27 Ekim 2019

Uzayın derinliklerinde kadının ayak sesleri

Bugün kadınlar uzayda iş başındalar. İnsanın bilinmeyene yolculuğunda, onların ayak seslerinin uzayda yankılandığına tanık olmaktayız

Tarihte ilk defa iki kadın astronot, aynı anda bir uzay yürüyüşü gerçekleştirdi. Christina Koch ve Jessica Meir isimli Amerikalı astronotlar, uzay boşluğuna birlikte çıkarak bozulan güç kontrol parçalarını değiştirdiler.

NASA, bu tarihi ânı canlı olarak yayınladı ve bizler nefesimizi tutarak izledik.

Aslında ikili ekibin uzay yürüyüşü mart ayı içinde yapılacaktı, ancak astronot giysisinde sorun yaşanması nedeniyle ertelenmişti.

Bu yürüyüş, kadınların yaptığı ilk uzay yürüyüşü değil. Kadın astronotların daha önce de uzay yürüyüşü yaptığı biliniyor. Rus kozmonot Svetlana Savitskaya, 1984 yılında Salyut 7 uzay istasyonunun dışına çıkarak uzay yürüyüşü yapan ilk kadın olarak tarihe geçmişti. Sonrasında 14 kadın daha uzayda yürüdü.

Bu kez farklı olan, yalnızca kadınlardan oluşan bir ekibin, herhangi bir dış yardım almaksızın bir uzay yürüyüşü gerçekleştirmiş olmaları.

Peki, "uzay yürüyüşü" ne anlama geliyor?

Uzay istasyonu dışında, uzay boşluğunda gerçekleştirilen her tür etkinlik ‘uzay yürüyüşü’ olarak adlandırılmakta. Dış alanda yapılan bakım-onarım işlemleri, testler, bilimsel araştırmalar ve deneyler bu kapsamda tanımlı.

İnsanın 60 yıllık uzay macerasında kadınlar hep vardı. Uzaya giden ilk kadın, 1963 yılında Velentina Tereshkova oldu.  Tereshkova o sırada emekli bir kozmonottu ve bu nedenle uzaya çıkan ilk sivil olarak da kayıtlara geçti.

Uzaya giden ilk insan ise Rus kozmonot Yuri Gagarin, Velentina Tereshkova'dan sadece 2 yıl önce, 12 Nisan 1961'de, Vostok uzay aracıyla uzaya gitmişti.

Ve bu tarih, insanın uzay serüveninde bir milat oldu. 

Uzayda yürüyen ilk insan da yine bir Rus kozmonot, Aleksey Arkhipoviç Leonov. Leonov, 18 Mart 1965'te, Voskhod 2 uçuşu sırasında ilk uzay yürüyüşünü gerçekleştirdi. 

Uzay yürüyüşüne konu olan "Uluslararası Uzay İstasyonu (International Space Station- ISS)", uzayda uzun süreli kalınabilecek bir yerleşim yeri olarak tasarlandı ve hayata geçirildi. 

Çokuluslu bir proje olan bu öncü girişime 16 ülke katkı veriyor. Başta ABD ve Rusya olmak üzere Almanya, Belçika, Birleşik Krallık, Brezilya, Kanada, Danimarka, Fransa, Hollanda, İspanya, İsveç, İsviçre, İtalya, Japonya ve Norveç; projenin maliyeti ise 150 milyar USD, Türkiye'nin neredeyse bir yıllık bütçesi.

İstasyon, farklı zamanlarda taşınarak uzayda monte edilmiş modüllerden oluşuyor. İlk modül, 20 Kasım 1998 tarihinde yörüngeye yerleştirildi. Ardından ikincisi Endeavour uzay aracıyla ile taşınarak ilk modülle birleştirildi ve 140 dolayında uzay uçuşu sonrası istasyon 2011'de tamamlandı.

İnsan yapısı bu dev uydu, bir futbol sahası büyüklüğünde, 420 ton ağırlığında ve Dünya yüzeyinden 408 km yukarıda, alçak bir yörüngede yol alıyor. Dünya etrafında dönüş süresi yaklaşık 90 dakika, yani bir günde Dünya etrafında 16 kez dolaşıyor. Uzay aracından 16 kez güneşin doğuşunu ve batışını izlemek mümkün.

