15 Mayıs 2019

Sultanahmetli delikanlı; Babıâli 'Ulvi Baba'sını kaybetti...

Efsane bir muhabir, şahane bir adamdı, 80 yıllık ömrünün 50 yılını aldı gazetecilik...

Her meslekte vardır aslında; onlar hem işlerini iyi yapar hem de ilkeli, vicdanlı, ölçülü, bilgili ve öğretmeyi seven insanlardır. Ulvi Baba da çok iyi bir gazeteci ve şahane bir adamdı… Haber kokusu almaktaki becerisi, ilişki geliştirmedeki ustalığı, fikri takipteki ısrarcılığı, ayrıntıyı yakalamadaki müthiş zekâsıyla Babıâli’den bir Ulvi Yanardağ geldi geçti.

Hürriyet’ten Güneş’e, Show TV'den Kanal D’ye hep haberlerin prensiydi. Adliye koridorlarında adını duyurdu. Sultanahmet Adliyesi’ne ürkerek girdiğimiz 1980’li yılların ortasında, o en kıdemli adliye muhabiriydi. Savcı ve hâkimlerin hem arkadaşı, hem haber kaynağıydı. Muhabirlerle paylaşmayı severdi. Tam bir öğretmen edasıyla ağır ağır öğretirdi... Kıskanmazdı, gizlemezdi. Rakiplerine saygı duyardı. Örneğin Orhan Kantoğlu’nun, adliyeden o müthiş insan öykülerini nasıl kotardığını şöyle fısıldamıştı kulağıma:"Acayip önsezileri vardı. Kapıdan girenlerin geriliminden, telaşından, hiddetinden yakalardı müstakbel haberi. Gittikleri duruşma salonlarında konuya hakim olur, dosyaya bakar, naif kalemiyle yazar, haber yarım sayfa girerdi gazeteye…

Ulvi Yanardağ 1976'da cezaevinden 'hasta' diye çıkıp,. eğlencelere katılan cinayet zanlısını sokakta böyle  görüntüledi. O tarihte 'Sarı Ulvi' olarak ünlüydü ve müthiş bir gazetecilikle gündem oldu.

'Sarı Ulvi', 'Ulvi Baba' oldu

Yaptığı işin halkın ‘haber alma hakkı’na dair kıymetli bir iş olduğunu mesleğin ilk günü anlamıştı. Babası Reşat Mahmut Yanardağ,1950’li yılların önemli gazetelerinden Yeni Sabah’ı yönetiyordu. Umum Neşriyat Müdürü’nün oğluydu yani. Ama hiç özel muamele görmediğini söyler akranları. Yer olmadığı için otomobil bagajlarında işe giderek, gece gündüz uykusuz haber kovalayarak edinmişti yerini. Anlatılır; cebinde jetonlar, notlar eksik olmazmış... "Topla şu haberi" dedi mi şefi, vesikalığından, olay yeri tutanağına kadar hepsini toplarmış gerçekten... Soruların yanıtını bulmadan gazeteye gelmemeyi biz ondan öğrendik.

Son zamanda okuduğu haberlerle arası hiç yoktu. Bir röportajında çok güzel tarif etmişti, eksik haberi:

"Bazen bakıyorum gazetedeki haberlere eksik çok. Aklımda sorular kalıyor, onların cevabı yok. Yüzeysel habercilik olmaz."

Sarı Ulvi’ydi, sonra ‘Ulvi Baba’ oldu. TV yıldızlarıyla da çalıştı. Haber mutfağındaydı hep. İstanbul istihbarat şefliği, yurt haberleri müdürlüğü yaptı, rejiye de girdi, KJ de yazdı… İstihbarat verdi, işi kovaladı, haberi hep “iyi toplattı” gençlere. 80 yıllık ömrünün 50 yılını aldı gazetecilik.   

Efsane muhabirin haberleri... 

Yüzlerce manşete imza atmış, çok sayıda gazetecilik ödülü kazanmış Ulvi Yanardağ keskin bir muhabir refleksine sahipti. Hep haberle yaşadı. Alana çıkmayı severdi. Haberleri anlatılmakla bitmez. Ama, Türkiye'de Coca Cola’yı şişeleyen Has ailesinin bir ferdinin Zincirlikuyu’da öldürülmesi olayıyla ilgili haberi inanılmazdır. Maktulün iş ortağı olan katil zanlısı cezaevindedir, ama hafta sonları Ataköy sahillerinde bir motelde dostlarıyla âlem yapmaktadır. Hastaneye gidiyor gibi çıkıp eğlenceye giderken Ulvi Baba’ya yakalanır. Fotolar çekilir ve ‘iş toplanır.’ Ama zanlının adamları baskına baskınla karşılık verir, Ulvi Baba’yı cezaevine sokar, burada rehin alırlar. Haberin yayınlanmaması istenir. Araya Hürriyet’in ve devletin zirvesi girer, Ulvi Baba bırakılır, Hürriyet bunu tam sayfa yayınlar.

