25 Kasım 2023

tiyatrolar.com.tr'nin kurucusu Murat Temel: Tiyatro sözümona altın çağını yaşıyor gibi ama aslında ekonomik olarak öyle değil

"İlk defa bu sene, bu kadar fazla tiyatro oyunu ortaya çıktı. Bu sene bizim yeni içerik olarak girdiğimiz 300'den fazla yeni oyun var. Bu oyunların kaç tanesi devam edecek, kaç tanesi sezon boyunca gidebilecek ya da gidemeyecek?"

Eşiyle tiyatro oyununa gitmek için bilet aradığı esnada aklına gelen bir fikirle ortaya çıkan tiyatrolar.com.tr'yi kuran Murat Temel, yazılım ve tasarım alanında çalışıyor. Tiyatronun dijitalleşmesine yönelik girişimlerde de bulunan Temel, tiyatrolar.tv'yi kurdu ve Nisan Ceren Özerten'in projesi olan 'Kulak Tiyatrosu'nu yayınladı. tiyatrolar.com.tr fikrine kadar "İzlediğim oyun sayısı iki ya da üçtür" diyen Temel, kurduğu 2383yapım şirketiyle bazı oyunlara da yapımcılık yapıyor.

Türk tiyatrosunun önemli metin yazarlarından Murat Mahmutyazıcıoğlu ve Ahmet Sami Özbudak'la birlikte iki farklı oyun üzerinde çalıştıklarının da müjdesini veren Murat Temel, dijitalleşen tiyatronun artılarını ve eksilerini, özellikle İstanbul'da yaşanan kültür-sanat enflasyonunu, yapımcılığını yaptığı oyunları ve tiyatrolar.com.tr'nin hikayesini T24'e anlattı.

"Amacımız bir veri tabanı oluşturmak ve veriyi finansal model haline getirip veriden gelir kaynağı yaratmaktı" diyen Temel, "Bizim için doğru bir finansal model olamadı ve sitemizi takip eden insanların 'Siz de her türlü bilgi var, bilet neden yok?' talepleri doğrultusunda bilet satmaya başladık" dedi.

- Önce sizi tanıyarak başlayalım istiyorum. Tiyatrocu olmamanıza rağmen tiyatroya katkınız çok. Biraz kendinizden bahseder misiniz?

23 Aralık 1983 İstanbul doğumluyum. Eğitim hayatım, tasarım ve yazılım üzerine oldu. Okuldan sonra çeşitli reklam ajanslarında çalıştım. Ondan sonra Hürriyet Daily News ve Radikal gazetelerinde dijital projeler koordinatörülüğü yaptım. 2010 senesinde de yazılım ve tasarım üzerine kendi şirketimi kurarak iş hayatına girdik ve o günden beri çalışmalarımıza devam ediyoruz.

- tiyatrolar.com.tr'yi kurma fikri nasıl ortaya çıktı?

Çok basit bir fikirden ortaya çıktı. Eşim, Kim Korkar Hain Kurttan? oyununa gitmek istedi. Benim de o zamana kadar izlediğim oyun sayısı iki ya da üçtür. Oyun için bilet bakarken bilet farklı yerde, oyun hakkında yeterli bilgi yok, fotoğraf belki bir iki tane var... "Niye böyle bir platform yok ki" diye basit bir fikirden ortaya çıktı.

- tiyatrolar.com.tr'yi kurarken dünyada veya Türkiye'de referans aldığınız başka bir örneği var mıydı?

Tiyatro özelinde hiç yoktu, hâlâ da yok bu arada. Tabii ki bloglar var işte tiyatroyla alakalı yazı yazan, eleştiri yapan siteler var ama bizim modelimizde çalışan bir platformu en azından ben görmedim.

"Amacımız bir veri tabanı oluşturmak ve veriyi finansal model haline getirip veriden gelir kaynağı yaratmaktı"

- Yüz binlerce ziyaretçisi olan bir internet sitesinin ayakta kalması çok maliyetli. Server, yazılım vs. gibi kalemler için çok büyük masraflar yapmanız gerekiyor. Bunları nasıl karşılıyorsunuz?

