07 Mayıs 2017

İki kadın ve bir erkek: Ölümcül bir aşk üçgeni

Kendisini aldatan karısını boşayan bir erkek, başka bir kadınla yeni bir yaşama başlamak üzeredir...

 

SAPLANTI    (Unforgettable)    X  X 


Yönetmen: Denise Di Novi
Senaryo:  Christina Hodson, David Johnson
Görüntü:   Caleb Deschanel
Müzik: Toby Chu
Oyuncular: Rosario Dawson, Katherine Heigl, Geoff Stults, Cheryl Ladd, Whitney Cummings, Simon Kassianides

Warner Bros yapımı

 

Kabaca ve kısaca, bir aşk üçgeni. Kendisini aldatan karısını boşayan bir erkek, başka bir kadınla yeni bir yaşama başlamak üzeredir. 

Ama Tessa bunu kabul edecek gibi değildir. Hele kocası David’le kalan ve ancak haftada iki gün görebildiği küçük kızı da işin içine girince....

Tessa bu nedenle şeytani işler yapmaya girişir. Bunun için kızını da kullanmak pahasına... Ve çağdaş teknolojiye de başvurur; internetle yalan haberler yaymak, var olmayan karşılıklı mektuplar yazmak, olmadık iftiralar atmak. Ve bu yollarla o evliliği doğmadan boğmak...

Bu tür filmler, zaman zaman çıkagelir. Zalim erkekler yerine bazen çılgın bir kadının elinde ayni, hatta daha da tehlikeli sulara yol açan hikâyeler...

Bu film ise en çok Adrien Lyne’ın 1987 yapımı filmi Fatal Attraction- Öldüren Cazibe’yi hatırlatıyor: ki baş rollerde Glenn Close (kötü kadın), Michael Douglas ve Anne Archer harikalar yaratmıştı.

Aslında film fena başlamıyor. Kimi hikayeler çok anlatılmış olsa da hala izlenebilir.  Burada da iki farklı kadının (üstelik biri sarışın, öbürüyse siyahi!) rekabetleri ve aralarında sıkışıp kalan erkeğin hal-i pür melali ilgiyle izlenir gibi oluyor.

Ama film giderek düzey kaybediyor. Yapımcılıktan gelip ilk kez yönetmenliği deneyen Denise Di Novi dengeyi tutturamıyor.

Örneğin bir bölümde, bir yanda ateşli bir seks yapan bir çiftle, öte yanda internette yalan haberler yazarken orgazm olan bir kadının koşut biçimde verilmiş görüntüleri, daha çok komik kaçıyor.

Hele o final... Bir türlü bitmeyen ve giderek daha grotesk olan...

Tüm bunlara iki baş kadın oyuncu, Rosario Dawson ve Katherine Heigl dışındakilerin yetersizliğini de katınca, ortaya çıkan pek matah bir şey değil. Yine de kadın seyirciler sevebilir!. 

 

Yazarın Diğer Yazıları

Fatoş Güney'in anıları: Trajik hayatlara görkemli bir bakış

Daha 13 yaşındayken Hürriyet gazetesinde gördüğü bir haber: Yılmaz Güney adlı bir aktörün tartışma sonucu müzisyen Alper ve ağabeyi İlhan'ı haşat etti. Alper onun sık sık gittiği Moda Deniz Kulübü'nde çalan Şerif Yüzbaşıoğlu orkestrasınını bateristi değil mi? Ve Fatoş sormadan edemez: "Kim bu Yılmaz Güney denen serseri?"

Sanat tarihinin dramlarından süzülüp gelen film

Hikâye değişik ve zengin açılımlar içeriyor: zıt ve çelişkili yaşlar, dinler, sosyal konumlar, kültür düzeyleri. Bol insancıl malzeme, bol yaşam dersleri fırsatı, bol dram, hatta melodram... Peki film tüm bunları en iyi biçimde değerlendiriyor ve tüm beklentileri karşılıyor mu?

Trump'a artık "güle güle" derken...

Ne kadar kızıp sövsek de azından devasa kültürüyle hep izlediğimiz o dev ülke, sonunda başındaki o kaçıktan kurtulacak. Ve emin olun, en çok dengesizlerden çeken tüm dünya için bu çok daha iyi olacak.