28 Şubat 2025

İklim krizi tahvil takasıyla mı çözülecek?

AKP kanun teklifinin temelini oluşturan Emisyon Ticaret Sistemi (ETS), işletmelere tanınan karbon salım haklarının alım satım işlemlerinin gerçekleştiği ticaret sistemi olarak tanımlanıyor. ETS’de şirketler, kurulacak/ kurulmuş bir piyasa temelinde birbirleriyle karbon ticareti yapabiliyor

İklim değişikliği tüm insanlığı etkileyen, kapitalist üretimin yol açtığı bir kriz. BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi, görünürde bu krizi çözmeye yönelik bir adım. Türkiye 2021 yılında, AB ile uyumlu olmak için de bu kapsamdaki Paris Anlaşması’na imza koyarak taraf oldu.

Genel hedef olan “2053 Net Sıfır Emisyon” için de taraf olan her ülkenin bu hedeflere özgü önlemleri ve politikaları içeren bir kanun çıkarması gerekiyordu.  

İşte bu amaçla hazırlanan İklim Değişikliği Kanun teklifi, TBMM Çevre Komisyonu’nda görüşülerek kabul edildi. Komisyon Başkanı Galip Ensarioğlu, kanun teklifini sunarken Türkiye’nin iklim değişikliğinden en çok etkilenecek ülkeler arasında yer aldığını ve bu nedenle iklim değişikliğiyle mücadele ve uyum kapasitesinin artırılması gerektiğini söyledi.

Temel amaçları da sıraladı: Yenilenebilir enerji, temiz teknoloji kullanımı, Sıfır Atık sistemlerinin yanı sıra, kısa adı ETS olan Emisyon Ticaret Sistemi ve karbon kredileriyle ilgili işletmelerin almaları gereken izin konularına değindi.

* * *

Ancak kanun teklifi metni ile eleştirilerin bol olduğu Komisyon tutanaklarına bakıldığında; kanun teklifinin iklim krizine karşı koymak ve korunmaktan çok ;ihracatçı şirketlerin kirletmelerine sınır koyar gibi görünüp ticaretle meşrulaştırmanın ve sermayeye yeni kaynaklar aktarmanın bir aracı olduğu görülüyor.

İlgilisi hatırlayacaktır. Bir yılı aşkın süredir Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “yeşil dönüşüm” ifadesiyle konuyu sıklıkla gündeme getiriyor. Şimşek, yeşil dönüşüm kapsamında yeni finansman modelleri oluşturularak, küresel fonlardan pay alınmasını vurguluyor.

TBMM Çevre Komisyonu’nda iki gün önce iktidar oylarıyla kabul edilen yasa taslağı, muhalefet partileri vekilleri tarafından şu noktalarda eleştirildi:

- Hedeflerin belirsiz bırakılması. Taahhütlerin net tanımlanmaması

- Fosil yakıtlara yönelik yükümlülük yer almaması

- Kömüre dayalı termik santrallerle ilgili hiçbir düzenleme olmaması.

- Karbon ticareti üzerinden rant mekanizmaları kurulması

- Emisyon Ticaret Sistemi aracılığıyla kirliliğin ticaret konusu olması

- Emisyon Ticaret Sistemi’nden gelecek gelirlerin nasıl kullanılacağının belli olmaması.

- İklim değişikliği ile mücadele tarafının eksik bırakılması

- Gelirleri kullanım yetkisinin ortakları enerji şirketleri olan ve kısa adı EPİAŞ olan Enerji Piyasaları A.Ş’ye yetki verilmesi

* * *

AKP kanun teklifinin temelini oluşturan Emisyon Ticaret Sistemi (ETS), işletmelere tanınan karbon salım haklarının alım satım işlemlerinin gerçekleştiği ticaret sistemi olarak tanımlanıyor. ETS’de şirketler, kurulacak/ kurulmuş bir piyasa temelinde birbirleriyle karbon ticareti yapabiliyor. Bu ticaretin gerçekte bir takas olduğu ifade edilirken, piyasanın amacının da yoğun enerji üretip kullanan şirketlerin yol açtığı sera gazı emisyonlarını azaltmak olduğu vurgulanıyor.

Ancak anlatılan genel bir ezber üzerinden böyle olsa da çok ayrıntılı düzenlenen, piyasası, bürokrasisi kurulan bu sistemin, şirketlere daha çok kazandırmaya yaradığı eleştirileri hiç haksız görünmüyor. Dahası, kömüre dayalı termik santrallara dair bir çözümün olmadığı kanunun, iklim kriziyle mücadeleyi nasıl sağlayacağı sorusu da cevapsız kalıyor.

Çiğdem Toker kimdir?

Çiğdem Toker, Diyarbakır'da doğdu. Denizli Lisesi'nden mezun oldu. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Gazeteciliğe üniversite öğrencisiyken Anka Ajansı'nda başladı. Günaydın, Ankara Ulus gazetelerinde, Nokta dergisinde stajlar yaptı.

Anadolu Ajansı'nın sınavlarını (1988) kazanarak, adliye, Devlet Güvenlik mahkemeleri (DGM), yüksek yargı muhabiri olarak çalıştı. 1990- 1993 yıllarında haftalık Ekonomik Panorama dergisinde; sonrasında da kesintisiz 15 yıl Hürriyet Gazetesi Ankara Bürosu'nda ekonomi muhabiri olarak görev yaptı. Burada maliye, vergi, özelleştirme, enerji, rekabet politikalarını izledi. 1994 ve 2001 ekonomik krizlerini, IMF ile ilişkileri, kriz kapsamında çıkarılan kanunların TBMM'deki yasama süreçlerini haberleştirdi. Çeşitli ülkelerde Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası toplantıları muhabir olarak takip etti.

