03 Şubat 2009

Hedge Fonların Yükselişi ve Çöküşü

Türkiye, dış açığı için eski alışkanlıklarından vazgeçmeli

Küresel kriz, piyasalarla ilişkisi borsa endeksi, döviz kurları ve faiz oranları ile sınırlı olan ortalama yatırımcıyı, şimdiye dek adını bile duymadığı yeni bazı kavramlarla ilişkili hale getirdi. Bunlardan biri de hedge fonlar. Yatırımları toplam 2 trilyon Doları bulan bu fonlar uluslar arası piyasalarda zaman zaman büyük dalgalar yaratıyor. Krizdeki ilk büyük etkileri ise, daha sonra JP Morgan’a satılacak olan Bear Stearns’ün 22 Haziran 2007’de iki fonunu kapatması ile görüldü. Aynı günlerde ABD, Avustralya ve Fransa’da da bazı fonlar battı.
Hedge fon, sınırlı sayıda yatırımcıdan toplanan paranın profesyoneller tarafından hisse senetlerine, emtialara, şirket ve devlet tahvillerine yatırıldığı ve elde edilen getiriden fon yöneticisinin de prim aldığı özel bir yatırım fonu. İlk hedge fonun 1949’da kurulduğu kabul ediliyor. Sayıları 1990’ların sonunda bine yaklaşıyor. Bugün ise on bine yakın hedge fon olduğu düşünülüyor.
Aslına bakarsanız, adını riskten kaçınmak anlamına gelen ‘hedge’ kelimesinden alsa da hedge fonlar son yıllarda riskli fonlar olarak anılmaya başladı. Riski minimize etmek amacıyla, farklı alanlara yatırım yapması gereken bu fonlar, zamanla portföylerinde daha az çeşitlendirmeye gittiler, yüksek kaldıraçlı yatırım yaptılar ve açığa satışlarla risklerini artırdılar. Özellikle kaldıraç kullanarak yapılan yatırımlar bu fonları piyasaların hâkim gücü haline getirdiler. Öyle ki; ABD bono-tahvil pazarı işlem hacminin üçte biri ve gelişmekte olan ülkelerdeki bono-tahvil pazarları işlem hacminin neredeyse yarısı bu fonlar tarafından gerçekleştirilir hale geldi. Fonların son yıllarda sürekli kar etmesi de, hem fonlara yapılan yatırımın hem de bu fonların yaptıkları yatırımın artmasını sağladı.
Dünya üzerinde 2000’den fazla fonu izleyen Eurekahedge adlı araştırma şirketi verilerine göre hedge fonlar son sekiz yılda ilk kez 2008’de zarar etti. Zararın nedeni ise açık: yatırım yapılan hemen her aracın değer kaybetmesi. Özellikle 2008’in ikinci yarısı borsa endekslerinde, petrol ve altın başta olmak üzere emtia fiyatlarında sert düşüşlerin görüldüğü bir dönem oldu. Bugün, krizin başlangıç noktası olarak görülen ABD sub-prime mortgage pazarı da, bu fonları gözde yatırım alanlarından biriydi. Hedge fonların 2008’deki kayıplarının 350 milyar Dolar olduğu tahmin ediliyor. Bunun %90’ı ise son aylarda gerçekleşti. Fonların en büyük zararı (183 milyar Dolar) Kuzey Amerika’daki yatırımlarından kaynaklandı. Son krizle birlikte, hedge fonların kurulması ve faaliyetlerine yönelik yeni bir takım kısıtlamalara gidilmesi muhtemel.
Fonların zarar etmelerine rağmen pozisyonlarını kapatmaları piyasalardaki hareketleri daha da sertleştiriyor. Türkiye gibi gelişmekte olan ve piyasa derinliği az olan piyasalar için ise fon hareketleri daha da önemli. Fon çıkışlarının, döviz kurunu ve faizleri sıçratma, borsa endeksini düşürme riski ihmal edilmemeli. Türkiye’nin, dış açığını günü kurtaran sıcak para hareketleri ile finanse etme alışkanlığından vazgeçmesi gerekiyor.