17 Aralık 2017

İnternet kullanımında dünyayı kötü bir dönem mi bekliyor?

"Ağ tarafsızlığının kaldırılmasının global etkilerini daha farklı hissedeceğimizi şimdiden kaydedelim"

Geçtiğimiz hafta perşembe günü, ABD kadar global internet konusunda da çok önemli bir karar alındı. İster iş ister özel amaçlı kullanın tüm internet kullanıcılarını etkileyecek bir karar bu.

ABD’de 2005’lerden bu yana gelen "Ağ Tarafsızlığı" tartışmalarında en yeni gelişme 2015 de Obama hükümeti zamanında konulmuş olan kuralların perşembe günü kaldırılmasının oylanması oldu. FCC tarafından gerçekleştirilen oylamada karar “kaldırılması” yönünde çıktı[1][2].

Oylama ABD’de yapıldı ama etkilerini yayılarak tüm dünyada göreceğiz. Bunun anlamı, artık internet eskisi gibi olmayacak. İnternetin kurucuları (teknik altyapıyı tanımlayanlar) herkesin eşit erişeceği bir altyapı planlamışlardı ama yeni gelişme, belki önce ABD’de, giderek global internette zengin-fakir kavramını göreceğiz. Hem içerik, hem de kullanıcı tarafında.

Karar neydi, ağ tarafsızlığı nedir?

Ağ Tarafsızlığı (Network Neutrality) düzenlemesinin kaldırılmasını basitçe, “İnternet üzerinde ziyaret edeceğiniz yerlerin, artık internet servis sağlayıcınız (ISS) tarafından izin verilen yerler olacağı” şeklinde anlatabiliriz.

Bugün kullandığımız interneti, Türkiye içinde yerel telekom operatörleri (Türk Telekom, Superonline ya da turk.net gibi), dünyaya bağlanmamızda ise global telekom taşıyıcıları (carrier)sağlıyor.

Bunlar birbirine bağlı ve evlerimize gelen internetle, dünyanın her tarafındaki site ve servislere erişebilmemizi sağlıyorlar. Dolayısıyla bu tartışma hepimizi ilgilendiriyor. Şimdiye kadar görüşler, bu erişimin “tarafsız olması” yani herhangi bir sınırlama taşımaması yönündeydi. Dediğimiz gibi internet mimarisinin planlayıcıları da bu yönde bir görüşe sahip.

Ama Telekom ve taşıyıcı firmalar yani bizi internete eriştiren firmalar uzun zamandır “yatırımı biz yapıyoruz, parayı başkaları kazanıyor” şikayeti yapıyorlar.

Somutlaştırırsak, yatırımı telekom firması (mesela AT&T, Verizon ya da Türk Telekom) yaparken, kullanılan site Facebook, YouTube veya Netflix [3] bu altyapıya yatırımına herhangi bir katkıda bulunmadan, bu yatırımların oluşturduğu internet hatları üzerinden gelen müşterilerden ya da bu müşteriler sayesinde para kazanıyorlar (tabi onlar da kendi sunucu ve içerikleri için yatırım yapıyorlar)

İçerik kraldır

Dünya’da internetin gelişmesine bir göz atarsak, 1990’lardan sonra başlayan internet yayılmasında öncü olanlar telekom (internet servis sağlayıcı) firmalardı. En çok parayı da onların kazanması bekleniyordu. Ama 2005’lerden itibaren öyle olmadı; içerik önem kazandı. Öyle ki; “Content is the King” söylemi başladı.

Bu nedenle de, 2005’lerde Skype türü uygulamalara giden internet hatlarının bloklanması ile başlayan “Ağ Tarafsızlığı tartışmaları, 2008 yılı sonrasında bir anda patlayan video ve multi-medya trafiği yüzünden zirveye tırmandı. 2015’lerde ise artık hayati hale geldi.

Geçen sürede, içerikler önem kazandıkça, telekom firmaları bu konuyu gündemde tuttular.  Ama çözüm bulunamadı. Gelişmeler konusunda daha fazla detayı merak edenler buraya tıklayarak okuyabilirler.

Cumhuriyetçiler Telekom'cuları, demokratlar OTT'cileri destekliyor

Sonuçta bu içinden çıkılmaz tartışma internetin dönüm noktalarından birisi olmaya aday. Özetle; bir tarafta “internet hatlarını oluşturmak için yatırım yapan / para ödeyen” Telekom firmalarının hakkı var. Ama diğer yandan “ağ tarafsızlığını ihlal etmek”, başka sorunlara yol açacak bir çözüm olarak değerlendiriliyor.

İlginç bir şey; 2005 öncesine “eski” diye bakarsak, ABD’de eskiyi yani Telekom altyapı firmalarını muhafazakaâr Cumhuriyetçiler, yeniyi yani içerikçileri ise ilerlemeci demokratlar destekliyor.

