19 Haziran 2022

Şehrin panoları

Şehrin Panoları Projesi yerellik ve evrensellik tartışmasının siyasal, toplumsal ve kültürel anlamda hareketli dönemi olan 1950'li yıllarda başlayan mimari-sanat birlikteliğinin, kamusal yapılardaki kimlik arayışından apartmanlara dahil olarak anonimleşen evriminin bir yansımasını çevrimiçi hafızada toplamayı amaçlıyor

"Sanatı müzelerde hapsetmek yok.
O sanat ölü sanattır.
Çağımıza yakışmaz."

Füreya Koral

Ne mutlu, aleladenin içinde fevkaladeyi barındıran detayların peşine düşenlere. Ne mutlu, İstanbul'da iz bırakan eserleri, kişileri bugünlere taşıyanlara. Ne mutlu, karşılıksız çabalayan, bu şehrin hafızasına katkı sunanlara…

Şehrin Panoları Projesi yerellik ve evrensellik tartışmasının siyasal, toplumsal ve kültürel anlamda hareketli dönemi olan 1950'li yıllarda başlayan mimari-sanat birlikteliğinin, kamusal yapılardaki kimlik arayışından apartmanlara dahil olarak anonimleşen evriminin bir yansımasını çevrimiçi hafızada toplamayı amaçlıyor.

Bugün erişime açılan "Şehrin Panoları" projesine yakından beraber bakalım.

https://www.sehrinpanolari.com/properties

Sanat tarihçisi Nurtaç Buluç İstanbul Üniversitesi Sanat Tarihi ve Klasik Arkeoloji (yandal) bölümü mezunu. İstanbul Üniversitesi Sanat Tarihi bölümünde yüksek lisans eğitimine devam ediyor. Mustafa Ergül Robert Lisesi ve İstanbul Üniversitesi Sosyoloji ve Sanat Tarihi Bölümleri mezunu. Yüksek lisansını aynı üniversitenin Sanat Tarihi Bölümü'nde Erken Cumhuriyet Dönemi Türk Resmi üzerine tamamlıyor. İstanbul Üniversitesi Sanat Tarihi bölümünde doktora eğitimi almış.

Yılmaz Köşk 1947

Şehrin Panoları projesi pandemi döneminde şekillenen ve kişisel bir arşiv çalışması olarak ortaya çıkıyor. Başta İstanbul, özellikle Suadiye – Moda hattı üzerinde, yer yer ara sokaklarda kalmış ve çoğunluğu apartman cephe ve girişlerinde bulunan söz konusu panoları tespit edilirken, yapılan araştırmalara paralel olarak arşiv Ankara ve İzmir'i de kapsayacak şekilde genişletilmiş. Gelinen noktada proje, tüm Türkiye'deki örnekleri öncelikli olarak tek bir ara yüzde bir araya getirmeyi hedefliyor. Bugüne kadar İstanbul'da 81 seramik, 11 mozaik, 2 bakır ve 1 cam, Ankara'da 109 seramik, İzmir'de 28 seramik 1 mozaik, Kocaeli'nde 2 seramik, Yalova ve Adana'da 1 seramik, Balıkesir'de 1 mozaik pano olmak üzere 222 seramik pano, 12 mozaik pano, 2 bakır ve 1 cam pano tespit edilip kayıt altına alınmış. Panoların bir kısmının anonim olmasının yanında; toplam 47 sanatçı ve atölye ismi de kayıt altına alınmış.

Samatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Bedri Rahmi Eyüboğlu, 1959

Projenin hizmet etmeyi amaçladığı diğer noktaların başında, kentsel dönüşümün silmeye çalıştığı ve şehir belleklerinin bir parçası olan bu panoları hem belgelemek hem de bu panolara görünürlük kazandırmak. Proje sırasında belgelenen bazı panolar, hem de çeşitli yayın ve arşiv araştırmalarında karşılaştığımız örnekler günümüzde mevcut olmamakla beraber bu örneklere de arşiv ev sahipliği yapmakta. Öte yandan hâlihazırda var olan ve fakat ileride yenileri eklenecek olan akademik yayınlara kaynaklık etmek ve panoları yerinde görmek isteyen ilgilileri için bir yol haritası oluşturmak diğer çıkış noktalarından birisi oluyor.

