29 Mayıs 2022

Zihin ve madde ekseninde normal ve paranormal

Geleneksel yolun dışına çıkarsanız, bir Nobel Ödülü sahibi de olsanız, grup güvencesini arkasına alarak size haddinizi bildirecek düzeyde had sahibi olduklarına inananlar mutlaka çıkacaktır

Brian David Josephson, bir teorik fizikçi ve Cambridge Üniversitesi fizik profesörü. Süper iletkenlik ve kuantum tünelleme üzerine yapmış olduğu çalışmaları ile tanınıyor. Bu çalışmaları ile 1973 yılı Nobel Fizik Ödülü sahibi. Ama öncelikli ilgi alanı beynin işleyişi.

Nobel ödüllü bu bilim insanı kuantum çevrelerinde tartışmalı bir isim. Nedeni ise onun geleneksel çizginin dışında farklı bir bakış açısına sahip olması.

Josephson iddialı, diyor ki: "Nihayetinde, beyin üzerindeki çalışmalarım Nobel ödüllü araştırmamdan daha önemli."

Brian Josephson, 1962 yılında Cambridge'de 22 yaşındaki bir yüksek lisans öğrencisi iken, düşük sıcaklıklarda elektrik direncinden yoksun, ince bir yalıtkanla ayrılmış iki süper iletken malzeme arasında tünelleme yoluyla bir akım oluşabileceğini öngören bir teori ortaya atıyor.

Josephson'ın süper iletkenlere uyguladığı ve daha sonraları "Josephson etkisi" olarak tanımlanacak olan bu tünelleme teorisinin doğrulanması onu 1973 yılı Nobel Ödülü'nün sahibi yapıyor.

Onu Nobel Ödülü'ne ulaştıran şey, özünde kuantum mekaniğinin temel özelliklerinden biri olan tünelleme fenomeninin kanıtlanmış olması.

Biliyorsunuz, kuantum parçacıkları klasik fiziğe göre geçilmez olan engellerden geçme özelliği gösterir ve bu olaya kuantum tünelleme deniyor. Bunun da altında maddenin hem dalga hem de parçacık özelliğine sahip olması yatıyor.

Beyin ve zihinsel süreçler

Brian David Josephson, çok farklı ve sıradışı bir profil. Meslektaşı John Waldran bir anısında onun için şunları söylüyor: "1973'te Brian Nobel Ödülü'nü aldı ve elbette ona parayla ne yapmayı planladığını sorduk. Biraz düşündü ve bisikletinin modelini yükseltmeyi planladığını söyledi."

Aşağıda onun 1973'te Nobel Fizik Ödülü'nü kazandığını öğrendiği anın, Cavendish Laboratuvarı önünde çekilmiş bir fotoğrafını görüyorsunuz.

Onu bilim dünyasında tartışmalı bir profil haline getiren şey ise tüm ilgisini insan beynine yönelterek kuantum fiziği ile telepati ve ekstra duyusal algı gibi parapsikolojik veya paranormal fenomenler arasındaki bağlantılara odaklanmasıdır. Bunlar, mistizme kayma tehlikesi açısından, çok az fizikçinin üzerinde çalışmaya cesaret edebileceği iki alan.

Daha önce de belirttiğimiz gibi Josephson'ın bilince ve zihne olan ilgisi yeni bir şey değil, Nobel ödülü almasından çok daha önce beynin nasıl çalıştığını düşünmeye başlamış ve bunu o zamanlar fizikteki her şeyden daha büyüleyici bulmuştur. 

Oysa şimdi elinde bir Nobel ödülü var. Peki, bu konumda bir bilim insanı neden geleneksel yoldan saparak böylesine spekülatif bir yola yönlenir?

Onun yanıtı ise şöyle: "Zihnin dahil olduğu durumlar için geleneksel bilimin yetersiz olduğunu hissetmeye başladım ve bu benim temel ilgi alanım haline geldi."

Physics World dergisine verdiği bir demeçte diyor ki: "Fizikçiler parapsikoloji ile ilgili herhangi bir şey duyduklarında duygusal bir tepki veriyorlar. Bu tepkileri ve parapsikoloji araştırmalarına ilişkin görüşleri, kanıtların değerlendirilmesine değil, bu alandaki tüm araştırmaların yanlış olduğuna dair dogmatik bir inanca dayanmaktadır."

Zihin-Madde Birleştirme Projesi

Brian Josephson, Cambridge Üniversitesi'nde Zihin- Madde Birleştirme Projesi (Mind-Matter Unification Project)'ne liderlik ediyor. Bu projedeki temel amacını "Teorik fizikçinin bakış açısından, doğada beynin işlevi veya başka bir doğal süreçle ilişkili akıllı süreçler olarak karakterize edilebilecek şeyleri anlamaya çalışmak" diye özetliyor.

