16 Aralık 2018

'Görünmez Olmak' ya da Kate Bush ses verdi!

Hayatında bir kez olsun Kate Bush şarkısı dinlemiş bir insanın, bir daha o şarkıyı hafızasından silebilmesi çok güç

Uzun zamandır özlemini çektiğimiz Kate Bush öyle bir sürpriz hazırladı ki 60 yaşına girdiği 2018 yılı bitmeden, yeni bir kitap, tüm eserlerini hem plak hem CD olarak topladığı “remastered” versiyonları ile karşımıza çıktı.

Kate Bush’un ortadan kaybolmaları yeni değil. Tamamen gözden ırak olduğu 12 yıllık bir zaman dilimi var. Sanatçının 1993 ile 2005 arası inzivaya çekilmesi bir belgesele konu bile olmuştu. “Come Back Kate” isimli belgeselde Bush hayranlarının onun inzivasıyla ilgili fikir ve düşüncelerine yer verilmişti. Belgesel filmde hayranları, "Kate Bush bir adadır ve onlardan birinde oturuyordur” gibi sözlerle ona karşı duydukları sevgiyi anlatmış, mitik personası etrafında kendi büyülü dünyalarını örmüşlerdi. Kimisi Bush’un doğumgününü İngiltere’nin güneyinde bir sahilde kutlamış, bir antik çağ felsefesi profesörü ona mektuplar yazmış, onu hiç tanımayan genç bir kadın “Kate Bush Tribute”ların en şöhretli taklidi oluvermişti.  

Tıpkı bu belgesel gibi 2013’te Kate Bush gibi giyinen, onun taklidini yapan 300 civarında kadın ve erkek, “Wuthering Heights” videosunu Brighton’s Stanmer Park’ta tekrar canlandırmış, müzik dünyasında sansasyonel bir aksiyona imza atmışlardı.  

Bertie’yle gelen ara

Kate Bush’un kayboluşunu konu alan ABD’li yazar John Mendelssohn’un 2004’te yazdığı bir roman bile var. “Waiting for Kate Bush” adını taşıyan kitap, bir zamanların erkek iç çamaşırı modelinin intihara girişmeden önce Kate Bush’un yeni bir albüm çıkartmasını bekleyişinin etrafında gelişiyor.

Sanki Mendelssohn yazdığı romanla Kate Bush’a çağrıda bulunmuş gibi, Bush’un “Aerial” albümü kitabın yayımlanmasından bir sene sonra geldi. O zamandan beri de peş peşe hareketlenmeler oldu Bush cephesinde.

Bir röportajında anlattığına göre 12 yıllık aranın sebepleri son derece sıradandı. Hayatta sadece iş yoktu. İlgilenmesi ve büyütmesi gereken bir de oğlu vardı (Bertie). Bu sebepten dolayı da müzik daha tali bir şeydi o dönemde.

1998’de Albert McIntosh olarak dünyaya gelen Bertie, (Kate Bush’un anne olduğunu oğlunun ikinci yaşında Peter Gabriel’in bir söyleşisinden öğrendik) çocukluğun zorlu zamanlarını atlattıktan sonra müzik yine öne çıktı Bush’un hayatında. 2011’de “The Sensual World” ve “The Red Shoes” albümleri sağlam dokunuşlarla “Director’s Cut“ versiyonuyla gün ışığına çıktı ve çok geçmeden, altı ay sonra da kış albümü “50 Words for Snow”a kavuşuldu.

Bir döndü pir döndü!

Daha da önemlisi 35 yıllık aradan sonra, Ağustos 2014’te sahneye çıktı sanatçı ve Londra’da tam 22 konser verdi. 2016’da da o konser kayıtlarından müteşekkil olan “Before the Dawn” plağı dükkanlarda yerini aldı. 

Ve şimdi de bugüne kadar ne ürettiyse, yani tüm eserleri, ayıklanmış, temizlenmiş, cilalanmış olarak yepyeni bir ambalajla “Kate Bush – Remastered” olarak geçtiğimiz günlerde piyasaya çıktı.

Kate Bush’un bütün eserlerini yeniden gözden geçirip düzenlemesi müzikal olarak tekaüte ayrılacağı ve yeni şarkılar duymayacağımız anlamına mı geliyordu? Bu korkuyu destekleyen ya da çürüten argümanlar var mıydı?

