22 Şubat 2020

Depremdeki haberleşme sıkıntısı için BTK kendisine ceza kesmeli

Hepimize düşen görev, hükümetin acil durum için bir kamu haberleşme hattı yaratması için talepte bulunmak

BTK Sektörel Denetim Dairesi Başkanlığı'nın, geçen yıl 26 Eylül'de yaşanan 5,8 büyüklüğündeki İstanbul depremi ile ilgili olarak operatörlere para cezası kestiği bildiriliyor. Cezalar, 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu kapsamında gerekli altyapı iyileştirmelerini yapmadıkları gerekçesi verilmiş durumda.

Ama bu açık bir ifade değil. Yani kesintilerin neden meydana geldiğine dair bir açıklama yok. Mesela aynı anda kapasitenin üzerinde arama olduğu için mi kesinti meydana geldi, yoksa operatörün kendi yetersizliğinden mi? Bunu şeffaf bir şekilde açıklamamışlar.

Onun yerine Turkcell'e 1 saat 15 dakikalık kesinti nedeniyle 2018 yılı net satış tutarı olan 13,9 milyar TL'nin yüzbinde 15'i oranında 2.090.000 TL, Vodafone'a 1 saat 45 dakikalık kesinti nedeniyle 2018 yılı net satış tutarı olan 8,2 milyar TL'nin on binde 3'ü oranında 2.459.000 TL ve Türk Telekom'a 27 saatlik kesinti nedeniyle 2018 yılı net satış tutarı olan 7,5 milyar TL'nin on binde 7'si oranında 5.272.000 TL para cezası uygulandığı belirtiliyor.

Operatörlerin ses altyapısı ne olmalı?

Bu noktada şunu belirtelim; BTK'nın ceza vererek, olaydaki kendi sorumluluğundan kurtulmaya çalıştığını düşünüyoruz. Çünkü ceza verilmesi gerekenler, operatörlerden önce BTK'nın kendisidir. Sonrasında da BTK'nın çalışmasını ya da ürettiği sonucun vatandaşlar açısından durumunu kontrol etmeyen Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı'dır [1].

Bunu şöyle anlatalım; depremden hemen sonraki yazımızda da belirttik; operatörler işlerini yaparken, abonelerinin konuşma durumunu analiz ederek yatırım yaparlar [2]. Yani eğer İstanbul'da 18 milyon abone varsa, operatörlerin toplam 18 milyon abonelik ses yatırımı yapması anlamsızdır. Çünkü bu 18 milyon sürekli konuşmaz. Operatörler "abone sayısı x konuşma sürelerine" bakıp, sonra da zirve noktalarını kestirip ona göre yatırım yaparlar.

"Olağanüstü bir durumu düşünüp ve o anda herkesin "n" tane (yani filan arkadaşına, annesine, anneannesine vs.) konuşma yapacağı büyüklükte yatırım yapın ve sonra o yatırım olağanüstü durumun yaşanacağı 1 saat, 1 gün dışında "atıl" durumda beklesin."

diye düşünmek komik olur. Aşağıda Japonya'nın en büyük operatörü olan Softbank ilgili sayfasında [3], önce depreme dayanıklı altyapıya yatırım yaptığı anlatılıyor. Sonra da mobil haberleşme olanaklarına değiniyor. Ancak sayfada dikkat çeken bir durum da şu; "önemli iletişimi korumak için iletişim hatlarını geçici olarak düzenleyebileceğini" iletiyor. Yani gerekirse, halkın haberleşmesini kesip kamuya ayıracağını anlatıyor (tabi ki bu bir sonraki deprem durumuna bahane olarak kullanılmamalı, yani eksik yatırımla, halkın konuşmasını kesebilir anlamı çıkmamalı).

Günümüzde Türkiye'de ses trafiği açısından, deprem dışında önemli bir sıkıntı yaşanmıyor. O zaman —başka bir hata yoksa— ses konusunda depremde olan kesintiyi ileri sürüp, ceza kesmek, ancak sorumluluğu üzerinden atmaya yarar. Varsa da bu hata nedir öğrenmek, kullanıcılar olarak hakkımızdır.

