07 Kasım 2010

Kral her zaman evin yolunu bulur!

İddialara göre, İsveç Kralı Karl Gustaf, striptiz kulüplerinin sıkı müdavimiymiş.

İddialara göre, İsveç Kralı Karl Gustaf, striptiz kulüplerinin sıkı müdavimiymiş.

Meselenin ahlaki boyutu ya da kralın özelinde, hayatı erkek lehine avantaja döndüren eşitsizlikten söz etmeyeceğim. Derdim ‘yön bulma duygusu...’ Hepsi bu...


Dünkü gazetelerde görmüşsünüzdür, İsveç Kralı Karl Gustaf  ‘gece gezmeleri’ne pek düşkünmüş.
Saray ritüellerine bir de, yılların evliliğinin getirdiği rutin binince kral epey sıkılmış olmalı ki, zaman içinde striptiz kulüplerinin sıkı müdavimlerinden biri olmuş...

En son ‘Geyik Avı’ yemeğinde söz konusu faaliyetleri konu edilince de, tıpkı bizim futbolcular gibi, ‘geçmiş olaylardan bahsedildiğini, sayfayı çevirerek önümüzdeki maçlara bakmamız gerektiğini’ buyurmuş.

Gazetelerdeki ‘erkek dil’ -benim çalıştığım da dahil- haberi ‘alemci’ başlığıyla sundu. Bu ‘alemci’ sıfatı, alt alttan kralın ‘gece gezmeleri’ne duyulan özlemi, sinik erkek iştahını da göstermiyor mu sizce?


Kadın ve erkek zihni farklı!

Ee, tabii bir kral da sabahtan öbür sabaha sarayda oturup sadece devleti düşünemez ki! O zaman bir insan niye ‘kral’ olsun değil mi?

Meselenin ahlaki boyutu bambaşka bir tartışma. Ben Kral Gustaf’ın özelinde, hayatı erkek lehine bir avantaja döndüren eşitsizlikten de söz etmeyeceğim...

Öteden beri kafamı kurcalayan bir sorunun peşine düşeceğim kralın ardından: Erkeklerin yön duyguları gerçekten kadınlara göre güçlü müdür ve güçlüyse nedendir?

Kralın ‘gece gezmeleri’ vesilesiyle bir şeyler yazayım diye kurcaladığım bir kitapta okuduğum hayli tartışılır bir tezden söz edeceğim...

Matt Ridley, ‘Kızıl Kraliçe, Cinsellik ve İnsan Doğasının Evrimi’ adlı kitabının (Yapı Kredi Yayınları) bir yerinde, iki farklı tür farenin incelenmesinden bir sonuca varır.

Deneye konu olanlardan çam faresi ‘microtus pinetorum’un erkeği tek eşlidir. Yavrular yetişirken erkek anneye yardımcıdır. Erkek ve dişinin beyinleri birbirine eşittir ve labirentte yol arama konusunda iki cins de eşit ölçüde başarılıdır.

Çayır modeli olan ‘microtus pennsylvanicus’, farklı karakterde bir çokeşlidir. Eşlerinin birbirinden farklı yerlerdeki dağınık yuvalarını ziyaret etmek zorunda olan erkek, dişilere kıyasla her gün uzak mesafelere yol alır. Dişiyle beyinleri farklıdır ve ona göre labirentte yolunu bulmakta ve hatırlamakta daha başarılıdır.

Bu karşılaştırmadan bir sonuca varan Matt Ridley, şöyle diyor: “Anlaşılan o ki, çokeşlilik ve uzamsal beceriler bazı türlerde bir arada bulunur.”

Ve ardından kendi ifadesiyle çok ‘kışkırtıcı’ bir paragraf döşer: “Erkek ve kadınların zihinleri - Dikkat! Beden ya da beyin demiyor - farklıdır. Farklılıklar evrimin doğrudan sonuçlarıdır. Kadınların zihni, çocuk doğurma ve yetiştirmenin ve bitkisel yiyecekleri toplamanın gereksinimlerine uygun olarak evrim geçirdi. Erkeklerin zihni, bir erkek hiyerarşisi içinde yükselmenin, kadınlar için savaşmanın ve aile için et sağlamanın gereksinimlerine göre evrildi.”

Böylesi bir ‘kışkırtıcı iddia’ya karşı da her erkek gibi kendini sağlam bir limana çekmeyi ihmal etmiyor Ridley: “Evrim sonucu oluşmuş farklılıklar, tanımları itibariyle ‘genetiktir’ ve erkekle kadının genetik olarak farklı zihinlere sahip olduğuna dair herhangi bir ima çağdaş vicdanı dehşete düşürür, zira ön yargıyı haklı çıkarmaktadır. Erkeklerin cinsel ayrımcılıkları ‘bilimsel’ destek bulursa, o vakit eşit bir toplum kurmak için nasıl mücadele ederiz? Erkeklere bu konuda elinizi verirseniz kolunuzu kaptırırsınız.”


Kraliçeden daha avantajlı

Bu paragrafına rağmen de bir başka itirazı elden bırakmaz Ridley: “Bu endişeler yerindedir. Fakat sırf, geçmişte insanlar cinsel farklılıkları abarttı diye, bu farklılıkların var olmayacağı anlamına gelmez. Erkeklerin ve kadınların zihinlerinin özdeş olduğunu varsaymak için ‘a priori’  bir neden yoktur.”

Yazı yerinin ölçüsü düşünüldüğünde konuyu fazla dağıtmadan başa dönersek, Ridley’in iddiası üzerinden şunu söyleyebiliriz belki: Kral Gustaf ‘yolunu bulma’, harita okuma açısından Kraliçe’den daha avantajlıdır. O nedenle ‘gece gezmeleri’nden sonra saraya dönememe gibi bir endişesi yoktur. Yani her ‘kral’ gibi o da gezip dolaşıp sonunda saraydaki kürküne geri dönecektir...

Yazarın Diğer Yazıları

Empati ödülünden küfür utancına

Günümüz futbolunda hücum aksiyonları \'sahanın merkezi\'nde kurgulanır

Alex de Souza dersleri!

Birçok konuda olduğu gibi hatırı sayılır bir kalabalığın futbol konusunda da kafasının hayli karışık olduğu şu bir iki haftada bir kez daha ortaya çıktı

Beşiktaş'ın bitmeyen 'güvenlik' sorunu

Beşiktaş\'ın yeni yönetiminin göreve gelişinin ardından yaptığı en sansasyonel çıkışlardan biri de TT Arena\'da oynama isteğiydi