24 Aralık 2018

Türk Telekom özelleştirmeden, levent yapılandırmaya

"Anlayacağınız "tekel" halde bırakılan Türk Telekom, Türkiye için iyi bir sonuç getirmiyor"

Türk Telekom'un dün gece/bu sabah saatlerinde yayınladığı KAP açıklamaları [1][2], bazı insanlara şaşırtıcı geldi ama biz uzun süredir ne olup, bittiğini takip ediyoruz. Levent Yapılandırma konusunu ekim ayında yazmıştık [3]. Diğer konuları da bir çok kez yazdık. Ama bugün arayıp, neler olup bittiğini soranlar oldu. O nedenle bu yazıda olup biteni yeniden özetlemeye çalışalım. Bir yandan da bankaların devir alması konusunda soru işaretleri olduğunu ve konuyu izlemeye devam ettiğimizi not edelim (bu yazıda kısa bir yorumu da var)

OTAŞ'ın 13 Yıllık Seyr-ü-Seferi

Türk Telekom'un temmuz 2005'de yapılan % 55 hissesinin özelleştirilme ihalesini kazanan Oger Telecom isimli Lübnan firması [4], Türkiye'de 600 milyon TL sermaye ile kurduğu ve % 99'una sahip olduğu Ojer Telekomünikasyon A.Ş. (OTAŞ) kanalıyla, 15 kasım 2005 tarihinde Türk Telekom'un yönetimini devir aldı [5].

Çok önemli ve tüm vatandaşların not alması gereken bir husus; bu satın alma sırasında Türkiye'nin 165 yılda kurduğu (ve o zaman 30 milyon km bakır, 100 km fiber içeren) altyapı satılmadı. Daha doğrusu satılamadı [6]. 2026 yılına kadar Türk Telekom'a kullanma imtiyazı verilen bu altyapı Türk vatandaşlarının malıdır ve değeri yüzmilyarlar düzeyindedir.

OTAŞ Türk Telekom'u devir alırken ilk peşinat olan 1,3 milyar $'ı, 1 sene sonra da 1,2 milyar TL düzeyindeki ikinci taksidi ödedi [7]. Üçüncü taksidin zamanı gelmeden önce 2007 seçimleri vardı. Anketler, seçimlerde AKP'nin TBMM çoğunluğunu kaybedeceği gibi bir sonuç gösteriyordu. OTAŞ üçüncü taksidin yerine geri kalanı parayı tek seferde ödemeyi önerdi. "Seçimler elden giderse, Türk Telekom ile ilgili olumsuz durumların ortaya çıkma olasılığı var" söylentileri arasında, OTAŞ 4,3 milyar $'lık ödemeyi yaptı [8].

Ancak ödemeyi yaparken, çok sayıda bankanın oluşturduğu bir konsorsiyumdan kredi kullanmıştı. Bu kredinin sonraki 6 yıl içinde sadece 900 milyon $'ının ödendiği, gerisinin ödenmediği 2013 yılında ortaya çıktı [9]. Gezi Parkı olaylarından 1 hafta önce OTAŞ, Akbank, Garanti Bankası ile İşbankasının liderlik 29 yerli ve yabancı bankanın oluşturduğu konsorsiyumdan, 4,75 milyar $'lık bir kredi daha aldı.

O kredinin açıklamasına ise; "3,6 milyar $ ile 2007'de aldığımız krediyi ödeyeceğiz, gerisi ile temattü dağıtacağız" yazdılar. Yani borç alarak, kar payı dağıtıldı. Bu kredinin açıklamasında, "her zamanki gibi Türk Telekom hisseleri rehin verilmiştir" yazıyordu [10].

Bu arada OTAŞ'ın 2005 yılından günümüze dek aldığı temettü miktarı da, EMO tarafından 5,7 milyar $ olarak raporlandı [11].