Günün sonunda bu bir girişim, elbette maliyetli bir şey. Bu arada ilk başta zaten bilet satmak gibi niyetimiz yoktu. Amacımız bir veri tabanı oluşturmak ve veriyi finansal model haline getirip veriden gelir kaynağı yaratmaktı. Geldiğimiz noktada büyük küçük fark etmeksizin profesyonel tiyatro sahnelerinin bunula ilgilenmediğini gördük veya çok az sayıda ekip ilgileniyordu ve bu da bizim için doğru bir finansal model olamadı. Bizim sitemizi takip eden insanların "Siz de her türlü bilgi var, bilet neden yok?" talepleri doğrultusunda bu işe girdik. Açık konuşmak gerekirse bu bizim için çok zor oldu. Karşımızda uzun yıllardır bilet satışı yapan şirketler var, başka bilet firmaları da var ve tabii tiyatro sektörünün bir alışkanlığı var. Biz gidip "Bilet satalım" deyince haliyle çoğu ekip çekimser yaklaşıyordu. İşe küçük ekiplerle başladık, sonra ısrarcı tavrımızla, bize güvenen insanlarla ekiplerle, sahnelerle bu noktaya geldik. Başta İstanbul olmak üzere Ankara, Bursa, Eskişehir, İzmir, Antalya gibi birçok şehirde özel tiyatro ve sahnelerden oluşan güzel bir ağımız var.

Biz seyirciden hizmet bedeli almıyoruz, o bedeli tiyatro ekibinin kendisinden alıyoruz. Bunun da en temel sebebi e-ticaret özelinde hizmet bedelinin olmaması. Şöyle düşünün siz bir uygulama veya site üzerinden yemek siparişi verdiğinizde ilgili şirket sizden bir hizmet bedeli almıyor sadece kuryenin masrafını alıyor. Sunduğu hizmetin karşılığını yani restoranın görünür olmasının bedelini ilgili restorandan talep ediliyor. Ancak konu bilet olunca bu seyirciye yüklenen bir durum ve biz bunun doğru olmadığını düşünüyoruz. Çünkü bizim sunduğumuz hizmet tiyatro topluluğu veya sahnenin kendisine.

- Özellikle bağımsız tiyatrolardan hizmet bedeli almadan başka bir model uygulanabilir mi? Mesela bir sponsorla anlaşarak bir çözüm yolu bulunabilir mi?

Güzel bir yere değiniyorsunuz ancak özellikle tiyatro alanında sponsor bulmak, hele ki bağımsız tiyatroları düşündüğünüzde çok zor bir ihtimal. Bilet komisyonlarından önce bence organizasyon firmaları da talep ettiği oranları gözden geçirmeli eğer konu tiyatroya destek olmak ise. Bazı şirketlerin bilet komisyonundan daha fazla komisyon aldığını duyuyoruz.

- Pandemi döneminde tiyatrolar.tv diye bir oluşumu duyurdunuz ve sahnelerin kapalı olduğu dönemde hem tiyatroculara destek oldunuz hem de evlere sıkışmış sanatseverlere bir pencere açtınız ama şu anda maalesef atıl bir durumda. Sahnedeyken göremediğimiz ama görmek istediğimiz oyunları izlemek için çok iyi bir fikir. Bunu tekrar aktif hale getirmeyi planlıyor musunuz?

