23 Mart 2020

Çıkacak afla kimler çıkacak, kimler kalacak?

Meşruiyetsizliğin bir de haddi olmalı

Cumhuriyet tarihimizde bugüne kadar 52 adet af ve erken tahliye içeren kanun çıkarılmış. Her bir işlem sonrasında hapishaneler çok geçmeden derhal dolmuş. İnfaz politikası ve hukuku değil zannedersiniz ki emme basma tulumba. Boşaltıyorsunuz, anında doluyor. Çünkü bu düzen bir yandan suç üretirken bir yandan da "suç" ve "suçlu" yaratıyor. Nasıl suç ve suçlu yarattığını aşağıda söyleyeceğiz.

Bir diğer özelliğimiz de aflarımıza bazı isimler takmaktır. Mesela yine cezaevlerimiz tıka basa dolmuşken 1999’da çıkarılan affın adını, Rahşan Hanımı (nedense) onore etmek için "Rahşan affı" koymuşlardı ve onu "hayata dönüş" katliamlarıyla süslemişlerdi. İki yıl sonra cezaevleri yine dolmuş, içeride yatacak yer kalmadığından yeni afların sözü edilir olmuştu.

Şimdi birbirini takip eden ve araları çok kısa olan yeni bir affı daha yaşayacağız.

2016 darbe girişiminden hemen sonra dolan ve yeni tutuklu ve hükümlülere yer açmak için çıkarılan infaz düzenlemesiyle boşaltılan af, miadını yine doldurdu; şu anda cezaevleri tutuklu ve hükümlü sayısı olarak istiap haddini yüzde 20 ile aşmış durumda.

Yani tulumba bu kez çok kısa bir süre içinde emdi. Şimdi tekrar basma durumuna geçti. Bu kez adı tam Bahçeli’nin yakın dostu; milli mafya liderimiz "Çakıcı affı" olacakken, zuhur eden bir virüs nedeniyle "Korona" veya kısaca "Kovit" affı olacak.

Yani 53. af gündemde. İsterseniz buna infaz yasası değişikliği deyiniz hukuken afla infaz indirimi farklı müesseselerdir ama bu yazıda bu ayrımın mahiyetini anlatmak suretiyle dikkatleri dağıtmayalım. Yaşanılan trajedi/komedinin adı kısaca "af" olsun.  

Ve yine açıklamalardan okuyoruz ki Reis/Bahçeli’nin emirlerine göre terör ve örgütlü terör suçları indirim dışında kalacak.

Peki terörün tanımı nedir? Terör suçları nelerdir? Ve terör suçlusu yani terörist kimdir ve nasıl bir eylemlilik içindedir? Terör suçu olmayıp da terör amacı ile işlenen suçlar nelerdir?

Lütfen aşağıda yazılı absürtlüğü iyice anlamak için Terörle Mücadele Kanunu'nun sıkıcı da olsa şu 3 adet maddesini okumaya çalışın:  

Terör tanımı:

(1) Madde 1– (Değişik birinci fıkra: 15/7/2003-4928/20 md.) Terör; cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasî, hukukî, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü suç teşkil eden eylemlerdir. (Mülga ikinci ve üçüncü fıkralar: 29/6/2006-5532/17 md.)

Terör suçlusu

Madde 2 – Birinci maddede belirlenen amaçlara ulaşmak için meydana getirilmiş örgütlerin mensubu olup da, bu amaçlar doğrultusunda diğerleri ile beraber veya tek başına suç işleyen veya amaçlanan suçu işlemese dahi örgütlerin mensubu olan kişi terör suçlusudur. Terör örgütüne mensup olmasa dahi örgüt adına suç işleyenler de terör suçlusu sayılır (…)

Terör suçları

Madde 3 – (Değişik: 29/6/2006-5532/2 md.) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 302, 307, 309, 311, 312, 313, 314, 315 ve 320 nci maddeleri ile 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında yazılı suçlar, terör suçlarıdır. Terör amacı ile işlenen suçlar(2)