Tabi bunun içinde 27 saatlik kesintiyi kastetmiyoruz. Orada bir sorun olduğu gözüküyor. Bunun çabuk çözülememiş olması da, hep konuştuğumuz eleman eksikliği ya da yeteneklerin elden kaçırılması şeklinde yorumlanabilir.

Operatörlerin internet altyapısı ne olmalı?

Ses network'ünde önemli bir sorun yok derken, internet altyapısı konusunda aynısını söyleyemeyeceğiz. İstanbul depreminde internet kurtarıcı görev yaptı [4]. Ses trafiğinin kesilmesine karşın internet üzerinden haberleşme sürdü. Ancak bu tür haberleşmeyi İstanbul depreminde herkes akıl edemedi. O nedenle sıkıntı çekmedik. Herkes internete yüklenseydi, orada daha büyük sıkıntı olacaktı çünkü altyapı hep dediğimiz gibi eksik.

Üstelik hep dediğimiz gibi, Türkiye'de abonelerin yüzde 84'ü dar bant kullanıyor. ITU yani Uluslararası Telekom Birliği 2015'de genişbant internet için alt limiti 25 Mbits olarak tanımladı. Bugün Türkiye'de internet kullanıcılarının ancak yüzde 16'sı 25 Mbits üzerinde hat almış durumda. Ortalama hız ise 7 Mbits'lerde dolaşıyor.

Sorumlu birileri varsa operatörlerden önce BTK'dır

Depremde haberleşme olayına şu 2 yönden bakalım;

  1. Halkın haberleşmesi
  2. Halka yardım edecek olan kamunun haberleşmesi (itfaiye, sağlık personeli, afet personeli, polis gibi)

BTK bunlardan ilki için ceza kesmiş durumda ama hem bu birincisi, hem de asıl ikincisi için kendisine ceza kesmeli. BTK bu sene 20ci yılını kutluyor. 1999 depreminden bugüne geçen 21 yıla, İstanbul depreminden bu yana geçen 6 aya ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın sözlerine rağmen hala altyapı olması gerekenin 10'da biri düzeyinde, veya daha mütevazi bir düzeyin yani 1 milyon km'nin üçte birinde.

Üstelik kamu haberleşmesi için de önemli bir adım atıldığını görmedik. Habire "cağız, ceğiz"ler var. Deprem oldukça bu tür haberler görüyoruz [5].

Telekom sektöründe operatörlerin geldiği parasal durum, büyüyemeyen telekom piyasası, rekabetin tesis edilmemiş olması ve BTK'nın bugün hala 400 bin km'lere yaklaşan fiber altyapıya dair önlem almaması, gelişmesi için kurallar koymaması insana "BTK ne işe yarıyor? Sadece telekom operatörlerinden para toplamaya, ceza kesip, hazineye para sağlamaya mı?" diye sorduruyor. Hatta sektörde BTK'nın tıpkı trafik polislerinin zaman zaman yaptığı gibi, hazineye gelir sağlamak için para cezasını kesip durdukları da iddia ediliyor. Çünkü cezalar bazen orantısız olarak görülüyor.

BTK'nın popülist bir yaklaşımla yapılıyor diye değerlendirdiğimiz ve adeta bir fotoğraf albümünde geziyormuş gibi hissettiğimiz sayfalarına baktığımızda, toplantı ve seyahat fotoğrafları dışında çok az şey var. Eskiden bu sayfaların önünde, Avrupa Birliğine uyum yönetmelikleri filan görürdük. Artık Avrupa'ya filan yetişmeye çalışmıyoruz anlaşılan, bunların yerini kocaman Instagram türü fotoğraflar almış durumda.

