19 Ağustos 2011

Paniğe Gerek Yok

Piyasalar yükselişte iken olumsuz haberleri, düşüşte iken olumlu haberleri zaman zaman göz ardı ederler.

Piyasalar yükselişte iken olumsuz haberleri, düşüşte iken olumlu haberleri zaman zaman göz ardı ederler. Dün de birçok olumsuz veri ve haber geldi fakat bunu yukarıdaki alışkanlık kalıbına oturtmak zor zira piyasalar yükseliş trendinde değil. Daha basitçe, hem bir düşüş trendindeyiz, hem de kötü haberler almaya devam ediyoruz.


Kötü haberlerden birincisi, bir Avrupa bankasının Avrupa Merkez Bankası’ndan dolar borçlanması idi.Normal şartlarda bankalar merkez bankasından değil, birbirlerinden borç alırlar. Kendisine borç verecek banka bulamayınca, ya da borç almak için gecikince son çare olarak merkez bankasına giderler. İşte bu nedenle bu yıl başından beri ilk kez bir Avrupa bankasının 500 milyon dolar civarındaki borçlanması önemli bir endişe nedeni oldu.


Bununla ilişkili ancak bu defa ABD’den gelen bir haber de, Avrupa bankalarının risklerinin yüksek olduğunu gösteriyor: New Yok Merkez Bankası, ABD’de faaliyet gösteren Avrupa bankalarının faaliyetlerini daha sıkı kontrol altına aldı ve bankalardan günlük işlemlerini fonlayıp fonlayamayacaklarını incelemeye başladı. Bu bankaların hangi ülkelere ait olduğunu tahmin edebilirsiniz sanırım. Başta Fransız ve Alman bankaları var. Adını şimdiye dek pek duymamış olsak da İsveç de riskli bölgede.


İki haber birleşince, bir süredir var olan Avrupa bankalarının sermaye yetersizliği endişeleri daha da büyüdü. Dün öğle saatlerinde Almanya DAX endeksinin yüzde 4, Fransa CAC40 endeksinin yüzde 3 gerilemişti, aynı saatlerde ABD vadeli endeksleri de yüzde 2’ye yakın düşmüştü.


Ancak olumsuz gelişmeler sadece Avrupa tarafından gelmiyordu. Önceki gün, geçen hafta FED Açık Piyasa Komitesi toplantısında karşı oy kullanan Philadelphia FED Başkanı Plosser, faiz oranlarının 2013’e kadar diplerde tutulacağının açıklanmasının son derece yanlış olduğunu, bu tür durumlarda zamanla kendini bağlamamak gerektiğini, FED açıklamasının mevcut durumu olduğundan daha kötü gösterdiğini düşündüğünü söyledi. Bu tür komite, çalışma grubu, kurul toplantılarında yapılan oylamaların tamamında oybirliği olmaması doğaldır. Ancak, karşı oy verenlerin çıkıp da Plosser gibi konuşması ve FED’i borsa endekslerini kurtarmak için çalışmakla itham etmesi alışılageldik bir tutum değildir.

Bu da yetmedi, Morgan Stanley büyüme tahminlerini aşağı çekti, ABD konut sektörü verileri ve imalat sanayi verileri beklenenden kötü geldi, işsizlik başvuruları beklenenden daha fazla çıktı. Önceki gün yapılan ve yine bekleneni veremeyen Merkez-Sarkozy buluşmasının da düşüşlerde payı var. Herşeyi bir kenara bırakıp sadece şunun düşünün: piyasalar Avrupa bankalarının zor durumda olduğuna inanırken, banka işlemleri üzerine vergi getirilmesi düşünülüyor. Bütün bunların sonucunda kapanışta Almanya ve Fransa yüzde 6’ya, İngiltere yüzde 5’e  yakın düşmüştü. Gece yarısı kapanan ABD borsalarında gerileme ise yüzde 4 civarındaydı.


Fakat bu olumsuz gelişmelere rağmen, piyasalarda çok fazla gerileme beklemek yanıltıcı olabilir. ABD ekonomisi kesinlikle düşünüldüğü kadar kötü durumda değil. Evet, ekonomik faaliyette yavaşlama var ama, çok yakında büyümeyi destekleyici önlemlerin geldiğini göreceğiz. Avrupa tarafı için ne yazık ki, bu kadar iyimser değilim. Onlar, bütün hatalarında ısrar etmeye devam ediyor.  Bununla birlikte, Avrupa’nın içinde bulunduğu durum, tüm dünya ekonomilerini aşağı çekecek kadar etkileyici değil. Bu nedenle, piyasalardaki gerilimin uzun sürmeyeceğini ve asla 2008 Eylül’ünde başlayan kriz kadar derinleşmeyeceğini düşünüyorum.

Yazarın Diğer Yazıları

5 yıl önce, kaç yıl sonra

Dün, küresel krizin 5. sene-i devriyesini idrak ettik. Lehman Brothers\'ın 15 Eylül 2008\'deki iflas başvurusunun üzerinden 5 yıl geçti

İkinci çeyrekte büyüme ne olacak?

2013 için birçok uluslararası kurum parlak bir yıl tahmini yapmamıştı. Fakat son beş yılda alıştığımız üzere, bu pek de parlak olmayan tahminler, yıl içinde daha kötüleri ile revize edildi

Turizmde yılın ilk yarısı nasıl geçti?

Dünyanın 6, Avrupa’nın 4. en çok yabancı turist çeken ülkesi olduğumuzu eminim çoğunuz biliyorsunuz.