Madde 4 – (Değişik: 29/6/2006-5532/3 md.) Aşağıdaki suçlar 1 inci maddede belirtilen amaçlar doğrultusunda suç işlemek üzere kurulmuş bir terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlendiği takdirde, terör suçu sayılır: a) Türk Ceza Kanununun 79, 80, 81, 82, 84, 86, 87, 96, 106, 107, 108, 109, 112, 113, 114, 115, 116, 117, 118, 142, 148, 149, 151, 152, 170, 172, 173, 174, 185, 188, 199, 200, 202, 204, 210, 213, 214, 215, 223, 224, 243, 244, 265, 294, 300, 316, 317, 318 ve 319 uncu maddeleri ile 310 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan suçlar.

Biz bu anlamda hangi terör eylemlerini ve faillerini tanıdık? Hafızalar tazelensin; mesela bir tarihte Ankara Tren Gar’ı karşısı meydanda yüzün üzerinde insanımızı öldüren; bir yıl başında Ortaköy’deki eğlence yerine bomba atıp tarayan; bir tarihte Dolmabahçe’de evine/görev yerlerine gitmeye çalışan polislerimizi katleden; 15 Temmuzu 16 Temmuz'a bağlayan gece sabaha kadar ordumuza ait uçaklarla tepemize, meclisimize bomba atanlar, yüzlerce insanımızı tarayanlar ve bunun gibileri… Ne yazık ki bu listeyi daha çok uzatabiliriz.

İşte bizim yasalarımıza göre bu suçlar terör suçudur ve bu suçları işleyenlere de terörist denir. Bu yalnızca bizim yasalarımız açısından değil, tüm ceza yasaları için de öyledir.

İşte yasalara göre durum böyleyken Allahlık yargımız yukarıdan gelen emirlerle ve inanılmaz gerekçelerle alakasız insanlardan nasıl oluyor da terörist yaratıyor.

* Mesela evinde, üzerinde bir tırnak çakısı bile bulunmayan Osman Kavala bu yargı tarafından casus ve darbeci sayıldığından;

* Ahmet Altan, üç adet yazısı nedeniyle önce 3 kez ağırlaştırılmış Müebbete mahkum edilirken;

* Selahattin Demirtaş sözlerinden dolayı terörist sayılırken;

* Sayılarını takip edemediğim ve isimlerini bilebilmek durumunda olamadığım için üzüldüğüm Güneydoğu illerinin HDP’li Belediye Başkanları ile önceki dönem HDP Milletvekilleri;

* Cümle alemin orada olduğunu bildiği ancak niye orada olduğunu bilemediğimiz Libya’da görevli MİT mensuplarının cenaze törenlerini haber yaptı diye tutuklanan ve haber portalları kapatılan gazeteciler;  

* Adeta tuzak kurar gibi, 2013 yılına kadar sarmaş dolaş olup da ancak darbe girişiminden sonra kapatılan bazı gazetelerdeki köşe yazarları; sonradan kaka olan bankalara para yatıranlar; çocuklarını zamanında iktidarın "pek sevgili hocaların okullarında" okutanlar yatarken; envai çeşit mafyanın, nitelikli niteliksiz yağmacının, dolandırıcının, hırsızın, katilin, -tekrar girmek üzere (hep öyle oluyor)- güle oynaya çıkması ancak böyle bir hukuk düzeninde olur.

Mutlaka Reis’in, kendi medyasının dışındaki medyayı da takip eden adamları vardır. Ona söylesinler, hazır Koronavirüs de varken yukarıda yaşanılan olası rezalet bir kez daha yaşanmasın. İndirim ne kadar yapılacaksa bari herkese yapılsın da tulumba bir de böyle boşalsın.

Meşruiyetsizliğin bir de haddi olmalı.

Yazarın Diğer Yazıları

Suç olmayan suçtan hapse girmek

Dilden düşürülmeyen beka sorunun gerçek adresi adalet kavramında yatmaktadır