Habertürk gazetesinin ilk Ankara temsilcisi olarak gazetenin Ankara bürosunu kurdu. İstifa ederek ayrıldı. İnternet gazetesi T24'ün ilk yayınlarında OECD'nin "Futbolda Kara Para Aklama" raporunu konu alan dizi yazısıyla yer aldı. Köşe yazarı ve Ankara Temsilcisi olarak çalıştığı Akşam gazetesinden, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun (TMSF) el koyma sürecinde kendi isteğiyle ayrıldı.

2013- 2018 yılları arasında Cumhuriyet gazetesinde köşe yazarlığı yaptı. Gazetenin sahibi konumundaki Cumhuriyet Vakfı yönetimi değiştikten sonra kendi isteğiyle ayrıldı. 2018'de katıldığı Sözcü gazetesindeki yazılarına 2022 Kasım ayında 'küçülme' gerekçesiyle son verildi. Fox TV kanalında yayımlanan "Orta Sayfa" adlı haber programında yorumcu olarak yer alıyor.

Eleştirel finans haberciliği olarak da tanımlanan yazıları hakkında kimileri astronomik, çok sayıda manevi tazminat davası açıldı. Konusu bir imar haberi olan yazısı hakkında hapis cezası istemiyle yargılandı. Kamu ihaleleri ve şirketleri konu alan çok sayıda yazısı da Sulh Ceza hâkimlikleri kararlarıyla erişime engellendi.

Kitapları

- Adım da Benimle Beraber Büyüdü- Abdüllatif Şener, Doğan Kitap, 2008

- "Türkiye'de Sağlıkta Kamu Özel Ortaklığı - Şehir Hastaneleri" kitabına makale katkısı, İletişim Yayınları, 2018

- Kamu İhalelerinde Olağan İşler - Tekin Yayınevi, 2019

Ödülleri

- İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi "En Başarılı İktisat Muhabiri Ödülü" (1995)

- Sabah Gazetesi "Muammer Yaşar Bostancı Haber Yarışması Büyük Ödülü" (1997)

- Türkiye Ziraat Odaları Birliği "Basında Tarım Ödülü" (2000)

- Milliyet Gazetesi "Abdi İpekçi Barış ve Dostluk Ödülü" – "Taksiyarhis'in Zehra Teyzesi" başlıklı röportaj (2001)

- Türkiye Gazeteciler Cemiyeti- TGC "Sedat Simavi Gazetecilik Ödülü" |"Evcil'in Dönüşü" dosyası – (2005)

- European Press Prize "The Mystery of the Secret Funds" – "Yorumcu Ödülü"nde kısa liste (2015)

- Halkevleri "Basın Ödülü" (2016)

- Uluslararası Şeffaflık Derneği Ödülü (2016)

- İstanbul Tabip Odası "Basında Sağlık Ödülü" (2016, 2018 ve 2019)

- TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi "Emre Madran Koruma Ödülü" (2017 ve 2019)

- Eskişehir - Bilecik Tabip Odası "Halk Sağlığı Ödülü" (2017)

- ÇGD "Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Ödülü" (2017)

- ÇGD Bursa Şubesi "Meslekte Dayanışma Ödülü" (2018)

- Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü "Uluslararası Cesaret Ödülü - Kısa liste" (2018)

- Sedat Simavi Gazetecilik Ödülü – "Kamu İhalelerinde 21/b Usulü" dosyası- (2018)

- Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği "Önder Kadınlar Ödülü" (2019)

- Rekabet Derneği "Adil Rekabete Katkı Ödülü" (2019)

- TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası "Hasan Balıkçı Onur Ödülü" (2020)

- Halkevleri Dayanışma Ödülü (2020)

- Ankara Tabip Odası – "Şehir hastanelerinin ekonomi politiğini tüm gerçekliğiyle ortaya koyarak kamuya ve sağlık çalışanlarına etkilerini görünür kılan haberleri" nedeniyle (2021)

- TMMOB Şehir Plancıları Odası - Kent Planlama Basın Ödülü (2021)

- İzmir Gazeteciler Cemiyeti "Hasan Tahsin Basın Özgürlüğü Ödülü" (2021)

- SES Eşitlik ve Dayanışma Derneği "Yılın Kadınları" Ödülü (2021)

- Alanya Gazeteciler Cemiyeti - Ulusal Basında Yılın Gazetecisi Ödülü (2021)

 

Yazarın Diğer Yazıları

360’a doğru adım adım

O dönem parlamenter sisteme dönüşün sembolü haline gelen Altılı Masa’nın, bugün partili Cumhurbaşkanlığını daha da tahkim etme menbaı haline gelip etik tartışmalara konu olması da Türkiye tipi siyaset olsa gerek

Buyurun beklenti yönetimine

Şimşek’in son dönem ekonomik iş birliği ve ticaret alanında ağırlıklı olarak Körfez ülkelerine yöneldiği hatırlanacak olursa, monarşiyle yönetilen Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, ülkemizdeki toplumsal ve siyasal muhalefete yönelik baskıları ne ölçüde sorun edip masaya getiriyor?

Kuşatmanın ardındaki ekonomi

İktidar, seçime kadar muhalefeti baskılar ve medyası üzerinden bölüp itibarsızlaştırmayı; satın alma gücü her gün düşen milyonları da “sabır” telkini, onun yetmediği yerde de sopayla dizginlemeyi planlamakta

"
"