2 not daha iletelim; birincisi 2007'de OTAŞ, 2007'de Telecom Italia'nın Aria ile Aycell birleşmesinden gelen hisselerini 477 milyon $ karşılığında sattı [12]. Telecom Italia 2000'de başladığı Aria macerasında İş Bankası ile yaptığı ortaklığa para ödemek yerine, kendi ülkesinden getirdiği eski altyapıyı veriyordu ve bu nedenle Avea altyapıda uzun seneler boyunca Aria devrinden gelen sıkıntıları yaşamıştı.

Ayrıca önemli bir not da şu; 2008 yılında Oger Telecom hisselerinin % 35'ini Saudi Telecom firmasına satınca, Türk Telekom'un ortaklarından birisi de % 19 ile Suudlar oldu. Suudlar da bugün istifa edene kadar Türk Telekom yönetim kurulunda kaldılar, şirketin yönetiminde söz sahibi oldular ve temettü aldılar [13].

4,75 Milyar $'lık Kredinin Seyr-ü-Seferi

2016 yılında OTAŞ'ın % 99 hissedarı olan Oger Telecom'un bağlı olduğu Hariri Ailesinin amiral gemisi olan inşaat firması "Saudi Oger" iflas etti. Bu iflasla birlikte Oger Telecom ve ona bağlı olan OTAŞ da zor duruma düştü. O zaman görüldü ki, OTAŞ 2013'de aldığı 2ci krediyi de ödememiş, aynen bırakmış[9].

Yani 2007'de Türk Telekom'un kendi hisselerini rehin vererek borç almış ve o borcu 2013'de ötelemiş ama 2016 itibariyle hala ödememişti. Bugün de ödemiş değil.

Türk Telekom özelleştirmesi sırasında anlaşılan Hariri ailesinden bir teminat ya da garanti de alınmamış.

Buna karşılık bankalar OTAŞ'ı sıkıştırmaya başladı. OTAŞ adına Saudi Telecom da bankalara tekliflerde bulundu ama bu tekliflerin bir hayli düşük kalması nedeniyle bankalar yanaşmadı [14].

Sonuçta ödenmeyen 25 milyar TL'ye yakın borç nedeniyle (yaklaşık 16 milyarı 3 bankaya) Türk Telekom'un bankalara devri gündeme geldi. Ama bu da aylarca sürdü. Arka planda bankalar ile hükümet arasında ne pazarlıklar yapıldı bilmiyoruz ama bankaların durumdan hala da pek de memnun olmadıkları duyuluyor.

Nasıl olsunlar, bir yandan ödenmeyen 25 milyar TL'ye varan kredi, diğer yandan Türk Telekom'un kendisinin de benzer miktarda borcu var. Üstelik firma zararda.

Sonuçta, dün gece itibariyle bankalar Levent Yapılandırma Yönetimi isimli bir firmaya ortak oldukları duyuruldu ve bu firma kanalıyla Türk Telekom yönetim kuruluna girdiler. Ama Yönetim Kurulu Başkanı % 55 hisseye sahip olan Levent Yapılandırmadan birisi değil, Ulaştırma Bakan Yardımcısı olan Ömer Fatih Sayan. Yani bu da yönetimin bankalara geçmeyeceği, sadece göstermelik olacağı spekülasyonları yaratıyor [1].

Dolayısıyla asıl sorular şunlar; salı günü yapılacak olan Olağanüstü Genel Kurul sonrasında, Türk Telekom'un yönetimi acaba % 55 hisseye sahip olan Levent Yapılandırma Yönetimi firmasına devredilecek mi? İçeride yer alan siyasi ve de sektör tarafından "liyakatsız" olmakla suçlanan kadrolar, yerini telekom sektörünün gerçek uzmanlarına bırakacak mı?

Konuştuğumuz, konuya çok yakın insanlar bunun olmasının mümkün olmadığı görüşünde. Bir uzman diyor ki;

"Hükümet Türk Telekom'un ensesini 3 nedenle bırakmaz

  1. Türk Telekom üzerinden haberleşme takip edilebilir
     
  2. Türk Telekom (aynen Turkcell gibi) büyük harcama kapasitesi ile, hükümete yakın çevreler açısından çok faydalı
     
  3. Türk Telekom 81 ildeki şubeleri ile siyasi açıdan da önemli bir araç"
     

Biz de merak ediyoruz. Bu uzman haklı mı, değil mi? Yani bir ALGI operasyonu mu yapıldı? Salı gününden sonra hep birlikte görüyor olacağız.

