07 Haziran 2015

Pulitzer Ödülleri nedir, ödül sahiplerini kimler nasıl belirliyor?

1917 yılından itibaren 'Pulitzer gazetecilik ödülleri' verilmeye başlandı

Tıpkı bizde bir zamanlar ‘Babıali’ olduğu gibi, ABD’de bir zamanlar, ‘Park Row’ vardı. Amerikan gazeteciliğinin nabzı, Manhattan’da New York belediyesine yakın ‘Park Row’da atardı. Gazetelerin binaları buradaydı. Çünkü, Park Row’u ‘’the Park Row’’ yapan Joseph Pulitzer’in gazetesi buradaydı. ‘Gazete’ dendiğinde herkesin aklına Pulitzer’in ‘New York World’ veya herkesin kullandığı adıyla ‘The World’ gazetesi gelirdi. Pulitzer, kitle gazeteciliğini yeniden şekillendiren kişi. Satın aldığı küçük gazeteyi kısa sürede dünyanın en çok satan gazetesi haline getirdi. Ancak, sonradan Yurttaş Kane filmine konu olacak Californialı gazete patronu William Randolph Hearst’un New York Journal gazetesiyle girdiği ‘sarı gazetecilik’ rekabetinde, aşırı sansasyon’, ‘fabrikasyon’ gibi birçok hastalığın gazeteciliğe bulaştığı bir döneme de imza attı. Belki de bu kötü dönemle anılmak istemediği için Pulitzer, ömrünün son yıllarını gazeteciliğin niteliğinin yükseltilmesine harcadı. Bu anlamda gazeteciliğin, hükmedenleri denetleme ve onları sürekli hesaba çekme misyonunun mimarlarından biri oldu.

Nitelikli genç gazeteciler yetiştirilmesinin demokrasi için önemine yürekten inanıyordu. Bir gazetecilik okulu kurulmasının önemine, 1904 yılında The North American Review’de yazdığı yazıda şu şekilde dikkat çekecekti:

"Cumhuriyetimiz ve gazeteleri ya beraber yükselir ya da beraber çöker. Hakları bilen ve bunları zekayla uygulayan, çıkarcılıktan uzak, bağımsız, kamusal hizmet bilinçli bir basın, kamusal erdemi koruyabilir. Bu erdem olmadan her hükümet sahtekar ve alaycıdır. Sinik, çıkarcı, demagojik bir basın ise zamanla kendine benzeyen insan yığını üretir."

Pulitzer’in ölmesinden 1 yıl sonra, miras bıraktığı parayla 1912 yılında Columbia Üniversitesi Gazetecilik Fakültesi kuruldu. Ve bu okul öncülüğünde vasiyetine uyularak 1917 yılından itibaren ‘Pulitzer gazetecilik ödülleri’ verilmeye başlandı. O günden beri de dünyanın en prestijli ve ünlü gazetecilik ödülleri olarak biliniyor.  

Peki Pulitzer Ödüllerinin sahiplerinin belirlenmesinde süreç nasıl işliyor? İşte bu konuda bazı soru ve cevaplar:

Pulitzer Ödülleri kaç kategoride veriliyor? 

Pulitzer Ödülleri ‘Gazetecilik Oscar’ları olarak anılsa da aslında edebiyat ve müziği de içeren toplam 21 ayrı kategoride veriliyor.

Gazetecilik ödülleri 15 ayrı kategoride veriliyor:

Kamu Hizmeti, Son Dakika Haberi, Araştırmacı Haber, Açıklayıcı Haber, Yerel Haber, Ulusal Haber, Uluslararası Haber, Makale, Yorum, Eleştiri, Editoryal Yazarlık, Editoryal Karikatür, Son Dakika Haber Fotoğrafçılığı, Fotoğrafçılık.

