07 Ağustos 2022

Bolivya'nın pileli etekli yerli kadınları

16. yüzyıldan itibaren, sömürgecilik döneminde İspanyollar yerli kadınlara pileli eteği zorla giydirmişler, onları "yerli olmayanlardan" ayırt edebilmek için… Ancak yerli kadınların pileli eteğin üstüne giydikleri desenli bluzları ve taktıkları melon şapkaları, geleneksel kıyafete kendine özgü bir vasıf kazandırmış. Bugün hâlâ yerli kimliğinin inşası, giyilen kıyafetle, konuşulan dille ilişkilendirilen bir süreç olarak öne çıkıyor

Latin Amerika'da feminist mücadele, politik ve toplumsal olarak her zaman postkolonyal bir bağlamda gerçekleşti. Üç yüzyılı aşan sömürgecilik geçmişi boyunca yerlilerin marjinalize edilmesi ve Afrikalıların köleleştirilmesi, bugün bile geçerliliğini koruyan bir etnik hiyerarşiye yol açtı: beyazlar en tepedeydi, Avrupa doğmuş beyazlar (peninsulares) Amerika'da doğmuş beyazlardan (creole) yukarıda, beyazlarla yerlilerin melezleri (mestizo) de beyazlarla siyahların melezlerinden (mulatto) yukarıdaydı. En aşağıda ise yerliler, siyahlar ve yerli-siyah melezleri (zambo) vardı. Neredeyse kast sistemini andıran, sınıfsal ve etnik ayrımcılığa dayalı toplumsal eşitsizliklerin kesiştiği böylesine hiyerarşik bir düzende, kadınların maruz kaldığı cinsiyetçilik ve dışlanma, elbette ırkçılık ve etnik ayrımcılıktan bağımsız düşünülemezdi. 

Toplumsal cinsiyet rollerinin ve etnik ayrımcılık pratiklerinin eş zamanlı olarak inşa edilmiş olması, Latin Amerika toplumlarında patriyarkadan özgürleşme (despatriarcalización) ve sömürgecilikten özgürleşme (descolonización) süreçlerinin birlikte ele alınmasını gerekli kılıyor. Meselenin hem teorik hem de pratik açıdan çetinliği ortada. Bir yandan toplumsal cinsiyet kavramını dekolonize etmek/sömürgesizleştirmek diğer yandan etnik kimliğin nasıl toplumsal cinsiyetlendirilmiş olduğunu ortaya koymak için kavramsal ve yöntemsel olarak yeni açılımlar yapmak gerek. Bununla birlikte yerli halkların ve kadınların birlikte mobilize olduğu bir direniş örgütlemek de farklı toplumsal hareketler arasında etkileşime dayanan, uzun soluklu bir mücadele gerektiriyor.

Bolivya'da 2020'de Sosyalizme Doğru Hareket'in (MAS) adayı Luis Arce'nin seçilmesinin ardından kurulan "Kültürler, Dekolonizasyon ve Depatriarkalizasyon Bakanlığı", böyle bir mücadelenin ürünü. Bolivyalı yerli kadınlar, 2019'da MAS lideri Evo Morales'e karşı gerçekleşen darbenin ardından demokratik siyasete geri dönülmesi sürecinde etkin rol oynamış, Las Bartolinas olarak anılan Bartolina Sisa Yerli ve Köylü Kadınlar Ulusal Konfederasyonu üyeleri darbe karşıtı gösterilerde ön saflarda yer almıştı. MAS'ın iktidara dönmesinin ardından konfederasyonu temsil eden Sabina Orellana, Arce'nin kabinesinde Kültürler, Dekolonizasyon ve Depatriarkalizasyon Bakanı olarak göreve başladı. 

Morales yanlısı gösteriler, Kasım 2019

La pollera: Direniş sembolü olarak pileli etek

Bolivya, tam anlamıyla bir "yerli ülkesi". 11,4 milyonluk nüfusun neredeyse yarısı, yüzde 48'i yerli halklardan oluşuyor ki bu, Latin Amerika ülkeleri arasında yerlilerin nüfus içinde sahip olduğu en yüksek oran. Yaklaşık 5,6 milyon yerlinin çoğunluğunu Aymara ve Quechua halkları oluştursa da Bolivya'da toplam 36 farklı yerli halk var.

2005'de Bolivya'nın (aynı zamanda Latin Amerika'nın) ilk yerli devlet başkanı Evo Morales'in seçilmesinin ardından, MAS iktidarında yerli haklarının güvence altına alınması için önemli yasal ve siyasal adımlar atıldı. Bugüne kadar yapılmış en ilerici anayasalardan biri olarak kabul edilen Bolivya'nın 2009 Anayasası'nda 36 yerli halkın dilinin İspanyolca ile birlikte resmi dil olarak kabul edilmesi, yüzyıllarca yok sayılan yerli kimliğinin tanınması açısından mühimdi. 