BTK'nın bu yıl bütçesi 6 milyar TL düzeyinde. Hem BTK'nın tüm personelinin maaşları, yemekleri, ofise giderken kullandıkları arabaların masrafları, hem de bu fotoğraflı toplantı, seyahat vs'nin maliyetleri, mobil telefon, internet vs ücretlerine ilave olarak bizim cebimizden çıkıyor. Artık bizim yani halkın yararına bir şeyler yapmalarının sırası gelmedi mi?

Afet durumunda acil haberleşme ne zaman yapılacak?

BTK'nın acilen ele alması gereken bir husus; "acil durum haberleşmesi". BTK bunu yapmıyorsa, 20 yıldır ne yapıyor? Biz bir şey göremiyoruz. Deprem vergisi ya da BTK'nın ödediğimiz telefon, internet ücretleri üzerinden topladığı paralar. Bunlar halkın zor zamanında kullanılacak bir yerlere gitmiyorsa, nereye gidiyor?

Ulak A.Ş.'nin hazırladığı Maya ve Milad bunun için başlatılmadı mı? Üstelik yerli [6].

Ya da telsiz için neden Türksat uydudan yer sağlanmıyor? Amatör telsizcilerin böyle durumlarda kurtarıcı olacağını da hatırlatalım [7].

Bunun yerine dediğimiz gibi, her deprem sonrası "ceğiz", "cağız" duyuyoruz [5].

Bu konuda hepimize düşen görev, hükümetin acil durum için bir kamu haberleşme hattı yaratması için talepte bulunmak.

Halka düşen taraf: Bilinçli olmak

Diğer yandan deprem dönemleri için hatırlatalım, biz vatandaşlara düşen önemli bir görev; bilinçli olmak. Elazığ depreminde sosyal medyada gördük; herkes birbirini uyarıyordu. Çok güzel. Deprem ya da afet zamanı ancak gerekli olan konuşmalar yapılmalı ve onlar da kısa kesilmeli. Bize düşen görev de budur.


[1] Depremde Telefonların Çalışmamasının Esas Sorumluları BTK ve Ulaştırma Bakanlığı

[2] Deprem, Yaptırım ve Felaket Planlaması Konusunda Düşünceler..

[3] Securing communications when disaster strikes

[4] İnternet Neden Önemli; Depremde Telefonlarla Değil, Veri Yoluyla Haberleştik

[5] AFAD ‘Ortak Afet İletişim Hattı' Kurabilecek mi?

[6] Metin Balcı : ULAK İçin 2019'da en Önemli 2 Gelişme, ULAK'a Olan Güvenin Pekişmesi ve Turkcell'in 4 Yıllık Çerçeve Anlaşması Oldu

[7] Afet – Acil Durumda, Alternatif Haberleşme Önerisi; Telsizler/

Yazarın Diğer Yazıları

Koronavirüs, İspanyol Gribi gibi olur mu? Teknoloji olmasaydı, olabilirdi

Koronavirüs hayatımızın her alanını kaplıyor. Evlere kapandık. Şikayetçiyiz. Ama farkında mısınız, eve kapananlar hayatlarını başka boyutta olsa da yine de halen sürdürebiliyor. Bunun sebebi ise teknoloji

Gülünç 5G-Koronavirüs komplo teorileri

Daha inanılır gibi görülen ve çokça tartışılan bir komplo teorisi ise, Kovid-19'un laboratuvarda üretilmiş olduğu iddiası

Koronavirüs için neden "kriz merkezi" kurularak koordineli çalışma yapılmıyor?

Salgın için bir "kriz merkezi" kurulması gerekmiyor mu? Bu kriz merkezi çalışmasına ilgili devlet kurumlarının yanı sıra, üniversiteler gibi bilim merkezleri, Türk Tabipleri Birliği, Eczacılar Odası, mühendis odaları gibi yetkin meslek odaları, Kızılay, AFAD, AKUT gibi felaket organizasyonları ve vatandaşın ilk temas noktası olan Belediyelerin vs katılması gerekir