Türk Telekom nereden nereye geldi?

Bütün bu süreçte acaba Türk Telekom nereden nereye geldi diye bakarsak.. Türk Telekom 2005 yılı sonunda 2,82 milyar TL (o zamanki kur ile 2,1 milyar $) kar etmişti [15]. Bu sene 9cu ay itibariyle 3,6 milyar TL zarar etti. Üstelik bilançosuna yakından bakılırsa, bazı makyaj kalemlerinin olduğu farkediliyor. Mesela daha önceki bilançoda olmayan bir 5 milyarlık arsa varlık hanesine eklenivermiş. 5 milyarlık arsa nerede var ve nasıl alındı bilemiyoruz. Bu konuda soru önergesi verildiğini gördük, ona cevap da gelmedi henüz ama eğer bu 5 milyar TL olmazsa, Türk Telekom 8,6 milyar TL mi zarar etmiş olur, bunu merak ediyoruz [16].

Türk Telekom'un nereden nereye geldiğinin en çarpıcı tespitini Telkoder kasım sonundaki toplantıda açıkladı. Buradan bir şema verelim;

Bu şema; 15 mayıs 2008 (Türk Telekom'un halka arz edildiği tarih) tarihinde Türk Telekom'un borsa değerinin 8,20 milyar $ olduğunu gösteriyor. Bu değer 15 ekim 2018'de 2,22 milyar $'a yani yaklaşık dörtte birine düşmüş durumda. Daha farklı bir yorumla da, neredeyse 2005'deki cirosu olan 2,1 milyar $ kadar [14].

Bu durum sadece OTAŞ'ın beceriksizliği ile yorumlanamaz. Çünkü dikkatle bakılırsa, o tabloda, bir zamanlar dünya çapında olmasıyla öğündüğümüz Turkcell'in de benzer bir akıbeti olduğu görülüyor. Bu durum sadece 2 firma için değil, tüm telekomünikasyon sektörü için geçerli. Büyümesi, rekabete açılması için BTK'nın kurulduğu sektör maalesef şu durumda;

Anlayacağınız "tekel" halde bırakılan Türk Telekom, Türkiye için iyi bir sonuç getirmiyor. Ne kendisi, ne de sektörün tamamı için ortada iyi bir sonuç yok. Yönetilememiş, stratejisi oluşturulamamış bir telekom sektörü, 16 yıllık AKP'nin tarihi açısından da talihsiz bir durum olarak gözüküyor.

Özetle durum bu; ortada kendi borcu ile birlikte 50 milyar TL civarı borcun olduğu bir şirket ve yönetim kuruluna girmiş ama yönetip, yönetmeyeceklerini salı günü anlayacağımız bankalar. Tabi bu borcu kimin ödeyeceği önemli bir soru [17].

 

Yazarın Diğer Yazıları

Cumhurbaşkanlığı'nın Whatsapp kararı, kendi genelgesi ile çelişiyor

Siz "Uçtan uca haberleşiyoruz, sadece biz görüyoruz" diye düşünürken, haberleşmenin arasına giren bir kişi, her iki tarafın mesajlarını görebilir ve kaydedebilir hale geliyor

Netflix, Twitter, Google, Facebook sansüre karşı durur mu?

Hatta "Ah gitti mi, gidiyor mu?" dan önce, bu hükümetle ne tür bir anlaşma yapıyor, hükümetin sansür yapmasına ne kadar müsaade ediyor" diye sorun...

Kulis: RTÜK ile pazarlık mı var; Netflix yöneticileri geçen hafta RTÜK yönetimi ile bir araya geldi

Netflix, Twitter ve Facebook gibi devletle iyi kötü anlaşmaya ve iş yapmaya mı çalışacak, yoksa gidecek mi?