2015 yılında demokrat Obama döneminde içerikçileri (ve de kullanıcıları) koruyan düzenleme zor da olsa getirildi. Cumhuriyetçi Trump’ın döneminin ilk işi bu düzenlemeyi yok etmek oldu. Hatta FCC’nin yeni başkanı Ajit Pai, 2017 başında, yani henüz bu kaldırılma kararı alınacağı kesinleşmeden önce de “biz bu düzenlemeyi gevşeteceğiz” diyerek  yönetmeliği uygulamayacaklarını açıklamıştı. Ama muhtemelen oylamayı etkilememek için, şimdiye kadar hiçbir Amerikalı internet servis sağlayıcı kısıtlamayı denemedi.

Telekom firmalarının şöyle de bir iddiası var; içerikçilerin ihtiyacı olan bantgenişliğinin sürekli katlanması nedeniyle, devamlı yatırım yapmak gerektiği ama para kazanamadıkları için yatırım yapamadıklarını söylüyorlar. Ağ tarafsızlığı kalktığında, yatırımları arttıracaklarını ve böylece internet yaygınlığının da gelişeceğini iddia ediyorlar.

Etkileri ne olur?

Ancak bunun tersini söyleyenlerin başında ICANN’in Başkanı (ve eski İsveç Düzenleyici Başkanı) Goran Marby var [4]. Marby, katıldığım bir etkinlikte operatörlerin internet ekonomisinin sadece bir parçası olduğunu ve ayrıca içerikçilerin de internet ekonomisinin tamamı anlamına gelmediğini söyleyerek, operatörlerin bu konuyu abarttığını söylemişti. Yanısıra, İsveç’teki vergi işlemlerinin %70’inin ve banka işlemlerinin %90’ının internet üzerinden yapıldığını hatırlatmış ve operatörlerin kullanılmalarının artma nedeninin içerik olduğuna işaret etmişti. Bunu da kaydedelim.

ABD’de alınan karar, hem kullanıcılar, hem de tüm içerik firmaları için kötü bir geleceğe işaret ediyor. Amerika merkezli olan içerik firmaları —yani YouTube, Facebook, Netflix, Instagram gibi pek çok şirket— şu anda zaten yeterince zenginler ve sorunu bir şekilde çözerler. Ama diğer içerikçiler için ne olur? İçerikçinin zengini ile fakiri arasındaki ayrım muhtemelen derinleşecek.

Uzmanlar diyor ki; telekom firmaları bundan sonrasında 3 yoldan birisini veya hibrit bir model seçecek;

Ellerindeki internet bant genişliğinin büyük bir kısmını kendi servislerine, daha sınırlı bölümünü rakip ya da bağımsız servislere ayıracak.

 a-) Yani, telekom operatörleri mesela YouTube yerine kendi video servisine daha çok bant genişliği ayıracak. Dolayısıyla diğer servise giderken beklemekten sıkılan kullanıcının, telekom firmasının kendi servisini tercih etmesi gibi bir durum meydana gelebilecek (mi?)

Telekom firmaları Müşterilerine "ücreti farklı” paketler sunacak; 

b) Bu durumda mesela ; Youtube, Facebook bant genişliği şu kadar olan paket şu kadar TL, olmayan şu kadar TL diyebilecekler. Yani taraflı internet ucuz, tarafsız internet pahalı olacak. Bu da başta bahsettiğimiz internet erişiminde zengin/fakir ayrımını meydana getirecek. Yani parası olan her yere erişebilecek. Olmayan ise…..

Operatör, İçerikçi firmadan bant genişliği için para alacak

c) Bu durumda ise, Facebook, YouTube ya da diğer servisler, operatörlerle anlaşma yaparak, gelirlerinin bir kısmını onlara verecek diye düşünülüyor. Böylece, içerikçilerin, anlaşma yaptıkları operatörlerin kullanıcıları, kendilerine daha rahat erişebilecek. Bu durumun meydana gelmesi, para ödeyemeyecek olan ya da çok uluslu olmayan içeriklerin geride kalmasına ve giderek yok olmasına neden olacak. Yani içerikteki tekelleşme yükselecek.

Farklı gelişmeler

Tabi biliyorsunuz, bir de “evdeki pazar çarşıya uymaz” diye bir atasözü var. Ya da “evdeki bulgurdan olmak” diye başka bir atasözü. Dememiz o ki;  Facebook, Google gibi firmalar zaten yıllardan beri sürmekte olan “Ağ tarafsızlığı” tartışmalarının da etkisiyle, kendi şebekelerini kurmak yolunda çalışıyorlar. Hatta bu şebekeleri “uydu” ya da “balonlarla” kurmak yolundaki araştırmalarını daha önce haber yapmıştık. Yani telekom firmaları acaba, içerikçileri iteklerken kendi müşterilerinden olurlar mı?

