22 Ocak 2021

Naci Ağbal'ın yalnızlığı: Beştepe ve AKP'de herkes onun politikalarına karşı

Bana kalırsa Naci Ağbal'ın kredisi bitti. O şimdi Merkez Bankası'nda bir yalnız insan

Merkez Bankası dünkü toplantısında politika faizini değiştirmeyerek yüzde 17'de sabit bıraktı. Sürpriz değil, piyasa bunu zaten bekliyordu. Anadolu Ajansı, Reuters gibi kuruluşların anketlerine katılan ekonomist ve yatırım kuruluşları, bu ay faiz artırımı beklemediklerini söylemişlerdi. Sürpriz olan, iktidara yakın yazar, ekonomist ve kuruluşların dünkü toplantı öncesinde sözleşmiş gibi arka arkaya Naci Ağbal'a "Sakın faizi artırayım deme!" mesajı vermesiydi.

Salvolar Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu'nun "Bankalar, kredi faizlerini maliyetlerindeki artışın çok üzerinde artırarak, büyümeye destek değil köstek oluyorlar" sözleriyle başladı. Bankalar kredi faizini neden artırdı? Merkez Bankası politika faizi artırdığı için. Merkez Bankası'ndan yüksek faizle para kullanınca şirketlere ve vatandaşlara da yüksek faizle borç veriyorlar. Hisarcıkloğlu Ağbal'a, "Yeter artık, politika faizini artırma" diyordu.

Hisarcıkloğlu'na destek aynı gün Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Başdanışmanı Cemil Ertem'den geldi. Ertem "Bu çıkışından dolayı TOBB'u kutluyorum. Ancak yüksek faizle mücadele, her alanda olmalıdır. Yüksek faizle enflasyonu düşüreceğini sanan çağdışı ekonomi politikalarıyla mücadele akademik ve bilimsel düzlemde de yapılmalıdır" dedi.

Ertem'in "Yüksek faizle enflasyonu düşüreceğini sanan çağdışı ekonomi politikaları" sözünün hedefinin Merkez Bankası'nın yeni Başkanı Ağbal olduğu açıktı.

Bir gün sonra bu sefer Cumhurbaşkanı Erdoğan sahneye çıktı. Erdoğan, Türkiye'nin yüksek faizle bir yere varamayacağını belirterek, "Asıl iş faizi düşürmek suretiyle enflasyonu aşağıya çekmektir" dedi.

Aynı günlerde Berat Albayrak'a yakın yazarlardan Fuat Uğur'dan ilginç bir ekonomi eleştirisi geldi. Uğur, "gıdadaki fahiş artışları takip edebilmek neredeyse imkânsız hâle geldiğini" belirterek, "Erdoğan ve yakın çalışma arkadaşları acaba gelişmelerin farkında mı?" diye soruyordu. Yasalara göre fiyat istikrarını sağlamak Merkez Bankası'nın görevi. Her ne kadar yazıda Merkez Bankası'ndan söz edilmemiş olsa da Uğur'un, "Gelinim sana söylüyorum, kızım sen dinle" kabilinden Naci Ağbal'a bir mesaj verdiğini söylemek mümkün.

Bitti mi? Hayır, daha yeni başlıyordu… Birkaç gün sonra bu kez Sabah gazetesi yazarları Okan Müderrisoğlu ve Özlem Doğaner, Erdoğan'ın yüksek faize karşı olduğunu hatırlatarak Merkez Bankası'nı uyardılar.

Müderrisoğlu yazısında, Cumhurbaşkanı'nın yüksek faize dair duyarlılığının devam ettiğini belirterek, "Türkiye gibi büyümesi dış finansman ve iç kredilendirmeyle yakından ilişkili bir ekonomide, 'piyasa dostu politika' söylemi kapsamında gelişen yüksek faizin sürdürülebilir olamayacağı da çok net. Üstelik bu tür bir inadın günün sonunda bankacılık kesiminin aleyhine olduğunu söylemek de abartılı olmayacaktır" diyordu.

Özlem Doğaner de Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kısa süre önce yüksek faize karşı olduğunu söylediğini hatırlatarak şunları yazdı:

"Merkez Bankası yılın ilk faiz sınavına giriyor. Ülkenin çarklarını döndüren sanayiciden, üreticiden faiz sesleri yükseliyorsa orada daha dikkatli olmak gerekir. Yatırımdan soğutmamak lazım. Görüştüğümüz reel sektör temsilcileri diyor ki 'Merkez Bankası muhalif piyasacı ve akademisyenleri dinlemesine dinlesin de bizim sesimizi de duysun.'"

Ertesi gün sıra Yeni Şafak'ın ekonomi yazarı Levent Yılmaz'daydı. Twitter'dan yüksek faiz politikasına yüklenen Yılmaz, "Faizleri artırınca finansal koşullar gevşiyor" tezinin bir efsane olduğunu belirterek, "Yüksek faizin ne faydasını gördük? Yüksek faizler kalıcı hasar dışında bu ülkeye bir fayda getirmemiştir" dedi.

Ve Merkez Bankası dünkü toplantısında politika faizini yüzde 17'de sabit bıraktı. Enflasyon yüzde 14.6 seviyesinde olduğu için, "Zaten artırması gerekmiyordu" denebilir. Ama Merkez Bankası, faiz kararının açıklama metninde "şahin" bir dille, "Enflasyon yükselirse faizi artırmaktan kaçınmam" mesajı da verdi: "Sıkı para politikası duruşu kararlılıkla uzun bir müddet sürdürülecek, gerekmesi durumunda ilave parasal sıkılaşma yapılacaktır."

Yapabilir mi? Sabah, Yeni Şafak yazarlarının yazıları, Cemil Ertem'in Tweet'i ve bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sözleri, bunun mümkün olmadığını gösteriyor. Bana kalırsa Naci Ağbal'ın kredisi bitti. O şimdi Merkez Bankası'nda bir yalnız insan. Göreve geldikten sonra Merkez Bankası yönetiminde bir kişiyi bile değiştiremedi; Berat Albayrak döneminde atanan yöneticilerle yola devam ediyor...

İşin ilginç yanı, iktidara yakın medyada da ona yakın tek bir gazeteci, tek bir köşe yazarının olmaması. Orada da dengeler Berat Albayrak döneminde kurulmuştu. "Merkez Bankası'nda bir yalnız insan" derken bunu kastediyorum.

Evet piyasa Ağbal'ı destekliyor. Ama Türkiye'yi piyasa değil Erdoğan ve partisi yönetiyor...

Yazarın Diğer Yazıları

Perde arkası: TÜİK’in yapacağı değişiklik işsizliği arttıracak

TÜİK'in yapacağı değişikliğin perde arkasını biraz araştırdım. İki çok önemli değişiklik geliyor

Burjuvazinin sessizliği: Osman Kavala için neden kıllarını kıpırdatmıyorlar?

Ne zaman bu ülkenin geleceğiyle ilgileneceksiniz? Bugün değilse ne zaman?

Kanunlar varsa Vakıfbank Genel Müdürü'nün koltuğunu bırakması lazım

Kanunlar da göz göre göre çiğnenecekse neden mahkemeler var?