30 Eylül 2013

'Ekimde gösteriler planlanıyor!'

İşte Eylül geldi, geçti. Şimdi önümüzde ekim var. Bir önceki aydan devraldığımız asayişçilik bayrağımızın kadim sorusu bir kez daha karşımızda duruyor

 

İşte Eylül geldi, geçti. Şimdi önümüzde ekim var. Bir önceki aydan devraldığımız asayişçilik bayrağımızın kadim sorusu bir kez daha karşımızda duruyor: Acaba devlet istihbarat almış mıdır, ekimde de gösteriler planlanıyor mudur?

Malum, devlet büyüklerimizin asayişçi devlet refleksiyle bir kaç ay önce söylediği, “istihbarat aldık, eylülde gösteriler planlanıyor” ifadelerini arkamızda bıraktık. Bu bir aylık süre zarfında en büyük “gösteri”, “Çarşı’yı itibarsızlaştırma” amacıyla gerçekleştirilen 22 Eylül Olimpik Gösterisi (!) ve onu takip eden organize hareketler oldu.

O akşam İstanbul Atatürk Olimpiyat Stadyumu’nda bir grup yüksek empati sahibi taraftar, karşı takımın sporcusu kırmızı kart görünce buna dayanamadı. “Muhalife muhalif” yapıdaki bu seyirciler işi riske atamazlardı. Çünkü maçın bitimine bir kaç dakika vardı ve Beşiktaşlı bir futbolcunun oyundan atılması mümkün olmayabilirdi. Mecburen hemen deplase olup “Allah Allah” nidalarıyla yeşil sahalara indiler. Ve topluca taç çizgisine kadar gidip geri döndüler. Sonra da sahanın ortasına ya da kalelerin içine taşıdıkları plastik sandalyelere çökerek sponsorlarına gülümsedikleri hatıra fotoğrafları çektirdiler. Böylece Olimpiyat Stadyumu’nda “meşin yuvarlağa” ihtiyaç duymadan “tarih yazmış olduk”! Kesin bilgi!

Kaynağında toplum korkusu olan asayişçiliğimiz bâki kaldığı sürece, “ekimde gösteriler planlanıyor” diyen devlet adamları da çıkar bu ülkede. Sonra bu böyle kasım, aralık, ocak falan diye uzar gider. Derken mayıs gelir ve devlet yine ilan eder: “İstihbarat aldık, bir takım marjinal gruplar büyük bir provokasyon hazırlığı içindeler. Vatandaşlarımızın mağdur olmamaları için bu yıl Taksim Meydanı’nda falanca kutlamalara izin veremiyoruz.”

İngilizlerin “back to the square one” deyimiyle karşıladıkları durum ve “the square” bizim ülkemizde maalesef budur. Gerekli “tedbirler” alınır ve hayat bütün İstanbullulara meydan bucak bir kez daha zehir edilir. Bu arada olur da devlet güçleri kameraların gözü önünde “bi yamuk yaparsa”, nasılsa İçişleri Bakanlığı “inceleme başlatır.”

Yıllar bu şekilde yılları, polis göstericileri, incelemeler de incelemeleri kovalar. Bu ülkede “format” budur. O yüzden “ekimde gösteriler planlanıyor” cümlesini duymak bu ülkede hiç de yadırgatıcı olmaz.

Bu tür ifadeler ancak demokratik ülkelerde yadırgatıcı olur. Çünkü o ülkelerde gösteriler planlanır. Çünkü planlanabilir. Çünkü bunlar yasalarla güvence altına alınmış birer haktır! Bu hakkı kullanmak isteyen tüm vatandaşlar -ister sağlık çalışanları, öğretmenler, işçiler olsun, ister öğrenciler, barış yanlıları ya da azınlık grupları olsun- gösteriler planlayabilirler. Bu onları “suçlu” değil, sadece “planlı” yapar.

\

O yüzden bu ülkelerde, emniyet güçleri “Londra’da bir takım marjinal gruplar 31 Ekim’deki Halloween’i ya da 5 Kasım’daki Guy Fawkes Gecesi’ni fırsat bilip bir takım provokasyonlara girişecekler” diye açıklama yapmaz. “Yüzlerini maskelerle gizleyerek ateşler yakacaklar, buna müsaade etmeyiz” diyerek insanları canından bezdirecek “önlemler” almaz. Wembley’de olimpik atraksiyonlara da girişilmez.