Edebiyat ve müzik ödülleri ise yedi ayrı kategoride veriliyor: 

Kurgusal kitap (Fiction), Kurgusal olmayan düz yazı kitabı (Non-Fiction), Oyun Yazarlığı, Tarih, Biyografi ve Otobiyografi, Şiir, Müzik.  

Ödülün maddi değeri ne? 

20 kategoride ödülü kazananlar 10 bin dolar para ve ‘Pulitzer Ödül Sertifikası’ kazanıyor. Sadece gazete ve web sitesi gibi kurumsal yapıların yarıştığı ve en önemli Pulitzer olan Kamusal Hizmet kategorisinin kazananı ise ‘altın madalya’ ile ödüllendiriliyor. Ancak elbette ki ödülü gazeteler ve gazeteciler açısından asıl değerli kılan manevi değeri. Sahiplerine kazandırdığı prestij... 

Ödülün adayları nasıl belirleniyor?

Pulitzer Ödüllerinin adayları, jürinin medyayı taramasıyla otomatik olarak belirlenmiyor. Ödül alabilmek için ödüle adaylık başvurusu yapmak gerekiyor. Ödül sahipleri başvuranlar arasınan seçiliyor. Her kategori için başvuru ücreti 50 dolar. Her çalışma en fazla 2 kategoride aday olabilir.

Başvurmak için Amerikan vatandaşı olmak gerekiyor mu? 

Edebiyat, oyun yazarlığı ve müzik alanındaki kategorilere başvurmak için Amerikan vatandaşı olmak şart. Bu kategorilerde sadece ‘tarih’ alanındaki kitaplar için bir istisna var. Kitabın konusu ‘Amerikan tarihi’ olmak şartıyla yazarı farklı bir ülkenin yurttaşı olabilir.

Gazetecilik kategorisi içinse başvuruda Amerikan vatandaşlığı şartı yok. Ancak aday haberin mutlaka günlük veya en fazla haftalık yayınlanan bir Amerikan gazetesi ve dergisinde veya Pulitzer ödül komitesinin istediği standartlara sahip kurumsal bir online haber sitesinde yayınlanması gerek.

Televizyon’da yayınlanmış veya bir televizyonun web sitesinde yayınlanmış haberler ise Pulitzer için yarışamıyor.

Ödüle sadece haberin sahibi başvurabilir. Sadece ölmüş kişiler adına bir başkası başvuru yapabilir.

Ödül sahiplerini kim belirliyor? 

Ödül sahiplerinin belirlenmesinde iki ayrı heyet rol alıyor. En belirleyici olan ABD’nin önde gelen gazetelerinin yayın yöneticileri ile aralarında Columbia Üniversitesi rektörü, gazetecilik fakültesi dekan ve müdürünün de olduğu 6 akademisyenden oluşuyor. Bu komitenin üyeleri yine komite tarafından 3 yıllığına seçiliyor. Komite başkanı en kıdemli üyeler arasından bir yıllığına seçiliyor. Gazetecilik fakültesi dekanı ve müdürünün oy hakkı bulunmuyor.

Pulitzer Ödül Komitesi, her yıl alanlarında uzman gazeteci, yazar ve fotoğrafçılardan, 102 kişiyi ödül jürisi olarak seçiyor. Bu kişiler arasından 21 ödül kategorisi için 20 ayrı jüri oluşturuluyor. Fotoğrafçılığın her iki kategorisinin adaylarını da aynı jüri belirliyor. Jüri, her kategoride ödüle layık gördüğü 3 aday belirleyip, Pulitzer Ödül Komitesi’ne sunuyor. Ödül Komitesi de bu üç aday arasından ödül sahibini çoğunluk oyuyla belirliyor. Bu komitenin jürinin sunduğu adaylar dışından birine ödül vermesi ancak dörtte üç oy çoğunluğu ile mümkün. Yine eğer birden fazla aday çoğunluğun oyunu alırsa, o kategoride birden fazla ödül verilebiliyor.

Jüri ve komite üyelerine ücret ödeniyor mu? 