Bu süreç elbette, hem toplumsal cinsiyet hem de etnik köken temelinde ayrımcılığa uğrayan yerli kadınlar açısından da bir dönüm noktasıydı. Las cholas olarak anılan Bolivyalı yerli kadınların geleneksel kıyafetleri olan pileli etekleriyle (pollera) kamusal alana girmeleri yasaktı. 2010'da ırkçılık ve etnik ayrımcılık pratiklerini cezalandıran yasanın yürürlüğe girmesinin ardından bu yasak kaldırıldı ve yerli kadınlar dışlandıkları kamusal alanlarda, yok sayılan kimlikleriyle kendilerine yer açabildiler. Böylelikle pileli etek, ayrımcılığa ve dışlanmaya karşı mücadelenin bir sembolü haline geldi.

 Sabina Orellana, geleneksel pileli eteği (pollera) ile Kültürler, Dekolonizasyon ve Depatriarkalizasyon Bakanı olarak yemin ediyor, 21 Kasım 2020.

MAS iktidarında başlayan radikal toplumsal dönüşüm sürecinde, öncelikli olarak katılımcı demokrasi mekanizmalarının geliştirilmesi, kaynakların millileştirilmesi ve daha adil dağıtılması yönünde politikalar izlendi. Ne var ki sosyalist hükümetin doğal kaynak çıkarımına dayalı, ekstraktivist kalkınmacılık anlayışıyla kendi kaynakları üzerinde daha fazla denetim sahibi olmak isteyen yerlilerin buen vivir adını verdikleri, doğanın dengesine saygı gösteren "iyi yaşam" anlayışı arasında her zaman bir gerilim söz konusu oldu. Yerli kadınlar da bu anlayışı savunan önde gelen politik aktörler arasındaydı. Her ne kadar bu açıdan hükümete karşı eleştirel bir konumda olsalar da darbeye karşı Morales'i en çok destekleyenler de onlardan başkası değildi. 

Bolivya'da feminist mücadele

Bolivya, Latin Amerika'daki feminist mücadelenin kendine özgü dinamiklerini anlamak için önemli bir çalışma alanı. Toplumsal cinsiyet, etnik köken ve sınıf temelinde kesişimsel ayrımcılığa uğrayan Bolivyalı yerli kadınlar hem sömürgeci hem de ataerkil yapılara karşı mücadele veriyorlar. Cinsiyetçilik, sömürgecilik döneminden itibaren emperyalizm ve militarizmle çok fazla iç içe geçtiği için feminist mücadele, çevrecilik ve anti-kolonyalizm/anti-emperyalizm gibi mücadelelerle giderek daha çok kesişiyor. 

Bu kesişme, feminizme dinamizm kazandırdığı gibi kimi zaman da feminist hareketin özerkliğini vurgulamayı gerektiriyor. Örneğin cinsiyetçiliğin sömürgeciliğin bir sonucu olduğu ve dekolonizasyon sürecinin kendiliğinden yerli kadınları özgürleştireceği gibi argümanlar, toplumsal hareketler içerisinde feminizmin alanını daraltıyor. Latin Amerikalı feministler bu sebeple cinsiyetçiliğin ve kadın düşmanlığının, kapitalizm ve emperyalizm gibi süreçleri aşan bir bağlamda, daha özerk bir patriyarka tarafından şekillendiğini göstermek için machismo kavramına başvuruyorlar. Türkçede maçoluk, "sert erkek tavrına" karşılık gelse de bu kavram esas olarak kaba erkekliği bir tavırdan çok toplumsal sistemin bütününü şekillendiren bir "genel ahlak" anlayışı olarak ele alıyor. Bu da sömürgecilik dönemini önceleyen, emperyalist anlayışla sınırlı olmayan, kökleri daha eskilere dayanan bir toplumsal cinsiyet eşitsizliğine işaret ediyor. 

Aralık 2008'de Morales hükümeti yeni ulusal toplumsal cinsiyet planını açıkladığında Bolivya'da machismo'nun "beyaz adam"a mahsus olmadığı, kadınların yerli topluluklarda da cinsiyetçiliğe maruz kaldığı meselesi açıkça dile getirilmiş oldu. And bölgesindeki patriyarka, evlilik temelinde kadın-erkek birlikteliği, karı-koca anlamına gelen chachawarmi kavramı ile gizlenmiş durumda. Aymara kültürüne özgü olan bu kavram, erkeğin kadından daha üst bir konumda olmadığını, kadınla erkeğin bir "tamamlayıcılık" ilişkisi içinde olduğunu öne sürüyor. Yerli hareket içinde feminizmi "Batı icadı" olarak yaftalayan, "toplumsal cinsiyet" yerine chachawarmi kavramını öneren, kadın ile erkeğin hiyerarşik olmayan bir şekilde birbirini tamamlayarak tek bir sosyal varlık oluşturabileceğini öne süren bir anlayıştan söz etmek mümkün. 

