Politika

12 Eylül'de yargılandığı MHP davasından idamını isteyen savcının oğlu için CHP'li olmasına; Yaşar Okuyan'ın 50 yıllık siyasi serüveni

Bir süre önce entübe edilen Yaşar Okuyan, 73 yaşında hayatını kaybetti

26 Aralık 2023 09:30

Türk siyasetine uzun soluklu ve çok partili aktif politika hayatıyla damga vuran Yaşar Okuyan, tedavi gördüğü hastanede 73 yaşında hayatını kaybetti.

AKP'nin tek başına iktidara gelmesinden önce, ANAP hükümetlerinde 1999-2002 yılları arasında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yapan Okuyan, 50 yıllık siyasi kariyere sahipti. Yıllarca Türkiye gündeminde yer edinen Okuyan, 14 Aralık'ta Başkent Üniversitesi Hastanesi'nde yoğun bakıma alınarak entübe edilmişti.

70'li yıllarda MHP'de başlayan politik hayatını, Türkiye'de belki de eşine az rastlanır biçimde MHP, ANAP, DYP, HYP, Vatan Partisi ve CHP dahil olmak üzere 8 farklı partide siyaset yaparak sürdüren Yaşar Okuyan, 12 Eylül 1980 darbesi sonrasında MHP Genel Sekreter Yardımcısıyken idamla yargılanmaktan, bir dönem Vatan Partisi'nde Doğu Perinçek'in Genel Başkan Yardımcılığına ve son olarak CHP üyeliğine kadar uzanan geniş ve uzun soluklu bir hikâyenin aktörüydü.  

MHP ve Ülkücü Kuruluşlar davasında idamla yargılandı

İstanbul'da 1950 yılında başlayan hayatı, İstanbul Özel Gazetecilik Yüksek Okulu'ndan mezun olduktan sonra uzun yıllar çeşitli gazete, dergi ve ajanslarda muhabirlik, foto muhabirlik, köşe yazarlığı, istihbarat müdürlüğü yaparak devam etti; sürekli basın kartı almaya hak kazandı. 

Sene 1972: Yaşar Okuyan, 'MHP'nin Başbuğu' Alpaslan Türkeş'le yaz tatilinde...

70'li yıllarda Hergün gazetesinde köşe yazarlığı ve Ülkücü Gazeteciler Cemiyeti’nin bir dönem başkanlığını yapan Okuyan'ın Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ile olan hikâyesi de böyle başladı. Ülkücü olarak gözünü açtığı politik hayatını aktif siyasette MHP ile devam ettiren Okuyan, 80 darbesinden sonra MHP'nin "Başbuğu" Alparslan Türkeş'in de aralarında bulunduğu 564 sanıklı "MHP ve Ülkücü Kuruluşlar" davasında idamla yargılandı. 

Ankara 1 Numaralı Askeri Mahkemesi'nde görülen davada Okuyan, askeri savcı Nurettin Soyer’in 1981’de hazırladığı 945 sayfalık iddianameye göre, darbeden sonra MHP Genel Merkezi’nde yapılan aramada çalışma masasının çekmecesinde bulunan “Gizlilik, Baskı ve İhanet Üzerine” başlıklı 12 sayfalık bir bildiriyi yazdığı iddiasıyla suçlandı.  

Bildiriye göre, teşkilatın topladığı kurban derilerinin geliriyle o dönem "komando" olarak anılan Ülkücülere silah temin edilmesini organize ettiği ve Ülkücülere cezaevinde ya da gözaltında nasıl davranılması gerektiğini anlatan bir bildiri yazdığı iddia edildi. 

Savcı Soyer'in mahkemede okuduğu bilirkişi raporuna göre, bildiri Okuyan'a ait daktiloda ve onun üslubuyla yazıldı. Kendine yöneltilen suçlamaların yanı sıra Türkeş’in tüm faaliyetlerinde "en yakın adamı" olmakla da suçlandı. 

