24 Ekim 2015

Bir seri katile karşı FBI-medyum işbirliği

Sinemanın ve bu türün en hatırlanacak finallerinden biri

SOLACE                  X  X  X

Yönetmen: Afonso Poyart
Senaryo: Sean Baley, Tedd Griffin
Görüntü: Brendan Galvin
Müzik: BT
Oyuncular:  Anthony Hopkins, Colin Farrell, Jeffrey Dean Morgan, Abbie Cornish, Marley Shelton, Janine Turner/ Amerikan filmi.

 

 

Hangi milletten olduğunu IMDB’den bile çıkaramadığım (çünkü yazmıyor!) yeni bir yönetmenden gelen hayli yaman bir sürpriz, gerilim meraklıları için ilginç bir malzeme.

Film FBI ajanı Joe’nun kadın yardımcısı Katherine’le birlikte izlediği bir seri katil olayıyla açılıyor. Yani her akşam ekrana gelen o tipik ABD damgalı polisiye dizilerin çoğu gibi...

Bir noktada ikili, yardıma gerek duyuyorlar. Çünkü cinayetler öylesine karışık ve birbiriyle ilgisiz duruyor ki...Bunun için psişik yetenekleri bilinen ve geçmişte de başvurdukları, bir  tür medyum olan John Clancy’ye gidiyorlar. Yıllar önce kızını yitirmiş ve eşiyle ayrılmış, içine kapanık yaşayan yaşlı adam önce reddediyor, sonra olaya katılıyor.

Ve böylece tuhaf bir hikaye ilmek ilmek örülüyor. Ölenlerin tümünün aslında ölümcül birer hastalığı olduğu ve zaten ölüme mahkum oldukları anlaşılıyor. Ve gizemli katile adım adım yaklaşılıyor.

Konu bildik ve aşnımış gözükse de, elbette herşey ayrıntılarda gizli. Burada da medyumluk gibi tartışmalı bir çıkışa dayanan olay örgüsü ilginç.

Final de öyle.  Onu açık etmeden, bir noktanın altını çizmek istiyorum. Clancy’nin sürekli gördüğü kimi görüntüler sonunda hep gerçek çıkıyor. Bunların arasında, bir leit-motiv gibi gelen suratı kana bulanmış bir kadın cesedi var. Hem de hikayenin ana kişilerinden...Ve bizler de finalde onun ölümünü kaçınılmaz görüyoruz.

Peki bu nasıl çözümleniyor? Yazarın kağıt üzerindeki sürprizini yönetmen öylesine ustaca görselleştiriyor ki...Ve bu, sinemanın ve bu türün en hatırlanacak finallerinden biri oluyor desem...Bilmem abartmış olur muyum?

Filmin oyun düzeyi de kuşkusuz yüksek. Nasıl olmasın ki? Artık çok az film çeken Anthony Hopkins’i eldiven gibi sırtına giydiği bir rolde izlemek başlıbaşına bir keyif. Hiçbir sinemaseverin kaçırmak istemeyeceği...

Colin Farrell o tuhaf, gizemli, sinsi ve çılgın kişiliğe hayat veriyor. Geçmişteki tüm rollerinden farklı bir kimliğe yani...Ve yükselen kadın oyuncu Abbie Cornish hem gözlerimize hitap ederken, hem de rolüne iyice asılıyor.

Sonuç olarak, türün meraklıları için bir mini-şölen sayılabilir.

 

Kont Dracula ile afacan torunu

 

TRANSİLVANYA OTELİ- 2    (Hotel Transylvania 2)​    X  X

Yönetmen: Genndy Tartakovsky
Senaryo: Robert Smigel, Adam Sandler
Müzik: Mark Mothersbaugh
Kurgu: Catherine Apple
Sanat yönetimi: Steve Lumley
Yapım Dizayn Şefi: Michael Kurinsky Columbia-Sony Pictures yapımı.

 

2012  yılının ilginç canlandırması Transilvanya Oteli yeni bölümüyle dönüyor. Korku sinemasının kimi karakter ve öykücüklerini komedi sepetine koyup farklı sonuçlar alma serüveninin yeni halkası...

Transilvanya dağlarında doğan Dracula efsanesinin ana kahramanı Kont Dracula günümüzde işlerin kesat olduğunu görünce, bir otel açmıştır. Ama normal insanları da mecburen kabul eden...İlk bölümde bir küçük oğlanın bu otelin düzenini nasıl bozduğunu izlemiştik.

Aradan yıllar geçmiştir. O oğlan Dracula’nın kızı Mavis’le evlenip ona bir de torun vermiştir. Ama küçük torun Dennis tümüyle insan özellikleri taşımaktadır, vampirlikle hiç ilişkisi yoktur!...Kont da kızıyla damadının seyahatte olmalarından yararlanarak, ona gerekli bir ‘vampir eğitimi’ uygulamaya koyulur.

Grafiği yine yerli-yerinde, Adam Sandler’in de katıldığı senaryosu hayli muzip, müziği hoş bir film. Ama türe çok büyük ve yeni bir katkısı yok. Yönetmeni Tartakovsky ise gerçekten bu adı mı taşıyor? Yoksa eleştirmenlerin Tarkovsky düşkünlüğüyle alay etmek için mi bu adı seçmiş, merak ettim!...

Filmin aslında Adam Sandler, Selena Gomez, Steve Buscemi gibi ünlüler konuşmuş. Bizdeyse sadece dublajlı kopyaları var. Haklı olarak: çünkü asıl müşterisi elbette küçükler!....

Ama başarılı seslendirmeye karşın, konuşanlar yazılmamış. Perdede göremedim, basın bülteninde de bulamadım. Oysa orada hayli emek var.  O emekçilerin tanıtımı da gerekmez mi?  

 

 

 

 

 

Yazarın Diğer Yazıları

Özel bir kadının öyküsüyle ülkenin son 50 yılına bakış

Atilla Dorsay Netflix'te yayınlanan "Sen Hiç Ateş Böceği Gördün Mü?" filmini yazdı

Enfes bir komedi aracılığıyla Amerikan sistemini eleştirmek

Atilla Dorsay Digitürk'te yayınlanan "Denemeye Değer" filmini yazdı

Fransız "sosyetik fuhşun yaşayan efsanesi" kadının hikâyesi

Atilla Dorsay Netflix'te yayınlanan Madame Claude filmini yazdı