"Kuantum mekaniği devriminden neredeyse bir yüzyıl sonra, yerelsizlik ve ölçüm sorunları henüz çözülmüş değil. Madde ve bilinç arasındaki sınırda, deneysel modellerimiz çöküyor gibi görünüyor: Matematiğin ima ettiği şeyleri kavrayamıyoruz ve tahmin edebildiklerimizi de ortak deneyimlerimize sığdıramıyoruz. "

Ona göre maddeden çok zihnin temel olduğunun kabulü, fizik için klasikten kuantum fiziğine geçiş kadar önemli bir adım olacaktır. Ve her paradigma değişiminde olduğu gibi, bu değişimin üstesinden gelmek de egomuzu saran önyargıların boyutuna bağlıdır.

Karşıtları onu "Nobel hastalığından" muzdarip olmakla eleştiriyorlar; onlardan biri de genetikçi David Winter. Winter, Nobel ödülü'nün, bir alanda uzman olan bir bilim insanına başka konularda konuşmak için "temelsiz bir güven" verdiğini ifade ederken iki Nobel ödüllü kimyager Linus Pauling'e de atıfta bulunuyor.

Bahsi geçen Linus Carl Pauling iki Nobel ödülü sahibi bir aktivist bilim insanı. O da Brian Josephson gibi geleneksel çizginin biraz dışında.

Pauling, kuantum mekaniğinin kimya üzerindeki etkileri konusunda öncülük etmiş, 20. yüzyılın en önemli kimyacıları arasında yer alıyor. Manhattan Projesi'nde etik nedenlerle görev kabul etmemiş ve sonrasında da karşı duruş sergilemiş bir bilim insanı; 1954 yılı kimya ödülü ve 1962 yılı barış ödülü olmak üzere iki Nobel Ödülü sahibi.

Ancak eleştiriler Josephson'ı zihin ve madde temelli çalışmalara yönelmekten alıkoymuyor.

Kariyerine dönüp baktığında Nobel ödülü sahibi olmak elbette önemli; ama asla bir amaç değil onun için. Aslına bakarsanız hiçbir bilim insanı bu ödülü almak için laboratuvara girmez; bilimin önceliği bir ödül üzerine kurulmamıştır. Bilim tarihine bakarsanız bırakın ödülü, bilim insanlarının bu yolda canlarından olduğunu görüyoruz.

Josephson, bu anlamda Nobel Ödülü ile eleştirileri eşleştiremiyor. Bir Nobel Ödülü getirmeyeceğini bilse bile, temel ilgi alanı olan beyni ve zihinsel süreçleri incelemeye yöneleceğini belirtiyor. Bir Nobel'e sahip olmayı ise "Belki bana bu konular üzerinde çalışma özgürlüğü verdi" diyor. 

Nobel'in getirdiği prestije rağmen, ana akımın dışına taşan yaşam onun için kolay olmamış. Potansiyel çalışma arkadaşlarının onunla çalışmaktan caydırılmaları ve vaat edilen fonların geri çekilmesi gibi olumsuz tavırlarla karşılaştığını belirterek, "sahip olduğu Nobel Ödülü, mensubu olduğu birimin kendisine düşmanca davranmasını engellemediğini" belirtiyor.

Bu her zaman zaten böyle değil midir?

Geleneksel yolun dışına çıkarsanız, bir Nobel Ödülü sahibi de olsanız, grup güvencesini arkasına alarak size haddinizi bildirecek düzeyde had sahibi olduklarına inananlar mutlaka çıkacaktır.

Brian Josephson ve Linus Carl Pauling


Kaynakça

https://physicsworld.com/a/life-beyond-the-nobel-brian-josephson-and-his-interest-in-the-mind/

https://www.closertotruth.com/contributor/brian-josephson/profile

https://cosmosmagazine.com/science/physics/brian-josephson-merging-physics-and-the-paranormal/

http://www.tcm.phy.cam.ac.uk/~bdj10/mm/top.html

https://www.frontiersin.org/articles/10.3389/fnhum.2014.00017/full

https://www.nobelprize.org/prizes/physics/1973/josephson/facts/

Yazarın Diğer Yazıları

Uzayın efsane gezginleri

Nihayet insan aklı, kendi yarattığı uzay araçları ile kozmik hapishanemizin dışına çıkmış oldu ve yıldızlararası bölgede ilerliyor. Tüm bunlar son 50 yılda gerçekleşti; hayal bile edilemezdi!  Gelecek 50 yılın neler getireceğini öngörebilen var mıdır? 

Teleportasyon mümkün mü?

Laboratuvar deneylerinin ardından, 2017 yılında Çinli bilim insanları, laboratuvar dışında, Dünya'dan yaklaşık 400 km uzaklıkta bir yörüngede dönen özel tasarım bir uyduya bir foton parçacığını ışınlamayı başardıklarını duyurdular

Dyatlov Geçidi'nde ne oldu?

Savaşlar insanın en vahşi tarafını yansıtır ve resmi tarih, bu savaşlarda güçlülerin diğerlerine yaşattığı ağır acılarla doludur. Ancak Soğuk Savaş yılları da insanlara çok acı çektirdi; bugün onların hikâyeleri önümüze geliyor ve vicdanları sorguluyor