Ama şiddete başvurmayan, barışçıl gösteri hakkını ve bu hakkın kullanımını zâfiyet ya da bir tür tehdit olarak görüyorsanız, buradan mesela hep beraber Scotland Yard’ı uyaralım: Aziz Britanyalı emniyet mensupları, Britanya’da “ekimde gösteriler planlanıyor!” Arkasında kimler olduğunu da gayet iyi biliyoruz, bunlar Britanya’nın pek çok noktasında ekimde bazı gösteriler planlıyorlar!

Sırf benim bildiğim, 70 şubesinin özelleştirilme kararını protesto edecek 4 bin “Posta İdaresi” çalışanı ekim ayında greve gidip gösteri yapıyor olacak! Aman deyim, Trafalgar Square’e falan dikkat! Plancıların gösteri ajandalarına henüz erişemedim, ama Londra’da eminim kasımda da, hatta aralıkta da bir takım gösteriler olabilir. Olabilir çünkü siz İngilizler hem demokratik bir kültür inşa etmeyi becermiş yapıdasınız, hem de planlısınız! Aman deyim!

\

Komşu Yunanistan’ı da uyaralım sırası gelmişken. Muhtemelen orada da “ekimde gösteriler planlanıyor”. Müzisyen Pavlov Fissas’ın aşırı sağcı Altın Şafak partisinin bir üyesince öldürülmesi üzerine eylülde başlayan gösteriler muhtemelen ekimde de devam edecek. Hatta belki hükümet ekimde bu göstericilerin sesine kulak verecek. Ve ölümle sonuçlanan şiddet eylemleri yüzünden halkta öfke patlamasına sebep olan Neo-Nazi Altın Şafak Partisi’ni kapatma yoluna gidebilecek. Yani ekonomik sıkıntıya düştü diye makaraya almaktan geri durmadığımız komşu, atacağı adımları göstericilerden öğrenebilecek demokratik olgunluğa sahip olabiliyor. Hem de “milli birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duydukları” şu “hassas” zamanda!

Ancak tabii birilerinin yüreğine su serpecekse, bir başka “malumun ilanını” da yine buradan yapalım: Arkadaşlar, Suudi Arabistan’da ve Katar’da ekimde gösteriler planlanmıyor! Evet yanlış duymadınız, ekimde Suudi Arabistan’da ya da Katar’da herhangi bir gösteri yok. Muhtemelen Kuzey Kore’de de.. Hatta bir “kesin bilgi” daha! Yüksek hoşgörümüzle Suriye sınırımıza yakın Azaz kentinin kontrolünü ele geçirmiş El-Kaide bağlantılı Irak-Şam İslam Devleti’nde de ekimde gösteri olmayacak! Planlanmıyor!

Ben ekimde gösteri planlanan ve planlanmayan diyarları böyle alt alta yazmış oldum. Siz hangisini tercih edeceğinize kendiniz karar verin.

Tabii ekimde ne ekersek yaza onu biçeceğimizi de akılda tutarak!

Twitter: @akdoganozkan

 

Yazarın Diğer Yazıları

İdlib adım adım yeni "Gazze Şeridi" olma yolunda

Ankara bombardımanlardan ötürü İdlib bölgesindeki hanelerini boşaltmak zorunda olan sivillerin ağırlıklı olarak, Suriye’nin kuzeybatısında 2018 yılında gerçekleştirilen Zeytin Dalı Harekâtı akabinde Kürtlerin boşaltmak zorunda kaldığı bölgelerde iskân edilmesini arzuladığı, Suriye ile Rusya’nın da buna pek bir itirazının olmadığı bir dönemden geçiyoruz

Koronavirüs üzerinden ABD – Çin savaşları: Salgının kaynağı ABD olabilir mi, Beyaz Saray’a gönderilen dilekçelerde neler var?

Prosedürlerin yetersiz olduğunun ve mekanik zafiyetlerin bulunduğunun tespit edildiği tesiste ölümcül patojenlerin sızıntısıyla ilgili bir bulguya rastlanmış mıydı?

Suriye ordusunun ilk hedefi Akdeniz

Halep’i Akdeniz kıyısındaki Lazkiye kentine bağlayan M4 karayolu Suriye Savaşı’nın 10. yılına yeniden trafiğe açılma ümidiyle girdi. Rus Askeri Polisi, TSK unsurları ile birlikte karayolu üzerinde sınırlı da olsa devriye görevine başladı