Bildiri ve davaya dair gazete haberleri 

Duruşmaları Mamak Askeri Cezaevi'nin spor salonunda yapılan ve beş yıl boyunca tam 333 duruşma süren dava nedeniyle üç yıldan fazla cezaevinde kaldı. Bu dönem cezaevinde yapılan ameliyat sonrası kaptığı Hepatit-B virüsü nedeniyle, ilerleyen dönemde karaciğer yetmezliği oluştu ve nakil yapıldı.

MHP'li abiye "komünist" kardeş

Okuyan, 50 yılını adadığı siyasete, iki kardeşi yıllarca küs bırakacak kadar da bağlıydı denebilir. Haziran ayında hayatını kaybeden kardeşi, Türkiye Komünist Partili Arif Ekim (Okuyan), "faşist" bir abi ile aynı isimle anılmamak için soyadını "Ekim" olarak değiştirmiş bir "komünist"ti. Okuyan'ın anlatımına göre, 68 kuşağıyken ikisi de milliyetçiydi ancak Arif Ekim rotayı daha sonra sola kırmıştı. 

İki kardeş ancak yıllar sonra Vatan Partisi kongresinde barıştı. Okuyan ve Ekim, yıllarca "komünist" ve "faşist" olarak ayrıldıkları hikâyede, Doğu Perinçek'in partisinde yeniden bir araya geldi. Abisinin rozetini elleriyle taktığı Arif Ekim bir röportajında, "Abim ile 12 Eylül öncesi ve sonrası farklı noktalarda olsak da kardeşliği içimizde yanardağ gibi hissettik. Dedem, Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi'ndendi. Babam CHP üyesiydi. Ben de CHP bayrağını göndere çok çektim" dedi.

Yaşar Okuyan, Arif Ekim'e rozetini takarken 

ANAP dönemi, bakanlığı ve partiler maratonu

Okuyan, 12 Eylül dönemini geçirdiği cezaevinden çıktıktan sonra ise uğruna idamla yargılandığı davanın yuvası MHP'ye dönmek yerine, aktif siyasette rotasını değiştirerek 1995 yılında Anavatan Partisi'ne (ANAP) katıldı; 20. ve 21. dönemde ANAP'ın Yalova Milletvekilli oldu. Bülent Ecevit'in başbakanlığında kurulan hükümette 1999 yılında göreve geldiği Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nı ise partisi ANAP'ın lideri Mesut Yılmaz'ın yönetim anlayışıyla ters düştükten sonra 2002 yılında bıraktı.

Siyaset arenasında Yalova Milletvekilliği ile 1995'te başlayan parlamento hayatı, 1999'da göreve geldiği bakanlığı 2002 yılında bırakmasıyla da son buldu. 

Yaşar Okuyan Meclis bahçesinde

ANAP'la yollarını ayırdıktan sonra yeniden hikâyesinin başladığı yere; MHP'ye döndü ancak bu dönüş de uzun soluklu olmadı. Önce iki yıl kadar kaldığı MHP'den 2004 yılında ayrılarak Doğru Yol Partisi'ne (DYP) katıldı. Aynı yıl, eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar'ın genel başkanlığındaki DYP'den 28 Mart 2004 yerel seçimlerinde Yalova Belediye Başkan adayı oldu ancak seçilemedi.

Bu kez 28 Şubat sürecinde Hüsamettin Cindoruk, Gökberk Egenekon ve İsmet Sezgin tarafından kurulan olan Demokrat Türkiye Partisi'nin (DTP) başına geçti. Bu geçişlerin hepsi neredeyse bir yıl içinde yaşandı. DTP ise, isminin Mayıs 2005'teki olağan kongrede Hürriyet ve Değişim Partisi (HÜR Parti) olarak değiştirilmesinin ardından 2008 yılında kapatıldı ve Genel Başkan Okuyan'ın kadrosuyla birlikte, Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk'ün kurucusu olduğu Halkın Yükselişi Partisi’ne (HYP) katıldı. Ancak bu hikâye de başladığı gibi aynı yıl sona erdi. 

