25 Ocak 2014

İki takım da ligin ikinci yarısına tatsız başladı

İkisi açısından da umutları kıran bir başlangıç oldu bu maç.

Beşiktaş ve Trabzonspor için moral maçı olacaktı bu. Her iki takım da ikinci yarıya flaş transfer yapmadan ama yeni umutlarla başlamışlardı.

Zaten doğru transfer için takımın ihtiyaçlarını doğru tespit etmek gerek.

Mesela bu Beşiktaş takımında Ronaldinho olsaydı ne fark edecekti? Ronaldinho defans sorununu mu çözecekti, yoksa  tek başına takımın temposunu mu arttıracaktı, ya da orta sahada yönetici pozisyona mı geçecekti?

Hız demişken Trabzon öylesine hızlı başladı ki maça. Neredeyse tek kale oynadı ilk dakikalarda.

Yaklaşık 25 dakika karşılaşmanın temposu çok yüksekti.

Her iki takımın yakın markaj yapma özelliği olmadığından bol pozisyonlu bir maç beklentimiz doğrulanıyordu böylece. Ne var ki pozisyonların çoğu ev sahibine aitti.

Bunda Beşiktaş’ın kanat bekleri Atiba ve Motta’nin Trabzon akınlarında kanatları bırakıp ortaya desteğe gitmeleri ve kanatları bom boş bırakmalarının etkisi vardı kuşkusuz.

Özellikle Olcay ve Motta’nın kanadından çok etkili geldi Bordo-mavililer.

Zaten 15. dakikada Trabzon golle buluşurken Beşiktaş defansının göbeğindeki Ersan ve Necip çok gerilerde kalmış, golü kaydeden Emre Güral’a en yakın iki Beşiktaşlı oyuncu Motta ve Atiba olmuştu.

Trabzon’un golü tam da Beşiktaş’ın etkili bir pozisyonundan kapılan topla geldi. Emre Güral çok akıllı ve teknik vurdu: 1-0.

31’de Necip’in topu kazanma amacıyla yaptığı ama Yusuf’u bulan hareket hem faul hem de son adam durumundan kırmızı kart olabilirdi.

36’da da Zokora’nın Oğuzhan’a yaptığı sert hareket sarı kartla geçiştirildi.

42’de yine Emre Güral ikinci gole çok yaklaştı ama bu kez Tolga başarılıydı.

Emre Güral demişken iki sezon önce Emre’nin  Buca’dan Beşiktaş’a transferi bitmişti ama yönetim onaylamayınca Trabzon’a gitti.

Trabzon Beşiktaş kalesine büyük boşluklar bularak çok hızlı ve etkili indi hep. Buna karşın Beşiktaş çok paslı ve yavaş oynadı topla. Son vuruşlardaki cılız topları Onur’un toplaması ise hiç de zor olmadı.

Hızlı oynamak için hızlı oyunculara ihtiyaç var. As oyuncuların Fernandes’le Almeida olursa yavaş oynamaktan başka şansın da olmaz.

Kartal’da bir başka yanlış da Necip’in stober başlamasıydı. Hele Trabzon gibi hızlı oynayan rakiplere karşı. Ayrıca Atiba gibi merkezde oynayabilecek en iyi adamı sağ bekte harcamak da yanlıştı.

İlk dakikaların hızı tabii ki maç boyu süremezdi. Buna bir de ev sahibi takımın skor avantajıyla maçın tansiyonunu düşürme çabasını ekleyin. Her şeye rağmen Beşiktaş’ın ofansif anlamda vitesi arttırması gerekiyordu. Ama Beşiktaş gereksiz top çevirmelerle ve Almeida’ya şişirme toplarla vakit geçirdi.

61’de pek etkili gözükmeyen Gökhan’ın yerine Holosko girdi.

63’de Biliç Necip’in yerine Franco’yu aldı. Böylece Franco ilk Lig maçına çıkmış oldu. Necip değişikliği sakatlık nedeniyle yapılmış olmalı. Yoksa yenik durumdaki bir takımın değişiklik hakkını defanstan yana kullanması çok acemice bir hareket olurdu.

67’de Trabzon bu kez Malouda ile ikinci gole çok yaklaştı. Fakat Tolga bu pozisyonda gerçekten devleşti.

Malouda demişken, kendisi yıllarca açık oynayan bir oyuncu ama bu akşam orta alandaydı ve gayet  başarılıydı. Bu da bizim takımların orta alan kalitesinin ne kadar düşük olduğunu gösteriyor.

Artık “bu maç böyle biter” derken, dakikalar neredeyse pozisyonsuz akıp giderken 84’de Beşiktaş’ın beraberlik golü geldi Almeida’yla: 1-1.

Bu dakikalarda Beşiktaş’ın biraz daha etkili gözükmesinin nedeni çok etkisiz bir maç çıkaran Olcay’ın yerine Mustafa Pekdemek’in girmesiydi.  Böylece Beşiktaş santrafor sayısı da ikiye çıkarmış oldu. Bunun semeresini hemen görmesinin nedeni, Trabzon’un 1-0’ı koruyacağını sanmasıydı biraz da.

Son bir kaç dakika her iki takım da tüm hatlarıyla gol aradı ama üç puan için artık çok geçti.

İkisi açısından da umutları kıran bir başlangıç oldu bu maç.

Yazarın Diğer Yazıları

Oynamadan üç puan

Balıkesir karşısında yavaş, dağınık, çabuk unutulacak bir top oynadı Beşiktaş. Buna rağmen 3 puan aldı

Tottenham-Beşiktaş: 1-1'e üzüldük

Deplasmanda elde edilen puan açısından bakıldığında sevindirici bir beraberlik ama oynanan futbola ve elde edilen pozisyonlara bakınca üzülmemek elde değil

Futbol durarak oynanınca

Tribünlerin boş olduğu futbol karşılaşmaları TV'den izlenirken bile zevksiz. Ama ne gam! Yeter ki tribünlerden istenmeyen sesler çıkmasın