07 Ekim 2009

Ve Stiglitz Dedi ki:

Son dört gündür IMF ve DB yıllık toplantılarında olan biteni aktarmaya çalışıyorum...

Son dört gündür IMF ve DB yıllık toplantılarında olan biteni aktarmaya çalışıyorum. Bu da bende T24’ün ekonomi muhabiri olma gibi bir hisse neden oldu. Ama dün itibarıyla yıllık toplantılar başladığı için, bu izafi görevin de sonuna gelmiş oluyorum.
Bugün ise yıllık toplantıların son günü.
Pazartesi günü belki de, bugüne dek yapılmış en doyurucu ve ilgi çekici konuşmaların yapıldığı bir toplantı düzenlendi. Krizden çıkış sürecinde mali sektörün pozisyonu konulu toplantının başrol oyuncusu, gömleği pantolonunun dışında ve takım elbisesinin altında postallarıyla, ekonomist Joseph Stiglitz idi.
İlk konuşmayı Brezilya Merkez Bankasından Alvir Hoffman yaptı. Daha önce hazırlanmış ve kağıda dökülmüş konuşmasını kendi aksanıyla okuyan… dinleyicilerde tam bir hayal kırıklığı yarattı. İnsanlarda ‘seminer galiba çok sıkıcı olacak’ gibi bir hava oluşmaya başladı ve hatta salonu terk edenler bile oldu.
İkinci konuşmacı Çin’den Bankacılık Düzenleme Komisyonu Başkanı Liu Mingkang`dı. Hem kendi ekonomisinden hem dünya ekonomisinden gerçekçi örnekler ve doyurucu bir içerik verdi. Konuşmasının ardından, tüm toplantılar boyunca nadiren olan bir şekilde ve insanlar sanki ‘konuşma öyle değil böyle yapılır’ demek istercesine alkışlar patladı.
Son söz Stiglitz’deydi. Stiglitz özetle şunları söyledi: “Mali sektörün esas fonksiyonu fon fazlası ve noksanı olanlara aracık etmek ve riski azaltmaktır. Bu amaçları yerine getirmek için devasa bir mali sektöre gerek yok. Fakat başta ABD olmak üzere bazı gelişmiş ülkelerde mali sektör hem çok büyüdü, hem de aracılık hizmetlerinden alınan komisyon ve ücretler çok yükseldi. ABD’de şirket karlarının %40’ı mali sektör şirketlerinin karlarından oluşuyor ve bu çok büyük bir oran.”
G-20 zirvelerinin dünya ekonomisinin krizden çıkış sürecinde önemli olduğunu vurgulayan Stiglitz’in şu sözleri salonda gülüşmelere neden oldu: “G-20 zirveleri önemli bir boşluğu dolduruyor fakat önceki G-20 zirvelerinin birinde yapılan basın açıklamasında ‘gelişmiş ülkeler, gelişmekte olanlara mali sektöre yönelik düzenlemeler konusunda yardım edecektir’ diye bir ifade gördüm. Bu hakikaten çok ilginç bir ifade çünkü bence yardıma ihtiyacı olanlar aslında gelişmiş ülkeler ve yardım verebilecek olanlar da Çin, Brezilya ve Hindistan gibi gelişmekte olanlar. Bu ülkelerin ve diğer birçok gelişmekte olan ülkenin mali sektörlerinde önemli bir sorun yaşanmadı. Çünkü bu ülkelerin hepsinde mali sektöre yönelik düzenlemeler, ABD’ye göre daha sağlam.”
Stiglitz’in bu konuda söyledikleri gerçekleri yansıtıyor. Yukarıda adı geçen ülkeleri bir kenara bırakın, Sırbistan, Mısır ve Fas gibi ülkelerde de mali sektörde önemli sorunlar yaşanmadı. ABD’de ise kötü işleyen mali piyasalar, gevşek mali kurallar ve denetim eksikliği ve bunların etkilerini kuvvetlendiren düşük faiz oranları, mali sektörün diğer ülkelerden daha kötü etkilenmesine neden oldu. Küresel mali sisteme yönelik bir ortak düzenleme olmayışı ise, krizin diğer ülkelere kolayca sıçraması için gerekli ortamı yarattı.