Çevrimiçi site üç ana bölümde tasarlanmış. Arşiv bölümünde şu ana kadar belgelenen bütün panolara erişebilir, sitedeki filtreleri kullanarak ilgili örnekleri araştırmanızı daraltabilir; Harita bölümünde, bir Türkiye haritası üzerinde panoların konumlarını ve dağılımlarını görebilir ve Kaynakça bölümünde ise arşiv ile ilgili çeşitli kaynaklara ulaşabilirsiniz. 

Ercümend Kalmık; Marmara Apartmanı, 1956

Proje kapsamında yapılan teorik araştırmalara paralel tarihsel çerçeveyi şöyle vurguluyor araştırmacılar:

"Söz konusu panoların 1950'lere ait örnekleri yerellik ve evrensellik tartışmasının siyasal, toplumsal ve kültürel anlamda hareketli bir dönemini oluşturmuştur. Mimari-sanat birlikteliğinin hem kamuya açık yapılarında bir kimlik arayışı şeklinde hem de tekil örnekleriyle daha ziyade apartman içlerine konumlandırılmış örnekleriyle okumak mümkün. Özellikle 1960'ları ve 1970'lerdeki panolar ise daha büyük boyutlu halleriyle apartman cephelerinde, otel, iş hanı, hastane, çarşı, belediye binası, banka şubeleri gibi çeşitli mekânlardaki örnekleriyle karşımıza çıkmaktadır. Bu dönemde sanatçının imzasıyla toplumsal bellekte bir sanat ürünü olarak sergilenen panolar, 1990'larda standartlaşan planda hızlıca inşa edilen apartmanların süs ihtiyacını gidermeye yarayan birer bezeme repertuarına dönüştüğü görülmektedir. Mekânsal pratikler yoluyla toplum için tarihsel bir kimlik inşa etmek arzusuyla araç olarak sergilenen bir dönemin panoları, zamanla kendi içindeki bağlamından uzaklaşıp yer aldığı yapının biricikleşmesi için kondurulan birer 'süs' öğesi haline gelip, kimliği değişerek anonimleştirilmiştir. Şimdiye kadar belgelediğimiz eserleri incelediğimizde her sanatçının kendi kimliği üzerinden, dönemin sanatsal eğilimleri doğrultusunda kamusal ve sivil yapılar aracılığı ile kentin hafızasına yansıdığı görülmektedir."

İlgi Adalan; Ziya Bey Apartmanı
İlgi Adalan; Şahinbaş Apartmanı

Yazarın Diğer Yazıları

İstanbul'un tabela ressamları

Sanayi Devrimi sonrası başlayan Tabelacılık mesleği İstanbul'da 20. yüzyılda ticaretin gelişmesiyle ivme kazanıyor. İnsanların adres bulması, dükkanların içinde hangi ürünlerin satıldığını bilmeleri ve daha önce nereden ve kimden alışveriş yaptıklarını hatırlamaları için yapılan işaret niteliğindeki tabelalar Kasım 1928 tarihinde 1353 sayılı "Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanun"un kabul edilmesi ve yeni alfabenin yerleştirilmesi sürecinde boyut değiştirerek Türkçenin doğru kullanımına katkı sağlamış bir meslek olarak da karşımıza çıkıyor

Zamana Değer Katanlar

"Taşlar... Zamanı tutsak eden taşlar... Kadim Şehir İstanbul'un her köşesi yaşamsal öyküler gizledi Karacaahmet'e, Zincirlikuyu'ya, Kanlıca'ya... Şairler şiirler mırıldandı Aşiyan'a, Kandilli'ye, Küplüce'ye... Ressamlar rengini verdi Küçükyalı'ya, Topkapı'ya, Merkezefendi'ye..."

Turgut Uyar, Vaiz Sokağı Numara 70

Turgut Uyar'ın İstanbul'da yaşayan torunu Alp Dikmen ile tanıştım. Hemen ardından, annesi, Turgut Uyar'ın kızı Şeyda Uyar Dikmen ile görüşme şansım oldu. Şeyda Hanım ile çok keyifli, samimi bir sohbet gerçekleştirdik