2011’den bu yana Kate Bush’tan yeni şarkılar duymadık. “Director’s Cut”ta “The Sensual World” ve “The Red Shoes”un yeni versiyonlarını dinledik. Konserlerinde ise sadece “Hounds Of Love” ve “Aerial” albümlerinden parçalar duyduk. Geçmişte ortaya çıkardığı bütün eserlerini bu şekilde ele alması ve değerlendirmesi bir veda niteliği taşıyor olabilir miydi gerçekten?

Eğer bu bir veda ise çok acıklı olur tabii. Kafasında yepyeni şarkılar varsa da, er ya da geç dışarı çıkacaklardır zaten. “Director’s Cut” arkasından nasıl yeni bir albümü beraberinde getirdiyse, eskiye ait ne varsa onları derlemesi, eskiyle vedalaşmak olarak da okunabilirdi belki.

Peki “Remastered” albümlerinde Kate Bush’un sesinde veya parçalarda büyük bir fark var mı derseniz, sesi bildiğimiz gibi. “Aerial”in düzenlenmiş halinde, “An Architect’s Dream” ve “A Painter’s Link” parçaları orijinalindekinden farklı. Avustralyalı şovmen Rolf Harris’in seslendirdiği sözlü kısımlar oğlu Bertie’nin sesiyle değiştirilmiş. 2014’te çocuk istismarı yüzünden yargılanan Harris’in albümde yer almaması doğru bir karar olmuş.

Dört ayrı kutuda satılan “Remastered” koleksiyonunda yer almayan tek albüm “live” albümü “Before The Dawn”. Nedenine gelince, Bush’un eserlerinin birkaç sene sonra tekrardan düzenlenip piyasaya çıkacağı yönünde tahminler yürütülüyor. Ve orada bu kayda yer verileceği ileri sürülüyor.

‘How To Be Invisible’

Kate Bush’un geçtiğimiz hafta “Remastered” plaklarıyla birlikte şarkı sözleri kitabı “How To Be Invisible” da çıktı; 150 sterline satılacak olana 500 adet numaralı ve imzalı baskısı da öyle. Alan aldı ve evinin en kıymetli köşesine yerleştirdi bile.

Sınırlı sayıda basılan kırmızı edisyon, sürgülü kalın kapaklı ve altın harflerle bezeli olarak basıldı.  “Arial Tal”in sözleri ek olarak basıldı, numaralandı ve Kate Bush’un ıslak imzasını taşıyor. Kapakta kitabın ismi ayrıca görme engellilerin kullandığı Braille alfabesiyle yazıldı. 85 parçanının sözlerinin yer aldığı kitapta “Tawny Moon” ve “Lyra”nın sözleri de yer alıyor. “A Sky of Honey” parçası ise 2014’te konserlerinde söylediği şekliyle yer alıyor.

Kate Bush hayranı olan, onun müziğinin yazdıkları üzerinde büyük etkisi olduğu bilinen romancı David Mitchell’in önsözüyle çıkan kitapta şarkı sözleri müziğinden kopartılmış olduğu için, bazı şarkılar daha genişletilmiş ve farklı metinler olarak karşımıza çıkıyor.

Bob Dylan’a 2016’da Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazandıran şarkı sözleriyse, son 40 yılın en iyi söz yazarlarından biri olan Kate Bush’un da aynı ödülü hak ettiğini söyleyemez miyiz? Başka güncel söz yazarlarıyla kıyaslandığında, her birinin şiir olarak okunabileceği şarkı sözleri, insanın bir ömür okuyup sırrına nail olamayacağı derinlik ve incelikte. 

Bush başından itibaren hikâye anlatıcısıydı. İlk kez “Wuthering Heights” ile 1978’de hafızamıza yerleştiğinde, alışılmışın dışında sesi, görüntüsü ve hareketleriyle diğer kadın pop yıldızlarının arasından sıyrılarak bambaşka bir imaj sergiledi. 40 yıl boyunca da bildiği yoldan şaşmadı. Dokuz albüm üretti ve hepsiyle arasına bile isteye özel hayat mesafesi koyabildi. Kate Bush, şarkılarına taşıdığı Delius’tan, Bronte’den ya da Houdini’den daha az özel bir sanatçı olmadı.

Hayatında bir kez olsun Kate Bush şarkısı dinlemiş bir insanın, bir daha o şarkıyı hafızasından silebilmesi çok güç. Üstelik o şarkının sizde iz bırakması için, ona esin kaynağı olan edebiyatçıları okumuş olmanız veya sayısız sinema ve televizyon uyarlamalarını izlemiş olmanız da şart değil. Onun şarkılarını dinlerken, bizi götürdüğü yere koşulsuzca gideriz...