Diğer bir durum; yukarıda sıraladık, kullanıcılara belki ücreti farklı paketler sunulacak ama acaba bazı operatörler rekabeti kızıştırıp, ağ tarafsızlığı servisi sunarak avantaj elde etmeye çalışırlar mı?

Yani bu karar farklı sonuçlara da yol açabilir. Bilemiyoruz. Ve göreceğiz.

Ama şurasını belirtelim; 2010’larda durum farklıydı. İçerik hala daha yavaştı ama bugün öyle değil; dolayısıyla bundan sonrasında internetin sınıflara bölündüğünü görebileceğiz ve eskisi gibi herkesin tek bir yerde toplandığı (Facebook gibi) siteler görememe olasılığımız yüksek.

Başka bir deyişle, bugün internet içerikleri herkes için eşittir. Yani Facebook’a, YouTube’e fakiri de, zengini de aynı koşullarda erişebilmektedir. Ama bu kararın etkisi sonucunda bunun değişmesi çok muhtemel görülüyor.

Anlayacağınız, ağ tarafsızlığı konusundaki eşitlik ve etik anlaşma bir kere bozulduğunda, tatsız bir şeyler olacak. Bakalım bu sorun çözülebilecek mi? Daha beter mi olacak?

FCC'nin kararının kanuna dönmesi için 6 hafta kadar sürecek idari süreç bulunuyor. Bu sürede, ABD'de kimi savcıların ya da tüketici derneklerinin harekete geçtiği ve FCC'yi ve bu kararı mahkemeye götürecekleri belirtiliyor. Yanısıra internet aktivistlerinin Amerikan kongresine baskı yapmaları bekleniyor. Biz her zaman çok önemli bulduğumuz bu konuyu en başından bu yana izliyoruz [2]. Gelişmelerde de -her zaman olduğu gibi etkileri ve detayları ile--okuyucularımızı haberdar edeceğiz.

Türkiye?

Ülkemizde mahkeme kararı bile olmadan engellemeler ya da önemli olaylar sırasında sosyal medyaya giden bant genişliği daraltmaları uzun süredir yapılmakta ama ağ tarafsızlığının kaldırılmasının global etkilerini daha farklı hissedeceğimizi şimdiden kaydedelim. 

Öncelikle ülkemize bant genişliği taşıyan Carrier şirketlerin bant genişliği fiyatlarının artacağını görüyor olacağız. Mesela YouTube taşıyorum diyerek daha farklı fiyat istemeleri olası. Bu da internetin pahalılaşmasına neden olacak. Ayrıca, firmaların istemedikleri içerikleri bantgenişliğini sınırlayarak, engelleyebileceğini göreceğiz. Örneğin ABD, Türkiye'ye kızdığı zaman, merkezi kendi ülkesinde olan uluslararası telekom taşıyıcı firmalarına baskı yaparak, ülkemize gelen interneti daraltabilir, bazı içerikleri görmemizi engelleyebilir.

Bu yazıda, global etkiye baktık. ABD’deki ağ tarafsızlığının, ülkemiz internet pazarındaki iç dinamiklere etkilerine (mesela BTK tarafından aynı prensibin kabul edilmesine ya da Türk Telekom gibi yerel ISSler tarafından uygulanmasına) değinmedik bile. O da zaten ağır olan durumu daha ağırlaştıracaktır.

______________________________________________________________

[1] http://turk-internet.com/portal/yazigoster.php?yaziid=57967%20target

[2] http://turk-internet.com/portal/yazigoster.php?yaziid=57978%20target

[3] Facebook, Google, YouTube, Instagram, Twitter, Netflix ve benzeri tüm içerik sitelere OTT yani “Over the Top” deniliyor. Yani en üstteki kaymak tabaka. Çünkü biz bunları kullanıyoruz.

[4] http://turk-internet.com/portal/yazigoster.php?yaziid=51424%20target

 

 

Yazarın Diğer Yazıları

Kişisel verilerinizi vermeseniz de gizlice toplayanlar var

Bazı siteler, "gönder (enter)" tuşuna basmasanız bile sitede yaptığınız her tuş vuruşunu kaydediyor

Larry Ellison, Trump taraftarı olarak 2020 seçimlerine itiraz görüşmesine katılmış

Oracle'ın kurucusu ve uzun süre CEO'su olan Larry Ellison, Kasım 2020'de üst düzey Trump yanlıların seçim sonuçlarına itiraz etmenin yollarını tartıştığı bir görüşmeye katılanlar arasındaydı. Ellison'ın görüşmede nasıl bir rol oynadığı belli değil

Kişisel verilerinizin değeri 400 milyar dolar mı?

Kişisel verileri alamayınca, Facebook'un değeri bir yılda 400 milyar dolardan fazla düştü