29 Temmuz 2010

TEPAV’ın Tuhaf İhracat Raporu

Dün TEPAV tarafından açıklanan bir rapor, bugün için yazmayı planladığım konuyu ertelemeyi gerektirdi.

Bugünlerde gündemde yer işgal eden birçok ekonomik gelişme var. Bazılarına medyada fazlasıyla yer verilirken; bir kısmı ya hiç duyulmuyor, ya da küçük haberler ile aktarılıyor. O nedenle ben, birkaç gündür ikinci gruptakiler üzerine yazıyorum. Bu, diğerlerini önemsiz gördüğümden değil, bu konuları da diğerleri kadar önemli gördüğümden.
Bugün de öyle yapacak ve size birkaç gün önce açıklanan bir rapordan bahsedecektim. Ama dün sabah TOBB Üniversitesi’ne bağlı TEPAV tarafından açıklanan bir rapor, bugün için yazmayı planladığım konuyu ertelemeyi gerektirdi. Zira “AB Pazarında İhracat Kayıpları” başlıklı not, nasıl desem… tuhaf bir çalışma.
Türkiye’nin kriz sonrasında dünya ticaretinde yaşanan toparlanmaya eşlik edemediği, Türkiye’nin eksen değiştirdiği, ihracatın AB ülkelerinden diğer pazarlara doğru kaydığı, 2010 başında ihracatımızdaki artışın dünyanın çok gerisinde olduğu, para birimleri değerlense de bazı ülkelerin ihracatlarını Türkiye’ninkinden fazla artırdığı gibi tespitlerde bulunuluyor.
Söylenecek çok şey var ama hepsinden önce şunla başlamalıyım: Rapordaki ifadelerin çoğu, ile getirmek için çok erken olan şeyler. Birkaç aylık veri ile Türkiye’nin performansının zayıf olduğunu söylemek mümkün değil.
İkincisi, çalışmada Ekim 2009-Mart 2010 dönemini “kriz sonrası dönem” olarak adlandırmış. Hala herkes krizin bitmediğini, bazıları ikinci dibin gelebileceğini söylerken, Avrupa’da yaşanan borç krizinin en şiddetli olduğu aylar için “kriz sonrası” ifadesini kullanmanın ne kadar doğru olduğuna karar vermeyi size bırakıyorum.
Üçüncüsü, 2010’un ilk çeyreğinde Türkiye’nin ihracat artış oranının yüzde 7 olduğu söyleniyor. İki hafta önceki bir yazımda yılın ilk yarısında dünya dış ticaretindeki gelişimi aktarmaya çalışmıştım. Elimizde Türkiye’nin ve bazı ülkelerin altı, birçoğunun beş aylık ticaret verileri var. Beş aylık TÜİK verisi ve Haziran ayı birlik rakamlarına göre, Türkiye’nin altı aylık ihracat artışı yaklaşık yüzde 15. Bundan daha yüksek ihracat artışı yakalayan ülkeler var ama hiçbirinin ihracatında Avrupa’nın payı Türkiye’ninki kadar yüksek değil. Soru şu: elimizde altı aylık veri varken, neden üç aylık veri kullanılır?

Dördüncüsü, AB’nin toplam ihracatımızdaki payının gerilemesi, bu bölgeye yaptığımız ihracatın da gerilediği anlamına gelmez. Nitekim 2007 ve 2008 yıllarında ihracatımızda AB’nin payı gerilemekle birlikte her iki yılda da bölgeye yapılan ihracatımız arttı. 2009’da hem AB’ye ihracatımız hem de AB’nin ihracatımızdaki payı geriledi.
Son olarak çalışmada bazı ülkelerin paralarındaki değerlenmeye rağmen AB’deki pazar paylarının arttığı, Türkiye’nin pazar payını kaybettiği söyleniyor. Bu kadar kısa dönemde böyle bir çıkarım yapmak yanlış olur. Fakat yine de şunu söylemem gerek: Bu ülkelerin AB’deki pazar payında kısmi artışlar olsa da; AB’ye ihracatlarında gerileme var. Türkiye ile bu ülkeler arasındaki fark, Türkiye’nin AB’ye ihracatındaki gerilemenin bir miktar daha yüksek oluşu. Zira Türkiye’nin AB ithalatından aldığı paydaki gerileme sadece onbinde 4. (%1.14’ten %1.10’a düştü).
Raporda adı geçen bazı ülkelerin, para birimlerinin değerlenmesine rağmen ihracatlarını artırdıkları söyleniyor. Türkiye’deki ihracatçılara da şu işaret veriliyor: “TL’nin değerli olduğu şikayetinizden vazgeçin. Asya ülkelerine bakın, onlar paraları değerleniyor olmasına rağmen ihracatlarını artırıyor.” 

Bu mantıktan ne zaman kurtuluruz bilmiyorum ama paraları değerlenirken ihracatlarını nasıl artırdıkları onların derdi. Pekiyi Çin’in yıllar boyunca parasını neden düşük değerli tuttu? Japonya neden defalarca (ve son kez dün) yenin değer kazanmasının Japon ihracatçıların aleyhine olduğunu açıklıyor? Eurodaki değer kaybının neden Avrupa ülkelerinin ihracat artışına destek olacağı yorumları yapılıyor?

 

Yazarın Diğer Yazıları

5 yıl önce, kaç yıl sonra

Dün, küresel krizin 5. sene-i devriyesini idrak ettik. Lehman Brothers\'ın 15 Eylül 2008\'deki iflas başvurusunun üzerinden 5 yıl geçti

İkinci çeyrekte büyüme ne olacak?

2013 için birçok uluslararası kurum parlak bir yıl tahmini yapmamıştı. Fakat son beş yılda alıştığımız üzere, bu pek de parlak olmayan tahminler, yıl içinde daha kötüleri ile revize edildi

Turizmde yılın ilk yarısı nasıl geçti?

Dünyanın 6, Avrupa’nın 4. en çok yabancı turist çeken ülkesi olduğumuzu eminim çoğunuz biliyorsunuz.