12 Eylül darbesi sonrası, uyuşturucunun esiri olan kişilerin peşine düşer. Metruk bir evde eroin kullananların hikâyesini kaleme alır. Habere konu olanlardan birisi ölünce, Kenan Evren’in talimatıyla hakkında ‘cinayet’ten dava açılır. Davayı açmak zorunda kalan savcı da hâkim de şaşkındır. Ölümden sorumlu tutulan Ulvi Baba ilk duruşmada beraat eder.

Haberlerden biri de ünlü ‘Civangate’ olayıdır. Rüşvet defterini Ulvi Yanardağ alır, yöneticisi olan gazeteciye verir. Ama o haberde hakkı hiç teslim edilmez. O büyük haber sonrası, aynı yerde maruz kaldığı muamele çok kötü bir hikâyedir. Ulvi Abi’yi yaralamıştır. 

Tevazu ve bilgelik

 Genç gazetecilere aktardığı altın değerindeki öneriler, evrensel gazetecilik kurallarıydı aslında. Ulvi Abi’nin imbiğinden süzülüp geliyorlardı.  Vicdan sahibi olmayı, adil davranmayı, haberin karşı tarafını da dinlemeyi, ön yargılı olmamayı, merak etmeyi, soru sormayı, hazırlık yapmayı öğretirdi Ulvi Yanardağ. 

Etik kurallara çok duyarlıydı. Bugün hak ihlali yapan, insan onurunu ayaklar altına alan, bel altından vuran gazetecilik anlayışına isyan ediyordu. Yıllar önce, olaya karışan bir kişinin rızası dışında fotoğrafını çekmiş olduğunu gündeme getirip, “Sence bu etik mi? Karakoldan arıyor gibi yaptım. Gelirken köşeden fotoğrafını çektim. Bu beni yıllardır rahatsız ediyor” dediğinde çok etkilenmiştim.

Bıçkınlıkla zarif beyefendiliği ruhunda harmanlamış bir İstanbul delikanlısıydı. Avrupa’yı gezdi, şık giyindi, olgunluk yaşında aşkı Pelin’le buluştu, sonra Memo’su oldu.  Sultanahmet’te doğdu, büyüdü ve 16 Mayıs’ta vasiyeti üzerine Sultanahmet Camii’nden uğurlayacağız…

Güle güle Ulvi Baba, seni unutmayacağız..


TGS'den baş sağlığı mesajı

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Üyesi, 2012 Burhan Felek Basın Hizmet Ödülü ve Sürekli Basın Kartı Sahibi Gazeteci Ulvi Yanardağ'ın hayatını kaybetmesiyle ilgili baş sağlığı mesajı yayımladı.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu'nun yayınladığı başsağlığı mesajında "Gazetecilik mesleğine uzun yıllar başarıyla hizmet veren Ulvi Yanardağ’ı kaybetmenin üzüntüsü içindeyiz. Ailesine ve basın topluluğumuza başsağlığı diliyoruz" denildi.

Ulvi Yanardağ’ın cenazesi 16 Mayıs 2019 Perşembe günü saat 11.30’da Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nde yapılacak törenden sonra öğle namazının ardından Sultanahmet Camisi’nden alınarak Bakkalköy Mezarlığı’nda toprağa verilecek.

Ulvi Yanardağ kimdir?

1939 yılında İstanbul'da doğdu. Balıkesir Lisesi'nin ardından İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde eğitim gördü. Mesleğe 1961 yılında Yeni Sabah Gazetesi’nde başladı. Hürriyet Haber Ajansı ve Hürriyet Gazetesi’nde 14 yıl habercilik yaptıktan sonra Bulvar ve Güneş Gazetelerinde çalıştı. 1989 yılında televizyon haberciliğine başladı. Kanal D Show TV’de İstihbarat Şefi ve Haber Müdürü olarak görev yaptı. Arena ile Ateş Hattı programlarının yapımında bulundu. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin Başarı Ödülleri yarışmasında 1980 yılında haber, 1984 yılında röportaj ve seri röportaj, 1985 yılında haber, 1995 yılında haber program dallarında yılın gazetecisi seçildi. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin yayın organı Bizim Gazete’de Yazı İşleri Müdürlüğü yaptı, TGC Balotaj Kurulu’nda görev aldı. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti üyesi Pelin Yanardağ’ın eşiydi.

Yazarın Diğer Yazıları

Maltepe’ye kimler koştu, oradan nasıl ayrıldılar?

Üniversiteli apolitik gençler, hocalarının ‘bilinmeyen nedenle’ gözaltına alınmasına tepki için Maltepe’ye gelmişti...

Erdoğan'ın Hans ve George ile yolculuğu: Nereden, nereye?

Dün, ulaşılması gereken hedefin adıydılar