08 Nisan 2016

Kişisel veriler, 2008'de de Resmi Gazete'de yayımlanmıştı!

Kişisel verilerin önemi AKP hükümetinin hiçbir zaman özen göstermediği bir konu oldu

Bugünlerde kişisel verilerin korunması konusunu ve çalınan 50 milyon kişisel verilerin yayınlanmasını tartışıyoruz ama "kişisel veriler"in önemi, AKP hükümetin hiçbir zaman özen göstermediği bir konu oldu. Bunu anlatmak için şöyle bir örnek verelim; 2007 yılında Resmi Gazete'de yayınlarak, 2008 yılında ödenmeye başlanan KEY yani Konut Edindirme Yardımı ödemelerinde milyonlarca kişinin kimlik bilgileri sayfa sayfa yayınlanmıştı. 

Konut Edindirme Yardımı (KEY), ANAP hükümeti döneminde, 11 Aralık 1986 tarihli ve 3320 sayılı Memurlar ve İşçiler ile Bunların Emeklilerine Konut Edindirme Yardımı Yapılması Hakkında Kanun ile uygulamaya konulmuş ve 1 Ocak 1987 ile 31 Aralık 1995 tarihleri arasında yapılmıştı.

KEY paraları, aylıklarını 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu ile 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu, 2914 Sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu ve 2802 Sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununa göre almakta olan Devlet memurları ile diğer kamu görevlilerine kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan kuruluşlarda çalışanlara ve T.C. Emekli Sandığından emekli, adi malullük ve vazife malullüğü aylığı almakta olanlar, 10 veya 10'dan fazla işçi çalıştıran işyerlerinde çalışan işçiler, 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ile aynı Kanunun geçici 20 nci maddesine tabi ve 23 Ocak 1968 tarihli ve 991 sayılı Kanuna göre yaşlılık ve malullük aylığı bağlanmış olanlar için, çalıştıkları kurumlar tarafından Türkiye Emlak Kredi Bankasında Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığı adına açılmış olan hesaba yatırılmıştı. 

KEY hesabı karşılığında ayni sermaye konulan Emlak Konut Anonim Şirketinin dönüşümü sonucunda kurulacak Gayrimenkul Yatırım Ortaklığından KEY hak sahiplerine hisse senedi verilmesi suretiyle KEY hak sahiplerinin alacaklarının ödenmesi planlandı. Ancak, bu işlem uzunca bir süre gerçekleştirilemedi. 

Fonda biriken paraların geri ödemesine, 5664 Sayılı Konut Edindirme Yardımı (KEY) Hak Sahiplerine Ödeme Yapılmasına Dair Kanun [1] ve ve Konut Edindirme Yardımı Hak Sahiplerine Ödeme Yapılmasına Dair Yönetmelik [2] Hükümlerine göre 2008 yılında başlandı.

Kanuna ekli cetveldeki bildirim formatında, hak sahiplerinin adı ve soyadı, T.C. Kimlik Numarası, Sigorta, Kurum ya da Emekli Sandığı Sicil Numarası, yardım miktar ve sürelerine ilişkin bilgiler ile kurum veya kuruluş ad ve unvanı gibi bilgiler yer alıyordu. 

Buna dair liste 27 temmuz 2008 tarihli Resmi Gazete'de yayınlandı[3]. Bu gazete hatırladığımıza göre 20.000 sayfaydı. Kişilerin adları ve TC kimlikleri verilmişti. Bilahere büyük tepkiler doğunca bu liste Resmi Gazete'den çıkarıldı[3].


[1] KONUT EDİNDİRME YARDIMI HAK SAHİPLERİNE ÖDEME YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK

[2] KONUT EDİNDİRME YARDIMI HAK SAHİPLERİNE ÖDEME YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK

[3] 22/5/2007 TARİHLİ VE 5664 SAYILI KONUT EDİNDİRME YARDIMI HAK SAHİPLERİNE ÖDEME YAPILMASINA DAİR KANUN VE 14/8/2007 TARİHLİ VE 26613 SAYILI RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANAN KONUT EDİNDİRME YARDIMI HAK SAHİPLERİNE ÖDEME YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK HÜKÜMLERİNE GÖRE TESPİT EDİLEN KONUT EDİNDİRME YARDIMI HAK SAHİPLERİ LİSTESİ

 

 

Description: KEY.jpg

 

 

Yazarın Diğer Yazıları

Göstermelik "Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Şûrası"nın ardından…

Devletin ne kadar liyakatsız insanlarla dolu olduğunu gösteren, "Şûra olmayan" daha çok "show" denilebilecek bir etkinlik gerçekleşti. 7 yıl sonra yapılan etkinliğe, malum zevat, arkalarından ceketlerini ilikleyerek koşanlar ve devlete satış yapan özel firmalar dışında katılan var mıydı?

İTÜ Rektörü’nün, yılların vakıfları, gelenekleri, girişimci gençler ile iş insanlarıyla derdi ne?

Yeni Rektör İsmail Koyuncu, İTÜ'nün geleneklerini koruyan ve bugünkü hale gelmesini sağlayan vakıfları yok etmeye uğraşıyor. Böyle bir duruma İTÜ paydaşları tepki verip engel olabilir mi? Boğaziçililer kadar çaba gösterilir mi? Sarı öküzü korurlar mı?

Hacker ve gazetecilerin, vergiden kaçanlarla savaşı

Birileri (etik hackerlar ve gazeteciler) bize bu verileri gösteriyor. Buna karşılık yapılması gereken, okuyup, geçmek midir? Kamuoyunun bu konuyu yüksek sesle konuşması ve sorması gerekmiyor mu?