tiyatrolar.tv fikir olarak 2017 yılında çıktı. Ortada pandemi yokken biz bu işe başladık ve 2017'den 2019 senesine kadar 25 tane oyun çektik ve gerçekten maliyetli bir işti. Prodüksiyonu da biz yaptık. 10-12 kişilik ekiple, sesli çekim ekipmanlarından reji masası kurmaya kadar detaylı prodüksiyonlar yaptık. Buradaki hikâye şuydu: Tamamen bitmiş oyunların, oyun sahneden kalktıktan sonra belli bir süre zarfında ulaşılabilir olsun, anlaşması yapılsın, telifler ödensin gibi bir projeydi ve çok da güzel gidiyordu. İkna edebildiğimiz tiyatrolarla çalışıyorduk. Bazıları zaten "Asla öyle bir şey olmaz" diyordu. Böyle çok fazla ekip vardı, ama pandemi patlayınca herkes dijital tiyatroya döndü. Herkes dijitalde bir şey yapmaya başladı. YouTube'a kadar düştü hakikaten. Düştü olarak söylüyorum çünkü tiyatronun yeri asla YouTube değil. Çaresizlikten herkes bir şey yapmaya çalıştı ve bizim proje orada bir anda değerini kaybetti çünkü bir sürü örneği çıktı. O zaman bir National Theater vardı, Türkiye'de bunula ilgili bir şey yoktu ilkti ve tekti başka bir alternatifi yoktu. Biz de çok profesyonel çekimler yapıyorduk. Çekime ciddi bir ekiple, ekipmanla gidiyorduk. Bu bir hayal projesiydi ama pandemi ile beraber herkes kendi kendine bu işi yapmaya başlayınca biz de planımızı erkene almak zorunda kaldık. Biz aslında tiyatronun Netflix'i olmayı hayal ediyorduk ama pandemi sebebiyle çok daha önce yayına çıkmamız gerekti ve bu sebeple hayal ettiğimiz gibi bir site yapamadık. Süreç iyi gidiyordu ama pandemi çok uzun sürdü ve artık insanlar dijitalden sıkıldı. Tiyatronun yeri de orası değildi aslında. Biz bunu tiyatrolar.tv'nin hakkında kısmında da amacım eserleri sahneden koparmak değil aksine, gelecek nesillere taşımak için bir alan yaratmak diye de ifade ediyoruz. Pandemi bizim için çok büyük bir şanssızlık oldu. Proje değerini kaybetti, pandemi bitince de herkes koştura koştura dışarı çıkıp, sahnelere gidince ilgi azaldı, izelenme oranları düştü ve finansal açıdan sürdürülebilir olmaktan uzaklaştı. Zaten çekimin yaptığımız oyunlardaki oyuncuların çoğu arkadaşım, bu sayede daha kolay yapılabildi ama sonra teliflerler falan derken o biraz rafa kalktı. Şu anda öyle bir şey yapmak niyetim asla yok tiyatrolar.tv'yi kapatmayız, durur orada ama ona yatırım yapmak çok mantıklı makul gelmiyor. Belki daha sonra sponsorlarla öyle bir şey olabilir ya da bazen bitmeye yakın oyunlar arayıp söylüyor "Biz oyunu bitireceğiz, ilgilenir misiniz?" diye ama işte o çok bambaşka bir maliyet olduğu için artık daha da arttığı için şu an pek mümkün gözükmüyor.

Murat Temel | Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri

"Dijitalleşme hikâyesinden tiyatro izleyicisi bıktı"

- Bir de "Kulak Tiyatrosu" dediğiniz bir şey var onu da konuşmak istiyorum. "Kulak Tiyatrosu" nedir?

Kulak Tiyatrosu, Nisan Ceren Özerten'in projesiydi. Eşi Faruk Özerten'le birlikte yaptı. Dönem dönem mutlaka bizim onunla bir işbirliğimiz oluyor. Konuştuk, karşılıklı olarak "Ne yapalım?" dedik. Onların amacı Spotify'da yayınlamaktı ki yaptılar zaten onu, ondan sonra size özel bir seri yapalım gibi bir şey çıktı, onu da yaptık. 15-16 oyun yaptık ama dediğim gibi dijitalleşme hikâyesinden tiyatro izleyicisi bıktığı için o da beklenen ilgiyi görmedi. Yoksa çok güzel proje, sesli kitapların popüler olduğu bir dünyada, tiyatro dinlemek de aslında güzel bir keyif. Onların çok emek harcadığı bir iş o ama dediğim gibi yani dijital hikâyesi artık tiyatroda tutmuyor. O yüzden bir tepki var zannedersem.

- tiyatrolar.com.tr'ye dönmek istiyorum. Önemli tiyatro eleştirmenleri, yönetmenler veya oyunculara bir köşe açmayı, onlardan oyunlarla ilgili yazılar istemeyi hiç düşündünüz mü ya da böyle bir planınız var mı?

Bu çok düşündüğümüz bir şey. Bunu yapan bir sürü site, platform var. YouTube kanalları, Instagram hesapları var. Bunu yapmayı düşündük, istedik, bazı insanlarla da görüştük. Ama şöyle bir durum var, tiyatrolar.com.tr gerçekten tarafsız bir yapı ve bu tarafsızlığı hep devam edecek. Oyunlara yapılan yorumlar izleyen seyirciler veya sektörde ki insanlar tarafından organik olarak yapılıyor. Elbette internetin doğası gereği art niyetli davrananlar da oluyor ama günün sonunda bizim tarafsız duruşumuz devam etmek zorunda.

Burada şöyle bir şey oluyor, kiminle çalışırsanız çalışın mutlaka bir yere yakınlığı, bir yere uzaklığı, bir yere bir mesafesi, bakış açısı oluyor ve bu sebeple en azından şimdilik böyle bir çalışmamız yok.

