21 Mart 2020

Zorunlu ücretsiz izin uygulaması patladı; çare İşsizlik Fonu ama orada da para yok!

Koronavirüs işsizleri, doğal gaz, elektrik faturalarını tahvil kuponlarıyla mı ödeyecekler?

Erdoğan’ın Koronavirüs salgınına karşı açıkladığı önlemlerin daha mürekkebi kurumadan paketin yetersiz olduğu ortaya çıktı. Türkiye’nin dört bir yanından çalışanlarını ücretsiz izne ayrılmaya zorlayan şirketlerle ilgili haberler geliyor. Büyük kentlerdeki AVM’lerin birçoğunda faaliyet gösteren Midpoint-Welldone restoranları (veya şirket adıyla Küre Turizm) bunlardan biri. Midpoint ve Welldone’lar kısa süre önce Koronavirüs dolayısıyla kepenk kapattı. Peki 50’ye yakın restoranda çalışan yüzlerce aşçı, garson, komiye ne oldu? Küre Turizm, Erdoğan’ın açıkladığı pakette yer alan kısa çalışma ödeneğinden yararlanmak için başvuru mu yaptı mı? Ahmet Şık’ın sosyal medyada paylaştığı, T24’e de ulaşan belge, bunun yerine çalışanlarını ücretsiz izne çıkardığını gösteriyor. 

Aslında yasalarda "ücretsiz izin" diye bir uygulama yok. Bir şirketin çalışanını ücretsiz izne çıkarması, bir hafta sonra tazminatlı işten ayrılma olanağı sağlıyor. Tabii çalışanlar ücretsiz izne çıkmayı kabul ettiklerini gösteren bir belgeyi imzalamazlarsa! Edindiğim bilgi, Midpoint ve Welldone’larda çalışanların tamamına yakınının ücretli izin taahhütnamesini imzaladıkları yönünde. İmzalıyorlar çünkü imzalamadıklarında şirket tarafından İstanbul’un bir ucundan diğer ucuna sürülmekle tehdit ediliyorlar. Bunu reddetmeleri, verilen görevi yerine getirmedikleri için tazminatsız işten çıkarılmaları demek. Bu zorlu dönemde kim göze alabilir bunu?

Midpoint ve Welldone, personelini zorunlu ücretsiz izne çıkaran yüzlerce, binlerce şirketten sadece biri. Ücretsiz izin özellikle yeme-içme sektöründe, yani lokantalarda, kafelerde yaygın biçimde kullanılıyor. AVM’lerin bir başka yaygın restoran zinciri Big Chefs’te de zorunlu ücretsiz izin uygulamasının dayatıldığı haberleri geliyor örneğin…

Zaten asgari ücrete yakın çok düşük maaşlara çalışan yüzlerce, binlerce, on binlerce insan şimdi ne yapacak? Ne yiyecekler, ne içecekler? Doğal gaz, elektrik faturalarını nasıl ödeyecekler? Erdoğan’ın Koronavirüs salgınına karşı açıkladığı önlemlerin daha mürekkebi kurumadan paketin yetersiz olduğu ortaya çıktı, derken işte bunu kastediyorum.

Ne yapmalı? Aslında yapılması gereken açık: İşsizlik maaşından yararlanma koşullarını acilen gevşetmek gerekiyor. Şu anda işsizlik maaşı alabilmek için son 3 yıl boyunca 600 gün sigortalı olarak çalışmış olmak gerekiyor. Bu da yeterli değil, işten ayrılmadan önceki 4 ay boyunca da sigorta primlerinin ödenmiş olması şart. 4.5 milyondan fazla işsizin bulunduğu bir ülkede nerede bu bolluk?

Koronavirüs nedeniyle işsiz kalan yüz binlerin imdadına yetişecek bir başka araç, Erdoğan’ın açıkladığı pakette de yer alan kısa çalışma ödeneği. Kısa çalışma ödeneği, olağanüstü dönemlerde çalışanların ücretlerinin bir kısmının (asgari ücretlilerde 1.752 lira) devlet tarafından ödenmesini öngörüyor. Evet, Erdoğan’ın açıkladığı pakette kısa çalışma ödeneği var ama… Amasını, çalışma hayatı uzmanı akademisyen Aziz Çelik anlatıyor: "Kısa çalışma ödeneğinden yararlanmak için İşkur’a başvuru gerekiyor. Daha sonra İşkur başvuru sahibini inceliyor. Bu çok uzun bir süreç. Bu dönemde bu sürecin kısaltılması gerekiyor. Örneğin İşkur önce ödemeyi yapıp incelemeyi sonraya bırakabilir. Fakat henüz böyle bir adım atılmadı."

Türkiye olağanüstü bir dönemden geçiyor, her gün binlerce, on binlerce insan işsiz kalıyor. İşsizlik Fonu’nda 130 milyar liradan fazla dev bir kaynak var. Bu kaynak bu kadar ağır bir krizde de kullanılmayacaksa ne zaman kullanılacak? Neden işsizlik maaşından yararlanma koşulları gevşetilmiyor? Neden kısa çalışma ödeneğine kabul süreci hızlandırılmıyor?

Bunun cevabı Merkez Bankası eski Başkanı, İyi Parti Milletvekili Durmuş Yılmaz’ın bugün yaptığı bir açıklamada gizli: "130 milyar TL bakiyesi olduğu söylenen İşsizlik Fonu var ama Fon’da nakit yok. Çünkü işverenden, devletten ve işsizden kesilerek biriktirilen bu fon aylık olarak kamu ihalelerine hazine borçlanmalarına kullanılıyor. Yani bu parayı devlete harcıyor. Tahvil ve bono var, nakit para yok. Sadece yükümlülük var."

Durmuş Yılmaz şunu demek istiyor: Çalışanların, emekçilerin maaşlarından kesilen paralarla dev bir fon oluşturuldu. Ve devlet bu parayı başka işlerinde kullandı. Bunu karşılıksız yapmadı elbette, devlet aldığı para karşılığında Fon’a tahvil verdi. Şimdi kasada nakit para olmadığı için işsizlik maaşı koşullarını gevşetmeye yanaşmıyor.

İyi de tahvil yenir mi, içilir mi? Koronavirüs işsizleri, doğal gaz, elektrik faturalarını tahvil kuponlarıyla mı ödeyecekler?

İşsizlik maaşı koşulları bir an önce gevşetilmeli, kısa çalışma ödeneği süreci bir an önce hızlandırılmalı ve bu arada doğal gaz ve elektrik faturaları devlet tarafından ödenmeli.

Yazarın Diğer Yazıları

İşsizlik Fonu’yla ilgili bilmek istemeyeceğiniz 5 şey

Merkez Bankası dün aldığı kararla, piyasa yapıcı bankalara, İşsizlik Sigortası Fonu'ndan satın aldıkları devlet iç borçlanma senetlerini kendisine satma olanağı tanıdı. Belli ki Fon’daki paranın bir kısmı Koronavirüs salgınına karşı kullanılacak. Ama ne kadarı ve kimin çıkarına?

Ekonomiye de bilim kurulu, hemen şimdi

Türkiye’nin şu anda iktisatçıların, ama ufku geniş, kalibresi yüksek, dünya çapında kabul görmüş iktisatçıların vereceği akla, olağandışı önlemlerle ilgili "heterodoks" (olağandışı) politika seçeneklerini gündeme almaya ihtiyacı var

DİSK de TÜSİAD da ekonomistler de aynı şeyi söylüyor: Bu paket yetersiz, radikal önlem lazım

Kısacası radikal adımlara ihtiyaç olduğu konusunda herkes hemfikir. Peki ne?