03 Şubat 2019

İskoçya Kraliçesi Mary'nin trajik katli

Film, oyunculuk açısından ortalama bir seviyenin üstünü tutturmuş

Günümüzün “uygar” Batı dünyasında, bizim geçmişimizde de olduğu gibi iktidarı korumak için kardeş katlini vacip kılan “her türlü yol” mubahtı.

 “İskoçya Kraliçesi Mary”, iktidar savaşlarını anlatan ilk sinema filmi değil. Ayrıca TV dizi filmi olarak da bu temanın yerli ve yabancı pek çok örneği mevcut. Ancak, 1500’lü yıllarda İngiltere Kraliçesi I. Elizabeth ile kuzeni İskoçya Kraliçesi I. Mary’nin arasındaki iktidar mücadelesine odaklanan film, iktidardan nemalanan “asiller” tarafından kan bağı gereği kral, kraliçe vb. unvanlarla bir toplumun liderliğine getirilen insanların nasıl acınası durumlara düşürüldüklerini sergileyen ve gerçek gücün kimde olduğunun sorgulanmasına da katkı sağlayan etkili bir yapım...

İngiltere’yi bir yüzyıl boyunca yöneten Tudor Hanedanı’nın, VIII. Henry ile Anne Boleyn’in beşinci ve son çocuğu olan I. Elizabeth, yaşamı boyunca hiç evlenmedi ve “Bakire Kraliçe” olarak anıldı. Bir dizi iktidar oyunu sonucunda İngiltere ve İrlanda Kraliçesi ve Fransa’nın sembolik kraliçesi olarak tahta geçti. Küçük yaşlarda Fransa’ya gönderilen ve büyükannesi de VIII. Henry’nin kız kardeşi Margareth Tudor olan Mary Stuart ise, Fransa Prensi II. Francois ile evlenmiş, kocası bir yıl sonra kral olduğunda da Fransa Kraliçesi olmuştu. Kocasının erken ölümü üzerine ülkesine dönerek İskoçya Kraliçesi unvanıyla yönetimi ele aldı. 

Kraliçe Mary, ülkesine geri döndüğünde Anglikan Kilisesi ile Katolik Kilisesi’nden uzaklaşan İngiltere’nin, Katolik İskoçya’da Protestanlığı yaymaya başladığını fark eder. Diğer yandan kan bağı bağlamında İngiltere tahtında hak iddiasında bulunarak Elizabeth’i halefini açıklamaya zorlar…

Elizabeth’e göre daha gösterişli, güzel ve kararlı kişiliğiyle güçlü bir lider profili çizen Mary, Elizabeth’in korkulu rüyası olmuş ve çevrelerindeki güç düşkünü asillerin kışkırtmasıyla onların arasında büyük bir düşmanlık oluşmuştur. Fakat Elizabeth’in korkuları erkeklerin iktidar hırsıyla birleşince Mary iktidardan düşürülür ve çaresiz kalınca kuzeni Kraliçe Elizabeth’e sığınır. 25 yıl boyunca bir kulede tutsaklık yaşadıktan sonra, Elizabeth’i iktidardan düşürmek için faaliyetlerde bulunmakla suçlanarak 1587 yılında idam edilir. Oğlu I. James ise, Elizabeth’in ölümünden sonra tarihte ilk kez, İngiltere ve İskoçya Kralı olarak “Birleşik Krallık”ta (United Kingdom) hüküm sürmüştür.

“İskoçya Kraliçesi Mary”, tarihsel bir drama olarak dikkat çekici bir yapım. Bu türün pek çok örneği sinemada karşımıza gelmiştir. Bir kısmı oldukça serbest bir uyarlama ile mitolojik bir dramaya dönüşürken “İskoçya Kraliçesi Mary”, konu alınan tarihsel sürecin tüm yönlerini yansıtmasa da gerçeklere bağlı kalarak Orta Çağ Avrupa’sının güçlü ülkelerinden İngiltere ve periferisindeki iktidar savaşlarını başarılı ve çarpıcı şekilde kurgulayarak aktarıyor.

Film, Orta Çağ monarşilerinde hem dinin etkisini hem de iktidar mücadelelerinin hangi parametrelere bağlı olarak sürdürüldüğünü göstermek açısından da önemli bir seyirlik. Diğer yandan Hristiyan monarşilerindeki erkek egemen dünyanın, kadınlara karşı “beka” durumunda nasıl hoyratlaştığını ve vandallaştığını yansıtması da hayli ilgi çekici. Nihayeti dünyanın demokratikleşmesinde ve daha yaşanılır bir yer haline gelmesinde kadınının sahip olduğu önemi anımsatması açısından da kayda değer…

Tarihsel film yapmak, yel değirmenlerine savaş açmak gibi zorlu bir uğraştır. Yüzlerce detay ve aslına uygun yaratılması önem taşıyan atmosfer gibi pek çok zorlu işin üstesinden gelmeyi gerektirir. Bu bağlamda “İskoçya Kraliçesi Mary”nin başarısında öncelikle sanat yönetmenliği ve görüntü yönetmenliğinin önemli payları var. Aslında bir filmin başarısında önemli etkisi olan bu konumlar, birbirinden kopuk ve ayrı disiplinleri değil, ortaya çıkan başarıyı paylaşan iş birliğini temsil eder.

Filmin oyunculuk açısından ortalama bir seviyenin üstünü tutturduğunu kaydedebiliriz. Özellikle genç kraliçe Mary rolünde, kraliçenin fiziksel özelliklerini yansıtmak ve karakterini ortaya çıkarmak açısından Saoirse Ronan’ın başarılı bir performans çizdiğini belirtelim. Rakibi Kraliçe Elizabeth rolünde  Margot Robbie’nin başarısını da eklemeden geçmeyelim. Oyunculuğun başarısında ve karakter yaratılmasında etkili makyajın önemli bir rol üstlendiğini de bir not olarak düşmek lazım.  

“İskoçya Kraliçesi Mary”, tarihi dramalara meraklı kişilerin kaçırmaması gereken bir yapım. Son olarak, 1895 yılında Amerikalı mucit ve sinemanın doğuşunda öncülerden olan Thomas Alva Edison’un yapımcılığını ve Alfred Clark’ın yönetmenliği yaptığı “İskoçya Kraliçesi Mary’nin İdamı” isimli 18 saniyelik bir film olduğunu “sinema tarihi”ne de ilgi duyan sinema-severler için hatırlatalım!..

Yazarın Diğer Yazıları

Postmodernizm çağında eski dünyaya "Elveda"

Çin kökenli Amerikalı yönetmen Lulu Wang'ın yazıp yönettiği bir film olan Elveda; doğu ve batı ekseninde yaşamın anlamı ve insanoğlunun dünya gezegenindeki yolculuğu hakkında sosyolojik ve antropolojik saptamaları da olan bir film

Eğlenceli bir seyirlik: Dolittle

Dolittle, esprilerle örülmüş bu fantezi dünyasının çekiciliğindeki bir maceraya seyirciyi davet ediyor

James Bond'un animasyon versiyonu: Ajanlar İş Başında

Ajanlar İş Başında, üç boyutlu bilgisayar animasyonuyla ele aldığı öyküyü anlatmak ve onun atmosferini  yansıtmak açısından Amerikan sinema endüstrisinin yetkinliğini gösteren başarılı bir örnek