İkinci şey de bizim planlarımız ve yapmak istediğimiz şey çok farklı olduğu için de o taraflara girmedik.

- Peki, tiyatrolar.com.tr nasıl işliyor? Oyuncu ya da sahne, kendi profilini mi oluşturuyor yoksa hepsini siz mi yapıyorsunuz?

Tüm içerik girişleri ve güncellemeleri bizim ekibimiz tarafından yapılıyor. İlk başladığımızda kullanıcın kendi kendine bilgi girmesini denedik ama açıkçası o zamanlar bilinir olmadığımız için çok ilgi görmedi. Sonrasında insanlar girişi kendileri yapmayı talep etti ancak bu sefer de biz içerikleri kontrol edemediğimizi görünce devam ettirmedik. Küçük veya büyük ekiplerin tamamı sağolsun artık daha oyun çıkmadan tüm bilgilerini bizlerle paylaşıyorlar ve biz de yayınlıyoruz.

- Peki, tiyatrolar.com.tr ile ilgili de bir şeyler beklemeli miyiz, aklınızda yeni bir şeyler var mı?

Çok fazla şey var. Şimdi biz başladığımızdan beri sürekli bir şeyleri geliştirerek, üstüne koyarak devam ediyoruz. Yepyeni bir site gelecek, bununla beraber mobil uygulamamız da gelecek. Bizim çalıştığımız, anlaşmalı sahneleri ve ekiplerin kullandığı bir panel yapımız vardı, o tamamen yenileniyor. Orası çok daha komplike bir hale gelecek. Yeni uygulamamız kullanıcılara çok fazla imkan sağlayacak. Çok heyecanlandığımız bir site, uygulamasıyla birlikte geliyor.

"Tiyatro yazarları Murat Mahmutyazıcıoğlu ve Ahmet Sami Özbudak ile birlikte 2 farklı oyun yapacağız"

- Bir de Güle Güle Diva! diye bir oyunun yapımcılığını üstleniyorsunuz. Yapımcılığını yapacağınız ve bizi heyecanlandıracak başka projeleriniz var mı?

Evet, Güle Güle Diva'nın yapımcısı oldum ama oyun aslında DasDas'ın oyunu. Selen Uçer'le iyi bir arkadaşlığımız var. Yazarı Firuze Engin'le de iyi bir dostluğumuz var. Altı, yedi kere oynamıştı, pandemiden sonra bir daha sahnelemediler. Selen geldi, "Ben oyunu tekrar oynamak istiyorum, ister misin?" dedi, tamam deyip başladık. Gerek onun programının yoğunluğundan, bir hastalıktan, benim yoğunluğumdan yeterli enerjiyi veremedik. O yüzden çok fazla oynayamadık, karşılıklı olarak bıraktık. Bunun tiyatrolar.com.tr ile hiçbir alakası yok, bu tamamen benim yapımcısı olduğum bir şey. Şu anda iki tane daha oyun yapıyoruz bu arada.

- Onu bilmiyordum, hangi oyunlar?

Daha hazırlık aşamasında. Bir tanesinin yazarı Murat Mahmutyazıcıoğlu, diğerinin de Ahmet Sami Özbudak. İki tane çok iyi yazarla, çok sevdiğim insanla böyle bir proje yapıyoruz. Ahmet Sami'nin ki kendi projesi, okuyunca çok beğendim, direkt olur dedim. Murat da ikimizin istediği bir konu üzerine oyun yazıyor. İki oyunun da yazımı bitti, büyük bir ihtimalle aralık gibi provalara başlanacak.

- İki çok iyi yazarın yazdığı oyundan bahsediyorsunuz. Heyecan verici bir durum, biraz daha anlatmak ister misiniz?

Şimdilik onlar biraz bize kalsın, bir şeyler daha çıksın. Çünkü daha herhangi bir okuma provası falan yapmadık. Oyuncuların büyük bir çoğunluğu belli. Sami'nin ki tamamen belli de Murat'ın henüz hepsi netleşmedi. Okuma provalarından sonra isterseniz tekrar konuşuruz.