Uzay istasyonuna ilk ekip 2000 yılının son aylarında geldi.  İlk ekipte yer alan Amerikalı William Bill Shepherd ile Rus Yuri Gidzenko ve Sergei K. Krikalev 136 gün uzay istasyonunda kalarak insanın uzay serüveninde bir ilki gerçekleştirdiler. Onlar, Dünya dışında, uzay boşluğunda bir yerde uzun süreli yaşayabilen ilk insanlardı.  Daha sonra gelen ekiplerin kalış sureleri ortalama 5-6 ayla sınırlı kaldı, ancak Amerikalı astronot Jeff Williams istasyonda 534 gün geçirerek, 2016 tarihi itibarı ile "uzayda kesintisiz en uzun süre kalan" astronot oldu. Bir önceki rekor, Amerikalı astronot Scott Kelly'ye aitti. Uzayda en uzun süre kalan kadın ise 199 gün ile İtalyan astronot Samantha Cristoforetti.

Uzay istasyonunda 1998’den bu yana, 18 ülkeden 230 üzerinde kişi görev yapmış;  14 kadın ve 213 erkek astronot inşa, bakım ve onarım işleri için toplam 205 uzay yürüyüşü gerçekleştirmişler.

Uluslararası uzay istasyonunun temel amacı, uzayla ilgili araştırmalar yapmak, ancak araştırma alanı uzayla sınırlı değil.  İstasyon içinde çok sayıda araştırma laboratuvarı bulunuyor. Bu laboratuvarlarda, özellikle yerçekimsiz ortamların canlı yapı üzerindeki etkileri araştırılıyor; iklimsel, biyolojik ve jeolojik araştırmalar gerçekleştirilmekte. Bugüne kadar ekiplerce 1750 üzerinde deney ve araştırma yapıldığı da verilen bilgiler arasında.  

Uzay istasyonunda uzun süreli yaşamanın elbette bir bedeli var. Yerçekimi olmayan bu ortam, insan vücudunda bazı fizyolojik değişimlere neden oluyor. Dünyaya dönüşte yürümeyi yeniden öğrenircesine denge sorunları yaşanmakta; normal yaşama dönmek ise bir kaç ayı alabiliyor. Bu nedenle uzay istasyonunda kalanlar için günde iki saat egzersiz zorunlu.

Bugüne dek üretilen en pahalı çokuluslu ortak yapım olan Uluslararası Uzay İstasyonu (ISS), insanın uzay yolculuğu için bir öncü; uzay yolcuğunda insanlığın ortak hayalini temsil ediyor.

İtalyan astronot Samantha Cristoforetti, 199 gün 16 saat boyunca ISS'de kalarak en uzun süre uzayda kalan ilk kadın unvanını elinde tutuyor ve diyor ki: Er ya da geç Dünya dışına yerleşeceğimize inanıyorum. Şu anda bunun için henüz ilk adımları atıyoruz. Bu ilk adımlar atılmazsa insan türü için uzaydaki bir gelecek asla gerçekleşemez.

Bugün kadınlar uzayda iş başındalar.

İnsanın bilinmeyene yolculuğunda, onların ayak seslerinin uzayda yankılandığına tanık olmaktayız.

Tarihi bir dönemin canlı tanıkları olduğumuzun da gerçekten farkında mıyız?!..

Yazarın Diğer Yazıları

Klasik gerçekliğimiz ve bir kuantum parçacığı

Yıl 1900, bilim insanları bizim klasik gerçekliğimize hiç benzemeyen, yeni ve gizemli bir dünyanın kıyısında olduklarını anlarlar. Artık önlerinde bir başka bilinmezlik vardır: Atom-altı parçacıkların tâbi olduğu kuantum fiziğinin hükümranlık dünyası!

Erken evrende karanlık yıldızlar gizemi

1930'lardan bu yana bilim dünyasını heyecanlandıran karanlık madde bizi şaşırtmaya devam edecek gibi görünüyor

Kuantum Dolanıklık: Işık hızı aşılmış mı oluyor?

Kuantum bilgi sistemlerinin temelini oluşturuyor "kuantum dolanıklık"... Kuantum kriptoloji, kuantum hesaplama, ışınlama gibi gelecek yaşamımızda etkin teknolojilerin temeli bize oldukça yabancı bu garip kurallara dayanıyor