İdamını isteyen savcının oğlu için CHP'ye geçti

Okuyan'ın aktif siyaseti, İşçi Partisi'nin 15 Şubat 2015 tarihinde yapılan kongresinde kurulan Vatan Partisi'nde Doğu Perinçek'in genel başkan yardımcılığına getirilmesiyle devam etti. Perinçek’in, CHP’nin İyi Parti’ye 15 milletvekili vererek yardım etmesini eleştirmesi üzerine ise görevinden 2018 yılında istifa etti.

Hemen sonra 5 Şubat 2019 tarihinde sürpriz bir şekilde Cumhuriyet Halk Partisi'ne (CHP) üye oldu. Ancak bu geçişin altında yatan neden sıradan bir kulvar değişimi değildi.

Okuyan, Kılıçdaroğlu ile Meclis Grup Toplantısı'ndayken

Okuyan, kendisinin de yargılandığı davada olduğu gibi 12 Eylül dönemi davalarının askeri savcılarından olan Nurettin Soyer'in oğlunun hedef gösterilmesine tepki olarak CHP'ye geçtiğini söyledi. Başka bir ifadeyle; idamını isteyen savcı Nurettin Soyer'e rağmen, oğlu Tunç Soyer'in yanında durdu.

CHP'ye katıldıktan kısa süre sonra Şubat 2019'da Gazete Duvar'da, gazeteci Özlem Akarsu Çelik'e verdiği söyleşide, o dönem İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı olan Tunç Soyer’in, babası üzerinden hedef alınması nedeniyle CHP'ye katılma kararı verdiğini şöyle anlattı:

Bahçeli'ye ateş püskürdü: Biz idamla yargılanırken sen neredeydin?

"Evet, benim CHP’ye giriş nedenim budur! Bakın bu konuyu istismar malzemesi yapmalarının İzmir’de bir tesiri yok ama özellikle İYİ Parti ile ittifakın olduğu Orta Anadolu’da, Karadeniz’de, mesela Erzurum’da eski Ülkücü gelenekten gelenler üzerinde etkisi olur bunun. Yeni yetmeler bilmez! O dönemden MHP Genel Merkezinde 2-3 arkadaş var. Onların dışındakiler de. Bak, Türkeş’i asmaya çalışan bir adamın oğlunu getirdiler' diyecekler. Şimdi çıkmış Devlet Bahçeli, 'Ülkücüleri idamla yargılayan…' diye bağırıyor. Biz idamla yargılanırken sen neredeydin?

Mamak’ta 29 gün Taha Akyol ile hücrede beraberdik. Bir jilet parçası bulsaydım intihar edecektim. Şartlar o kadar fenaydı! Buralardan gelmiş bir adam olarak Tunç Soyer’e babası üzerinden yapılan eleştirilere karşı çıkıyorsam burada başka bir mana var. Babası Nurettin Soyer üzerinden Tunç Soyer’i eleştireceğine, Sayın Devlet Bahçeli’nin yerinde olsam eskileri kurcalamam, giderim Tunç Soyer’i ziyaret ederim, babasının kendisini içeri atmadığından dolayı minnettarlığımı oğluna söylerim."

"Akşener masayı dağıtırsa bedeli olur, elimde belgeleri var" dedi, ihraç edildi

Ancak Okuyan'ın CHP çatısı altındaki siyasi hayatı da yalnızca 4 sene sürdü. Kanal İzmir'e 5 Şubat 2023 tarihinde yaptığı açıklamada, İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener ile ilgili gizli bilgilere sahip olduğunu iddia eden Okuyan, bu bilgileri dosya halinde dönemin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na ilettiğini öne sürerek, "Akşener masayı dağıtır, Kılıçdaroğlu'nun adaylığına terslik yaparsa bunun bir bedeli olur, elimde belgeler ve dosyalar var hepsini açıklarım. Hepsi de İçişleri Bakanlığı dönemine ait belgeler. Konuşturtmasın beni" dedi. 