- Tabii, çok isterim. Toz, Gomidas, Meçhul Paşa, Sen İstanbul'dan Daha Güzelsin gibi oyunların yazarlarından bahsediyoruz. Çok heyecanlandırdınız…

Aynen, ben de çok heyecanlıyım. Zaten biz iki senedir konuşuyoruz bunu ama beyefendilerin vakti bir türlü olmadığı için bana sıra gelmedi. Şaka bir yana ikisi de çok yoğunlardı. Sami'nin İKSV Tiyatro Festivali telaşı vardı, şimdi tekrar oturuyoruz. Sevgili Murat son dokunuşlarını yapıyor biz de heyecanla bekliyoruz. Ama bunun tiyatrolar.com.tr ile bir alakası yok, tamamen yapımcısının ben olduğu, 2383yapım'ın olduğu bir iş olacak çünkü diğer türlü tarafsızlığımıza aykırı olurdu.

"Eşinizle, arkadaşınızla, dostunuzla bir oyuna gitseniz yemesiyle, içmesiyle bin liraya çıkıyorsunuz"

- Ben özellikle İstanbul'da bir kültür-sanat enflasyonu yaşandığını düşünüyorum. O kadar çok oyun sahneleniyor ki bunun kaliteye negatif etki edeceği yönünde bazı endişelerim var. Siz bu konuda ne düşüyorsunuz?

Sonuçta sanatçı, tiyatrocu ya da üreten biri olmadığım için bu konuda konuşmam biraz ukalalık gibi olur, o yüzden biraz çekimser konuşurum bununla ilgili. Size şöyle söyleyeyim 2015'ten bu yana bir veri tabanı olduğumuz için çok net görüyoruz. Mesela ilk defa bu sene, bu kadar fazla tiyatro oyunu ortaya çıktı. Bu sene bizim yeni içerik olarak girdiğimiz 300'den fazla yeni oyun var. Bu oyunların kaç tanesi devam edecek, kaç tanesi sezon boyunca gidebilecek ya da gidemeyecek?

Sinema ve dizi oyuncuları, popüler isimler de buraya dönmeye başladı ya da sinema yapımcıları da tiyatro yapımcısı olmaya başladı. Tiyatro sözümona altın çağını yaşıyor gibi ama aslında ekonomik olarak öyle değil. Bir oyuna gitmek çok zor bir şey, sonuçta ülkenin durumu ortada. Eşinizle, arkadaşınızla, dostunuzla bir oyuna gitseniz yemesiyle, içmesiyle bin liraya çıkıyorsunuz.

Kısaca, çeşitlilik meselesi çok güzel bir şey ama çok fazla olduğu zaman işi zorlaştırıyor olabilir. Bunlar dediğiniz gibi fazla olsa da arasından iyileri çıkmaya devam edecek. O yüzden ben öyle kötümser düşünmek istemiyorum.

Yazarın Diğer Yazıları

Tülin Özen: Sanata bakışın değersizleştirilmesi bende bir kaygı yaratıyor

“Herkesin terörist ilan edildiği bir ülke olduğumuzu düşünmüyorum. Gerçekten muhalif olan küçük bir kesim terörist ilan ediliyor (söylemden çok pratikten bahsediyorum) kalan çoğunluk ise sinmiş (ya da sindirilmiş) durumda. Dolayısıyla da şiddet dönüştürücü bir güce değil kendimize ya da çevremize yönlendirdiğimiz bir şeye dönüşüyor”

Ece Bağcı: Görüşmeye gidene kadar Nuri Bilge Ceylan filminde oynayacağımı bilmiyordum; kapı zilinde adını gördüm

"Kamera önü oyunculuk eğitimi alıyordum. O derslere katıldığım sırada bir film için deneme çekimi olduğunu söylediler. Hem Aylin hem de Sevim karakteri için deneme çekimi yaptık. Sevim karakteri oldu ve yönetmen görüşmesine gittik. Yönetmen görüşmesine gidene kadar Nuri Bilge Ceylan filmi olduğunu bilmiyordum. Nuri Bilge Ceylan olduğunu kapı zilinde gördüm"

Tiyatrocu Ceren Sarp: Anneannem Deniz Türkali, beni bir akraba olarak değil de tecrübeli bir oyuncu olarak eleştirir

“Denizella (Deniz Türkali) ile zaten her an konuşuyoruz, fikir paylaşıyoruz. Tecrübeler kıyaslanamayacak kadar farklı onun tecrübesine ulaşmamız mümkün değil ve tabii ayrıldığımız noktalar oluyor, sonuçta bir jenerasyon farkı var. Türkan'la (Türkan Şoray) da çok konuşuruz. Üç yaşımdan beridir o benim Türkan’ımdır ben ise onun Ceren’iyimdir. Her zaman destek verir, görüşlerini paylaşır, inşallah o da gelip izleyecek.”