03 Mart 2019

Vezirin rezil, rezilin vezir olduğu yer: Sosyal medya

Sosyal medya çağında, bizlerin “ürün-bireyler” olarak sunulmamızdan dolayı, sağlam bir etik anlayışa sahip olmak ve dikkatli karar vermek, önceki dönemlerden çok daha önemli

Şikago sakinlerinin hayatını konu alan Easy, günümüzün ilişkilerini, modern bireyin hayallerini, sıkıcı hayatını, sadelikle ve yıldız bir oyuncu kadrosu ile anlatıyor. Son dönemler, çabuk sıkılan, aynı olay örgüsünü takip etmekten yorulan, dikkati dağınık izleyici kitlesini oyalamak için de her bölümde farklı bir konu işleyen yapımın kimi sosyolojik gerçekleri yalınlıkla anlatmasından dolayı Netflix’in ilginç yapımlarından biri olduğunu düşünüyorum. 

Fakat adının aksine, ele alınan konular son derece tartışmalı ve ortak bir yargıya varmakta hiç “kolay” değil. Tıpkı “Açık evlilik”, kadın hakları adına seks fantezilerinin kısıtlanma tartışması, Tinder’ın ilişkideki işlevi, insan bedeninin seks üzerinden para kazanma özgürlüğü gibi “tabu” olan konular da olduğu gibi… 

Ancak 2.sezonda yer alan “Conjugality ” (evlilik) adlı bölümün birçoğumuzu ilgilendiren bir kaygıyı tartışmaya açtığını düşünüyorum. 

Yazar Jacob Malco’nun ilk eşini aldatmasını ve sonraki olayları konu alan resimli romanın 20’nci yılı vesilesiyle yerel bir kitapçıda bir araya gelen yazar ve okuyucuların söyleşisiyle açılan bölüm, Malco’nun genç, hırslı ve satış için her şeyin mubah olduğunu düşünen, yayınevinin sosyal medya ekibinin başı Lauren’le tartışmasıyla devam eder. Lauren, Jacob’ı sosyal medyada daha görünür olması ve bugün sosyal medyasız herhangi bir başarı yakalayamayacağı konusunda uyarır. Malco sosyal medya açılımına sıcak bakmaz ama içine çekildiği sistemde Twitter hesabının yönetimini çoktan Lauren’a vermiştir. 

Daha ilginç olan, kendi yaşlarındaki yayınevi yöneticisi, Lauren’a hak vermekte hatta Malco’dan aldattığı eşi ile iletişime geçip röportaj vermesini istemektedir. Ortada satış kaygısı ile kıstırılmış bir yazar vardır ve editörünün her dediğini yapan bir kuklaya dönüşür o...

Çocuk yapmayı denedikleri sırada aldattığı eşini resimli bir roman olarak yazan Jacop Malco, eski eşi ile iletişime geçer. Bir kafede buluşurlar ve niyetini anlatır, Karen hayal kırıklığına uğramış bir vaziyette kalkar, tartışmaya başlarlar…Sosyal medya yöneticisi Lauren tartışmanın fotoğraflarını çeker, basına verir. Olay ortaya çıkınca kızan Jacop, yayınevine gidip tartışmaya başlar fakat Skype’tan bağlanan büyük patron, Jacop’a satışların arttığından bahsedip bir de çok önemli bir “talkshow”a çağırıldığının haberini verince, yazar yelkenleri suya indirir… 

Sosyal medya onun için gerçekliği yansıtmazken bir anda hayalini kurduğu gerçekliği yaşatan bir aracıya dönüşmüştür. 

Her ne kadar da “sosyal medyada var olmadan”, neredeyse yazar olamayacağı, kitabı satamayacağı inancı ile sınandığı düşünülse de aslında Jacop, ilkesiz bir insanın tipik örneği… Kurallarını, hedefini, amacını istediği gibi koyamaz, o yüzden de çabuk savrulur. Jacop’ın artık kitabı değil kendisi bir üründür. 

