK’lılarla ilgili tutumunuzu...

Ne Maltepe’de sayımları bir türlü bitirmemenizi...

Ne Büyükçekmece'de olan bitenle ilgili olarak sizin geçmişteki sözlerinizi ve uygulamalarınızı...

Ne de başka bir şeyi...


*              *              *

Bu yazıda size sadece bir filmden bahsedeceğim, Sayın Sadi Güven.

Son 20 yılın en iyi filmlerinden biri olan, beş Oscar ödüllü Gladyatör filminden söz edeceğim.

Belki izlemişsinizdir.

Kaçırdıysanız mutlaka görmenizi tavsiye ederim.

İzleyip de unutmuş olabilirsiniz.

Sizin için kısa bir özet yapayım.

Aslında baştan sona bir adalet ve hukuk arayışıdır bu film.

İmparator Marcus Aurelius, kendisinden sonra Roma’nın yönetimini, birçok zaafı olan oğlu Commodus’a değil, ahlakına ve yeteneklerine çok güvendiği General Maximus’a (Russell Crowe) bırakma kararı alır.

Ancak kararını açıklayamadan Commodus tarafından öldürülür.

Canını zor kurtaran ama ailesini kaybeden Maximus, uzun yıllar büyük güçlükler içinde yaşar.

Sonunda halkın çok sevdiği bir gladyatör olur.

Filmin sonu çok etkileyicidir.

İmparator Commodus, elindeki tüm güce karşın halkın tepkisinden çekindiğinden dolayı Maximus’u ortadan kaldıramaz.

Ama onu hileli bir dövüşle arenada herkesin gözü önünde öldürme planı yapar.

Dürüst bir kavgada kazanamayacağını bildiği için arenaya çıkmadan Maximus’u kalleşçe bıçaklayarak gücünün azalmasını sağlar.

Ve halkın coşkulu tepkileri eşliğinde iki düşman arasında ölümcül kapışma başlar.


*              *              *

Aldığı yara ile hızla ölüme yaklaşan Maximus çok zorlansa da büyük bir azimle dövüşür.

Ve an gelir usta bir vuruşla Commodus’un kılıcını düşürür.

Her şeye ve herkese hükmetmeye alışkın olan İmparator, hemen Başkomutan Quintus’a seslenerek kılıcını kendisine vermesini ister.

Ama öteki sessiz kalır.

Bu kez Commodus, kendisine kılıç vermeleri için askerlere bağırır.

Askerler korkuyla kılıçlarına uzanırlar.

O an ilginç bir şey olur.

Kararlı bir hareketle ileri çıkan Başkomutan Quintus, askerlere “Kılıçlar kınına!” diye bağırır.

Ve sonunda “Gladyatör” ölmeden önce Commodus’tan intikamını alır ve Roma’nın kaderini değiştirir.


*              *              *

Gladyatör uzun bir film ve akılda kalacak birçok sahnesi var.

Başkomutan Quintus’un askerlere “Kılıçlar kınına!” diye bağırdığı sahne 141. dakikaya denk geliyor; yani filmin bitmesinden 7 dakika kadar önceye.

(Elbette filmin daha uzun ve daha kısa versiyonları vardır; ama her durumda sondan biraz önce...)

Başkomutan Quintus neden böyle davrandı acaba?

Çok dürüst bir insan olduğu için mi?

Sanmıyorum.

Filmin başlarında General Maximus’a yakın olduğu görülen Quintus, yeni iktidarla birlikte hemen fikir değiştirmiş ve Commodus’un emrine girmiştir.

Yani muhtemelen son yıllarda yapılan birçok adaletsizliğe sessiz kalmış, hatta çoğu kez bu doğrultuda görev yapmıştır.

Peki, arenada o an fikir değiştirmesinin sebebi nedir?

İktidarın yakında devrileceğini hissetmesi mi?

Tribünlerden Maximus’a destek veren insanların olası tepkisinden korkması mı?

İçinde bir yerlerde kalan adalet duygusunun etkisiyle mi?

Kim bilir...

Gladyatör filmini mutlaka izlemenizi tavsiye ederim, Sayın Sadi Güven.

Özellikle filmin 141. dakikasıyla ilgili olarak sizin düşünce ve duygularınızı öğrenmeyi çok isterim.

Yazarın Diğer Yazıları

Ne güzel başbakanımızdın sen, Binali Abi!..

Bazı muhaliflerin sempatik bulduğu Binali Yıldırım, kendisinden çok daha fazla eleştirilere hedef olan Abdullah Gül, Ahmet Davutoğlu, Bülent Arınç gibi insanlara göre daha cesaretsizdir

Çocukluk aşkım, arkadaşım, sırdaşım

Bir gün aşksız, yapayalnız ve kupkuru kalırsan, eski ve küçük aşklar işine yarayabilir... Ben bunu parlak kırmızı gelinciklerden öğrendim...

İmamoğlu mazbatayı aldı ama devrim falan olmadı, İstanbul fethedilmedi, ‘hürriyet kavgası’ kazanılmadı

İmamoğlu’nun kazanmasını Kurtuluş Savaşı’na benzetenler, onunla Atatürk’ü zorlama montajlarla el sıkıştıranlar, 17 Nisan'ı 'İstanbul’un AKP’den kurtuluşu' ilan edenler çoğaldı...