Anlaşılan o ki feministlerin işi kadını görünür yapmakla bitmiyor, geleneksel fikir ve yargıların arkasına gizlenen toplumsal cinsiyet eşitsizliğini gözler önüne sermek de bir diğer zorlu uğraş. Bolivyalı feministler de chachawarmi kavramını tartışmaya açarak "tamamlayıcılık" iddiasının kalıcı bir uyum anlamına gelmediğini, aksine kadın-erkek birliğinin devamlı bir güç ve çekişme ile yeniden üretildiğini, bunun da asimetrik toplumsal cinsiyet ilişkilerinden bağımsız olmadığını vurguluyorlar. Burada önemli olan nokta, toplumsal cinsiyet planının açıklandığı 2008'den itibaren, yerli kadınların "kendi kültürlerinin kurbanı olan" mağdurlar olarak değil, "kendi kültürlerini de eleştirebilen" özneler olarak öne çıkmaları, bunun için de gerekli bilgiye ve analitik araçlara erişmelerinin sağlanmasıydı. Böylelikle gündelik hayatın ve kamusal mekânın anlamını sorgulayarak feminist bir mücadele yürütmek ve kolektif bir kimlik inşa etmek mümkün olacaktı. 

Bolivya'da bir grafiti : "Depatriarkalizasyon olmadan dekolonizasyon olmaz" 

Kültürel imge olarak pileli etek

Toplumsal cinsiyetin dekolonize edilmesi, yani sömürgecilikten bağımsız olarak ele alınması, Bolivya'daki feminist mücadelenin sadece bir boyutu. Bununla birlikte etnik kimliğin de nasıl toplumsal olarak cinsiyetlendirilmiş (gendered) olduğunu ortaya koymak gerekiyor. Pileli etek bu açıdan da önemli bir sembol. 16. yüzyıldan itibaren, sömürgecilik döneminde İspanyollar yerli kadınlara pileli eteği zorla giydirmişler, onları "yerli olmayanlardan" ayırt edebilmek için… Ancak yerli kadınların pileli eteğin üstüne giydikleri desenli bluzları ve taktıkları melon şapkaları, geleneksel kıyafete kendine özgü bir vasıf kazandırmış. Bugün hâlâ yerli kimliğinin inşası, giyilen kıyafetle, konuşulan dille ilişkilendirilen bir süreç olarak öne çıkıyor.

Kadınlara her zaman kültürün ve geleneğin taşıyıcıları olma rolü yüklendiği için, aynı yerli topluluk içinde olmalarına rağmen kadınlar erkeklerden daha yerli görülüyor. Yerli erkekler iş için kentlere giderken, eve ait olarak görülen yerli kadınlar, kırsal kesimdeki topluluklarında kalmaya devam ediyorlar. Kentte çalışmaya başlayan yerli erkekler, "modern" kıyafetler giyiyor ve İspanyolca öğreniyorlar, bu da onları bir nevi beyazlaştırmış/melezleştirmiş oluyor. Oysa yerli kadınlar pileli eteklerini giymeye ve anadillerini konuşmaya devam ediyorlar. Böylelikle sömürgecilik döneminde "beyaz adam" tarafından romantikleştirilen, fetiş ve cinsel obje haline getirilen "yerli kadın" imgesi dipdiri ayakta duruyor. Turistler yerli kadınları pileli etekleriyle görmek ve onlarla fotoğraf çekinmek istiyorlar. 

İşte bu yüzden Morales'in dekolonizasyon ve çok kültürlülük politikaları konusunda bazı feminist kaygılar dile getirildi: Bu politikalar, Batıdaki "kültürel farklılıklara saygı" anlayışıyla aynı şeye sebep olabilir miydi, yani kadınları kendi kültürleri içindeki erkek egemen yapılara hapsedebilir miydi? Bunlar elbette hâlâ tartışılan meseleler. Ancak feminist mücadele içinde kendilerini birer özne olarak yeniden inşa eden yerli kadınlar, kendi kimliklerine sahip çıkarken geleneksel olarak bastırılmış, ötekileştirilmiş, susturulmuş yerli kadın konumunu reddettiler ve kendilerini yerli olarak tanımlamanın özgürleştirici bir potansiyel taşıdığını keşfettiler. Yerli kimlikleriyle bilgi üretme, vizyon oluşturma, kolektif kimlik inşa etme, siyasal olanı belirleme ve politika yapma potansiyeliydi bu. Daha önce pileli etekleriyle giremedikleri mekânları mesken tutarak hem yerli kültürün hem de sömürgeci zihniyetin ataerkil karakterine meydan okudular. 

