24 Mart 2020

Plazalar ve Koronavirüs: "İşini kaybetmediğine dua et, evden çalışırken gözüm üzerinde"

Plazalarda çalışmaya devam edenler, Koronavirüs salgınıyla ilgili alınan önlemlere müdahale edememekten, kendi sağlıklarını yöneticinin iki dudağına bırakmaktan şikayetçi

Bu, Koronavirüs salgının çalışanlara etkileriyle ilgili üçüncü yazım. Daha önce restoranlardaki aşçı ve garsonların ücretsiz izne zorlandığını, fabrikalarda-tersanelerde üretimin dişe dokunur bir önlem alınmadan sürdüğünü görmüştük. Bugün plazalarda neler yaşandığına bakalım. Kaynağımız, plazalarda güvencesiz çalışanların hakları için mücadele eden Plaza Eylem Platformu.

Büyük bir işsizlik dalgasının yaşandığı restoranlar-kafelerden farklı olarak büyük veya büyük olmasa bile "kurumsal" firmaların faaliyet gösterdiği plazalarda henüz işten çıkarma dalgası mevcut değil. Ücretsiz izne zorlayan da pek yok. Ama bu, buralardaki şirketlerin de dikensiz gül bahçesi olduğu anlamına gelmiyor.

Plaza Eylem Platformu’nun 574 katılımcıyla yaptığı ankete göre çalışanların yüzde 22’si evden çalışmaya geçmiş durumda. Önümüzdeki günlerde bu oranın hızla artacağını tahmin etmek zor değil. Evden çalışmak işsiz kalmaktan elbette yeğdir ama onun da kendine mahsus sorunları var.

Evden çalışmaya geçen şirketler arasında personelin bilgisayar, internet bağlantısı masrafını karşılayanların sayısı az. Yani şirketler üretim maliyetinin bir kısmını çalışanlara yüklemiş durumda. Evden çalışmaya geçen bir plaza çalışanı şöyle anlatıyor: "Daha önce ofis mekanı ile sınırlamaya çalıştığımız iş artık eve taştı. İşveren her zaman erişilebilir olmamızı bekliyor, pratikleri ile bunu normalleştiriyor. Aynı zamanda bize evden çalışmak için gereken araçları sağlamak konusunda hiçbir şey yapmıyor. Ne internet ücreti için ne ihtiyaç duyduğumuz bilgisayarı sağlamak gibi hiçbir sorumluluk almıyor. Benim kendi ihtiyaçlarımı gidermek için edindiklerimi kendi üretim aracı kılıyor."

Ofisin kapanması şirketler için yemek masrafından da kurtulmak anlamına geliyor, eve geçen çalışana yemek parasını karşılayanların sayısı az.

Koronavirüs salgını beyaz yakalı çalışanlar üzerinde daha fazla performans baskısı da demek. Başka bir beyaz yakalı anlatıyor:

"Bizim şirket tüm zam ve atamaları iptal etti, herkesi maksimum verim çalışmaya davet etti. Dolayısıyla mevcut çalışanlara inanılmaz bir performans baskısı ve fazla mesai kapıda."

Bir bankacı ise evde çalışanlar üzerinde kurulan baskıyı şöyle tarif ediyor:

"Dönüşümlü evden çalışıyoruz. Evden çalışırken masa başında olduğumuzu kanıtlamaya çalışıyoruz. Hem şubenin hem bölge yönetiminin Whatsapp gruplarından sürekli performans baskısı yapılıyor."

Plazalarda çalışmaya devam edenler ise Koronavirüs salgınıyla ilgili alınan önlemlere müdahale edememekten, kendi sağlıklarını yöneticinin iki dudağına bırakmaktan şikayetçi. Bir çalışan, "Patronun bilgi ve önlem sürecini paylaşmaması bana ve yakınlarıma ne olacak, geleceğime ne olacak kaygısını çok artırdı" diyerek taleplerini şöyle sıralıyor:

* Kriz yönetimi, aksiyon planları şeffaf bir biçimde çalışanlarla paylaşılmalı.

* Panik ve korku halini önleyici kurumsal toplantılar yapılmalı.

* Salgına karşı gerekli ekipmanlar çalışanlara sağlanmalı. Dezenfektan ürünlerinin yanı sıra maske de temin edilmeli.

* Herkese kriz durumu için eğitim verilmeli, tatbikatlar yapılmalı.

* Kronik hastalığı bulunanlara ve risk grubundaki tüm çalışanlara (hamileler vb.) idari izin verilmeli veya evden çalışma hakkı tanınmalı.

* Kullanılan izinler yıllık izinden düşülmemeli.

Plaza Eylem Platformu’nun anketinin sonuçları:

 

 

 

 

Yazarın Diğer Yazıları

İşsizlik Fonu’yla ilgili bilmek istemeyeceğiniz 5 şey

Merkez Bankası dün aldığı kararla, piyasa yapıcı bankalara, İşsizlik Sigortası Fonu'ndan satın aldıkları devlet iç borçlanma senetlerini kendisine satma olanağı tanıdı. Belli ki Fon’daki paranın bir kısmı Koronavirüs salgınına karşı kullanılacak. Ama ne kadarı ve kimin çıkarına?

Ekonomiye de bilim kurulu, hemen şimdi

Türkiye’nin şu anda iktisatçıların, ama ufku geniş, kalibresi yüksek, dünya çapında kabul görmüş iktisatçıların vereceği akla, olağandışı önlemlerle ilgili "heterodoks" (olağandışı) politika seçeneklerini gündeme almaya ihtiyacı var

DİSK de TÜSİAD da ekonomistler de aynı şeyi söylüyor: Bu paket yetersiz, radikal önlem lazım

Kısacası radikal adımlara ihtiyaç olduğu konusunda herkes hemfikir. Peki ne?