Pulitzer Ödül Komitesi üyeliği ücretsiz bir iş. Komite üyelerine herhangi bir ücret ödenmiyor. Jürilerden ise sadece edebiyat, müzik ve drama kategorilerinin jürilerine yıllık 2000 dolar ücret ödeniyor.

Pulitzer Ödülleri gerçekten ne kadar önemli?

Pulitzer Ödül tarihi bu soru etrafındaki tartışmanın da tarihi aynı zamanda. Romancı Sinclair Lewis, 1926’da ‘Arrowsmith’ romanı için Pulitzer ödülü kazandığında ödülü reddedecek ve ‘bütün ünvanlar gibi bütün ödüller de tehlikelidir’ diyecekti. Hiç şüphesiz, Pulitzer kazanmak her haber, gazeteci veya kitabın kalitesi için bir garanti değildir. Ancak, gazeteciliğin, dünyanın her tarafında büyük baskı altında olduğu günümüzde, gazetecilik cesaretini korumak ve bir sonraki gazeteci kuşağına aktarmak için bir psikolojik bariyer oluşturduğu da açık. New York Times, ABD’nin Vietnam Savaşı ile ilgili gizli Pentagon Belgeleri’ni yayınladığı için 1972 yılında Pulitzer Ödüllerinin altın madalyasını kazandı. Bob Woodward ve Carl Bernstein’in, ABD Başkanı Nixon’un çevirdiği dolapları ortaya çıkaran Watergate haberleri, 1973 yılında Washington Post’a Pulitzer’in altın madalyasını kazandırdı. İran’a gizli silah satışını ortaya çıkaran haberlerinden dolayı Miami Herald gazetesi çalışanları 1987 yılında Pulitzer ödülü ile ödüllendirildi.

‘Kamusal hizmet’ dalı ödülü, 2014 yılında ise, ABD elektronik istihbarat kurumu NSA’nın dünya çapındaki gizli dinlemesini deşifre eden The Guardian ve The Washington Post gazetelerine verildi. Bu haberleri engellemeye çalışan, gazeteleri tehdit eden politikacılar ise tarihe birer utaç abidesi olarak geçti. New York Times’ın Pentagon Belgeleri’ni yayınlamasını ‘devlet sırrı’ gerekçesiyle engellemeye çalışan Nixon yönetimine ABD Yüksek Mahkemesi, şu cümleyle dur demişti: ‘’Basın, yönetilenlere hizmetle yükümlüdür, yönetenlere hizmetle değil…’’

New York Times’ın 1971’deki, Washington Post’un 1972’deki, The Guardian’ın 2013’teki muhteşem gazeteciliği, bugün ABD'de ve dünyanın dört bir tarafında örnek gazetecilik ve gerçek yurtseverlik olarak alkışlanıyor.   

Bir gazeteci ve gazete için en önemli ve en gerçek ödül de budur aslında. Yıllar sonra geriye dönüp haberine baktığında kendisiyle ve haberiyle gurur duyabilmek...

@CemalTdemir 

 

Yazarın Diğer Yazıları

Ufku görünmeyen bembeyaz bir karanlıkta yürüyenler

Biz mukaddes yolun yolcularıyız efendim, gitmek zorundayız, daima bir adım ileriye; mavi ufuktaki son karlı dağın ötesinde belki menzilimiz, set olsa da yolumuza, bazen ışıltılı bazen öfkeli bir deniz…

O kadar doğru görünüyor ki kontrol etmeye gerek yok!

Kolomb için anlatılan keşif öyküsü tamamen uydurma; 1490’lı yıllarda, dünyanın tepsi gibi düz olduğuna inanan aklı başında kimse yoktu

Tarım cenneti bir ülkede nasıl kitlesel açlık yaratılabilir?

Bütün üretimi devletleştirmek, dünyanın her yerinde hep aynı sonucu doğurmuştur, aynı sonucu doğurmaktadır, aynı sonucu doğuracaktır