Aymara kadınlarının pileli etekleriyle And dağlarının zirvesine tırmanmaları, bu meydan okumaların arasında sembolik olarak en çok dikkat çekenlerden biri. Önceleri turistlere tırmanışlarında sadece yerli erkekler yardım ediyor, yerli kadınlar hamallık ve aşçılık yapıyordu. Bugün ise tırmanış rehberleri arasında geleneksel kıyafetleriyle yerli kadınlar da yer alıyor. Bu şekilde hem erkekler kadar para kazanmış hem de pileli eteklerini "en yükseklere" çıkarmış oluyorlar. 

 

Dikkat çeken bir diğer kafa tutuş, kaykaycı yerli genç kızlardan geliyor. 2019'da Dani Santiváñez ve iki arkadaşı tarafından kurulan Imilla Skate grubunun üyeleri, yerli kimliğine sahip çıkmak ve yerli kültürünün temel ögesi olan cosmovisión dedikleri dünya görüşünü yaptıkları sporla göstermek istiyorlar. Aymara ve Quechua dillerinde imilla genç kız demek. Bu genç kızlar, kendilerini pileli etekli yerli kadınların (las cholas) kızları ve torunları olarak tanımlıyorlar. Hedefleri, yıllarca turistlerin ilgisini çekmek için kullanılan, ancak kendilerine hiç değer verilmeyen, sosyal aktivitelerden dışlanan pileli etekli yerli kadınlara dair geleneksel imgeyi yıkmak. Daha çok erkeklikle özdeşleştirilen kaykayları ve büyükannelerinden miras aldıkları pileli etekleriyle toplumsal olarak kapsayıcı bir söylem oluşturmaya çalışıyorlar: Ne giydiğine, kim olduğuna, nereden geldiğine, hangi dili konuştuğuna bakılmaksızın herkes her şeyin bir parçası olabilir. Ve elbette "Pileli etekli kadınlar her şeyi yapabilirler!"

 Imilia Skate sporcuları, 2 Şubat 2022, Cochabamba, Foto: Luisa Dörr 

 

Hamiş: Imilla Skate grubunun hikâyesini anlatan belgesel 14 Eylül'de, Cochabamba'nın kurtuluş gününde gösterime girecek. Grup, Instagram hesaplarından da takip edilebilir.

Esra Akgemci kimdir?

Esra Akgemci, Lisans eğitimini Hacettepe İktisat (İngilizce), yüksek lisans ve doktora eğitimini Ankara Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümünde tamamladı. ABD, Meksika, Şili ve Brezilya’da lisansüstü araştırmalarda bulundu.

Kâzım Ateş ile birlikte Dünyanın Ters Köşesi Latin Amerika: Tarih, Toplum, Kültür (İletişim, 2020) adlı kitabı derledi. Selçuk Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde doktor öğretim üyesi. ODTÜ Latin ve Kuzey Amerika Çalışmaları programında yüksek lisans dersleri veriyor.

 

Yazarın Diğer Yazıları

Yaşarken de öldükten sonra da uykuları kaçıran bir efsane: Ölümünün 70. yıldönümünde Evita

Che Guevara, Maradona, Carlos Gardel ve Papa Francis ile birlikte gelmiş geçmiş en ünlü Arjantinlilerden biri olarak anılan, hayatı şarkılara, filmlere, romanlara konu olan, Evita müzikalinde Madonna tarafından canlandırılan Eva Perón, bu şöhretini neye borçluydu?

Göçmenin duası: "Çünkü varmak istedim"

ABD sınırına geldiklerinde göçmenlere verilen sorgu formunun ilk sorusu, "ABD'ye neden geldin?" oluyor. Sınırdaki göçmen çocuklar için tercümanlık yapan Meksikalı yazar Valeria Luiselli, bu soruyu yüzlerce çocuğa yönelttikten sonra ABD'de yaşayan bir Meksikalı olarak kendisine de yöneltiyor ve cevabı bilmediğini düşünüyor

Las nadies: Francia Márquez ve Kolombiya'da direnen kadınların iktidarı

Kolombiya'nın ilk solcu hükümeti 7 Ağustos'ta göreve başlayacak ve daha 15 yaşındayken bile ülkesinin acılarını çok iyi bilen Francia Márquez, "hiç kimseler"in sesi olacak