Özellikle sosyal medya çağında, bizlerin ürün-bireyler olarak sunulmamızdan dolayı, kişilerin sağlam bir etik anlayışa sahip olmasının ve dikkatli karar vermesinin, bir önceki dönemlerden çok daha önemli olduğuna inanıyorum.

“Kepez’de Kadın Olmak” kepazeliği!

Popüler olmak, takipçi sayısını artırmak, hatta oy toplamak gibi sosyal medyanın gücünden yararlanmak son derece ince bir iş. Sosyal medya mecraları çok kısa süreler içerisinde kişilere popülerlik, geniş kitlelere yayılma imkânı sunarken, geniş kitleler önünde gülünç olmaya da neden olabiliyor. 

Bununla ilgili ilginç bir örneği, Kepez Belediyesi’nin 8 Mart’ta düzenleyeceği “Kepez’de Kadın olmak” adlı panelin pembe fonlu, Victoria Secret meleklerinin kanatlarına sahip ve panele katılan 5 erkek başkan adayı ile yine erkek bir moderatörü duyuran,  medya aracılığı ile de hızla yayılan afişinde gördük. Pembe rengi giymeyi eleştiren erkeklerin, böyle bir afişte yer almaları da ayrıca ilginç tabii!..

Ancak 8 Mart panelinde afişinden, içeriğine, konuklarına kadar hepsinin erkek oluşu da dahil olmak üzere, Türkiye’de kadına bakış daha iyi anlatılamazdı. Karar verme mekanizmalarından, belediyenin kurumsal kimlik, halkla ilişkiler çalışmalarına kadar kadınların varlıklarının önemsenmedikleri çok ama çok açık…

Fakat bu durum yalnızca kadınlar için acı değil, durum tüm Türkiye için vahim. Bir ay sonra gerçekleşecek yerel seçimlerde, kadınların yerel yönetimlerden dışlanmasının sonuçlarını önümüzdeki beş yıl boyunca, dünyanın kadın hakları konusunda kat edecekleri yolun çok ama çok gerisinden takip ettiğini gördüğümüzde anlayacağız. Bu durum ekonomik kalkınmadan eğitime, toplumsal hayatta kadın-erkek eşitliğinin toplumsal hayatta da daha fazla darbe yemesine neden olacak. 

Kısacası sosyal medya hiçbir zaman olmadığı kadar büyük bir titizliği gerektiriyor. Kurumları daha nitelikli çalışmaya, bireyleri de bir nevi kendi vicdanları ile baş başa bırakıyor. Sosyal medyada etik davranmak, popüler olmak için bir takım sivri hareketler yapmaktan, sataşmalara kadar her şeyin kararı artık bireylerde.

Fakat popülerliğin hızlı elde edilmesi kadar hızlı kaybı da kaçınılmaz. O yüzden de içerik hazırlarken reklamın kötüsü artık eski dönemlerdeki kadar bir ün sağlamıyor aksine saygınlığı azaltıyor, tıpkı Kepez Belediyesi’nin panelinin başına gelenler gibi…O yüzden popülerlikten çok hem içerik üretiminde hem de itibar yönetiminde çok esaslı düşünmekte fayda var gibi geliyor.

Yazarın Diğer Yazıları

Kızlarının haklarını arayan babalara!

Kişisel olarak, anneler  ve babalar günlerinin  kutlanmasına karşıyım. Tüketim kültürünü pekiştirmesinin ötesinde, annesini , babasını kaybetmiş çocukları ve evlatlarını kaybetmiş aileleri düşündüğümüzde bu günlerin şatafatlı ve zorlayıcı kutlama telaşlarını biraz incitici  buluyorum.

Kadınların yasını tutmak istiyorum

"Elimizde bıçak, silah, kimi zaman kezzap. Yakıyoruz, yıkıyoruz…Toprakta onlar yatıyor, ama ne hikmetse onları suçlu buluyoruz. "

"Bişey olmaz ağbiden”, her şey çok güzel olacağa!

23 Haziran'ın bıçak sırtı geçeceği kesin fakat İslam dininin en kutsal ayında bu kadar dünyevi bir işle uğraşmak, finansal kaygılar yaşamak, seçmenin İmamoğlu’na daha fazla yönelmesine etki edebililir