26 Mart 2020

Bankacılar ve Koronavirüs: "Kredi erteleme, promosyon yoğunluğu bizi kurbanlık koyuna çevirdi"

Kamu bankalarında çalışanlar her gün aynı saatte işe gidiyor, gün boyu müşteriyle yüz yüze iletişim kuruyor, para sayıyor, dekont imzalatıyor ve akşamları evlerinin yolunu tutuyorlar

Bankalar Birliği'nin mesailerin 12.00-17.00’ye çekilmesi yönündeki tavsiye kararına kamu bankaları uymuyor. Genel müdürlük ve şubelerde çalışan binlerce, onbinlerce çalışan kurbanlık koyun gibi her gün tam mesai işe gidip geliyorlar. Eve döndüklerinde ise eğer enfekte olmuşlarsa tüm ev halkını (çoluk çocuk, büyük, yaşlı) bulaştırıyorlar. O evlerden birinden yazıyorum. Ben uluslararası bir şirkette çalışıyorum, biz geçen hafta başından beri tamamen evden çalışmaya döndük. Ancak eşim (karım) maalesef her gün tam mesai gidip geliyor, kapalı ortamlarda, asansörlerde, toplantılarda virüse maruz kalıyor. Bir an önce önlem alınmalı.  

Bu, çalışanların Koronavirüs ile imtihanına dair dördüncü yazım. Daha önce Daha önce restoranlardaki aşçı ve garsonların ücretsiz izne zorlandığını, fabrikalarda-tersanelerde üretimin dişe dokunur bir önlem alınmadan sürdüğünü görmüş, plazalardaki beyaz yakalıların evden çalışırken normalde işyerine ait olması gereken masrafları kendi ceplerinden karşıladığına tanık olmuştuk. 

Bugün mesajını yukarıda aktardığım okurumuzun dürtmesiyle bankacıların durumuna bakalım... Birçok şirkette evden çalışmaya geçilir, geçmeyenler de çalışma koşullarında değişiklik yaparken kamu bankalarında çalışanlar her gün aynı saatte işe gidiyor, gün boyu müşteriyle yüz yüze iletişim kuruyor, para sayıyor, dekont imzalatıyor ve akşamları evlerinin yolunu tutuyorlar. Kim bilir, belki de virüsle birlikte! Haklı olarak korkuyorlar. Koronavirüs şüphesiyle banka şubelerinin arka arkaya kapatılması, şubelerden karantina, hatta ölüm haberlerinin gelmesi korkularını daha da artırıyor.

Twitter’da #BankacılarRiskAltında Hashtag’i altında bir araya gelen bankacılardan biri şöyle diyor: "Çok büyük risk grubuyuz. Üstelik 65 yaş üstü yasağa rağmen şubeler çok yoğun. ATM ve internet bankacılığını zorunlu hale getirmek zor değil."

Bir başkası: "Testleri pozitif çıkan arkadaşlarımız bizi korkutuyor. Ailelerimiz ve kendimiz için endişeliyiz."

Eski bankacı ve Paramedya yazarı Erol Taşdelen, kamu bankalarının mesai saatlerinin sınırlandırılması yönündeki karara uymamasını hayretle izlediğini belirterek bunun sebeplerini şöyle anlatıyor:

"Kamu bankaları maalesef tedbir almada yabancı ve özel bankalara göre bir hafta geriden geliyor. Örneğin İş Bankası, Garanti Bankası gibi bankalar geçen hafta hızlı aksiyon alarak personeli ikiye böldü ve evden çalışmaya geçtiler. Tabii bunda teknik altyapının da payı var. Ben evden çalışan bankalardaki görevliyi aradığımda tabletinden benimle görüşebiliyor. Kamu bankalarında bu altyapı olmadığı için manuel ilerliyorlar. Hızlı refleks de gösteremediler. Aksilik, emeklilerin maaş promosyonu da aynı döneme denk geldi ve evde oturması gereken yaşlılar banka banka dolaşıp en yüksek promosyon peşinde koştular.  Promosyonlar iki ay ertelenebilirdi. Promosyon işlemlerinin otomatik yapılacağı söylendi ama onda da geç kalındı. Buna emeklilerin bayram ödemelerinin 1 Nisan’a çekilmesi ve esnafa yapılandırma ve taksit erteleme imkanının getirilmesi eklenince kamu bankalarında ciddi bir iş yükü doğdu. Kamu bankalarının tam gün mesai kararını gözden geçirmesi gerek. Türkiye’nin her yerindeki banka şubelerinden karantina haberleri geliyor..."

Bankacıların moralini bozan bir başka gelişme, üst düzey yöneticilerin evlerine çekilip "cephedeki", yani şubedeki bankacıları virüsle yalnız bırakması. Sektörü yakından izleyen Taşdelen şöyle diyor:

"Çoğu banka CEO’su villalarına çekildi. Tabii istisnalar var, İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali ile Denizbank Genel Müdürü Hakan Ateş’in genel müdürlük ve sahada çalışmaya devam ettiğini duyuyoruz. Şubelere ısı ölçen termal kamera dağıtımına ilk Denizbank başladı. Bölge ve şube ziyaretleri ile tedbirleri yerinde takip etti. Bu tip uygulamalar artmalı. Tüm CEO’lara sorum şu: Siz şubeye gidemiyorsanız personelinizi hangi vicdan ile o şubede tutuyorsunuz? Kendi giremediğiniz ortama müşterinizi niçin alıyorsunuz?"

Peki ne yapmalı? Taşdelen’in önerileri:

"Benim önerim, şube personelin ikiye bölünerek dönüşümlü çalışılması. Tabii her şube kadrosu buna uygun değil. Küçük illerde iki şube varsa dönüşümlü çalışabilirler. Bu kararın bugünden alınması lazım, her geçen gün katlanarak büyüyen bir pandemi ile karşı karşıyayız. Şu anda en büyük tehlike, hastaneler, PTT ve bankalar. Bankacılar her gün milyonlarca insan ile irtibat halindeler. Sektörde 200 bine yakın insan var, aileleri ile 1 milyon kişi yapar."

Bankaları kapatmak düşünülebilir mi?

Taşdelen:

"İngiltere kapadı. Sadece dijital bankacılık, ATM/BTM işlemleri ve genel müdürlüklerde bazı birimler hizmet veriyor. Kapitalizmin ve paranın merkezinden bahsediyoruz. İnsan hayatı hiçbir şeyden daha önemli değildir. Dünya Sağlık Örgütü pandemi ilan etmişse hiçbir yönetici veya kurum 'Bekleyip görelim' diyemez. Bu hafta bankacılardan ölüm haberleri gelmeye başladı. Daha sıkı önlemler alınması için kaç kişinin ölmesi gerekiyor?"

Yazarın Diğer Yazıları

Ekonomiye de bilim kurulu, hemen şimdi

Türkiye’nin şu anda iktisatçıların, ama ufku geniş, kalibresi yüksek, dünya çapında kabul görmüş iktisatçıların vereceği akla, olağandışı önlemlerle ilgili "heterodoks" (olağandışı) politika seçeneklerini gündeme almaya ihtiyacı var

DİSK de TÜSİAD da ekonomistler de aynı şeyi söylüyor: Bu paket yetersiz, radikal önlem lazım

Kısacası radikal adımlara ihtiyaç olduğu konusunda herkes hemfikir. Peki ne?

Plazalar ve Koronavirüs: "İşini kaybetmediğine dua et, evden çalışırken gözüm üzerinde"

Plazalarda çalışmaya devam edenler, Koronavirüs salgınıyla ilgili alınan önlemlere müdahale edememekten, kendi sağlıklarını yöneticinin iki dudağına bırakmaktan şikayetçi