Kılıçdaroğlu ise, "Sayın Okuyan zaman zaman beni ziyaret ediyor. Eski bir bakan olarak görüşme talebine zamanım uygunsa yanıt veriyorum. Ancak ifade ettiği gibi bana Akşener hakkında gizli bilgi veya da dosya vermiş değil. Kamuoyunun dikkatine sunarım" diyerek iddiaları reddetti.

Kılıçdaroğlu-Okuyan görüşmesi, 21 Şubat 2023

Akşener ile ilgili sözleri tepki çeken Okuyan, 21 Şubat'ta Kılıçdaroğlu ile bir araya geldiğini sosyal medya hesabından duyurarak, "Kılıçdaroğlu ile yarım saati aşan bir süre TBMM'deki CHP Grup odasında görüştük. Deprem ve seçimleri ele aldık" diye yazdı ve görüşmenin fotoğrafını paylaştı. 

CHP'den söz konusu görüşmeyle ilgili herhangi bir açıklama yapılmazken, dönemin İyi Parti İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Grup Başkanvekili İbrahim Özkan, "Bu yalancının Genel Başkanıma iftirası ortada dururken, bu görüntüyü paylaşmasını kabul etmiyorum" diyerek sert tepki gösterdi. İyi Parti İstanbul İl Teşkilatı Kurucu Yönetim Kurulu Üyesi ve İBB Meclis Üyesi Ali Kıdık ise, "Ruhsuz biri ile görüşmek Ruh’a aykırı. Zinhar kabul edilemez" dedi.

TIKLAYIN  - "Gizli Akşener dosyası" iddiasında bulunan Yaşar Okuyan'ın CHP ile ilişiği kesildi

CHP, ertesi gün 22 Şubat'ta Okuyan'ın partiyle ilişiğinin kesildiğini Twitter hesabından duyurdu. Okuyan ise ihracından hasta yatağında bu şekilde bir paylaşımla haber olduğunu söyleyerek, istifa ettiğini açıkladı.

70'li yıllarda başlayan siyaset arenasındaki aktif partili hayatı, 2023 yılında CHP'den ihraç edilmesiyle son buldu. 

"CHP'den ihraç edilmem hususunda hakkımda başlatılmış herhangi bir soruşturma ya da disiplin sürecinden haberim olmadığını, ihraç tüzüğüne uygun bir şekilde değil de tarafıma hiçbir bilgilendirme yapılmaksızın Twitter üzerinden yapılmış bir paylaşımla, hasta yatağımda öğrendiğimi belirtmek isterim. Meseleyi öğrenir öğrenmez tetkiklerimi erteleyerek istifamı vermiş olduğumu da hatırlatır, konu ile ilgili yasal takip hakkımın saklı olduğunu da belirtmek isterim."

Akşener masayı "dağıttı": Telefon mesajlara yetişmiyor, haklı çıktım

Okuyan'ın CHP'den ihracına sebep olan "Akşener masayı dağıtırsa bedeli ağır olur" sözlerinden yalnızca bir ay sonra İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener, 3 Mart krizi olarak Türk siyaset tarihine geçen geceye damga vurarak Altılı Masa'dan kalktı. Akşener'in "masayı dağıtmak" olarak yorumlanan bu hareketinin ardından Independent Türkçe'den Ali Kemal Erdem'e konuşan Okuyan, şunları söyledi:

Altılı Masa

"52 yıllık gazeteciyim. 52 yıldır da siyasi mücadelenin içinden geliyorum. Bu tecrübe demektir. Meral Hanım'ın geçmişini, ne yapabileceğini biliyorum. Yeni değil. Bir sene önce Altılı Masa kurulurken Sayın Kılıçdaroğlu'na arz ettim. 'Bakın burada dikkat edin' dedim. Benim için şaşırtıcı olmadı. Depremden iki gün önce bir mahali televizyonda "O bozacak. Bozmaya kalkma, sokağa çıkamazsın" dedim. Benim içim rahat. İnsanlar daha iyi anladılar bizi.

Ama ben İYİ Parti'nin intihar ettiğini düşünüyorum. Çünkü yüzde 15 civarında olan oyunda CHP sempatizanlarının oyları da var. Ve göreceğiz seçimde en az 5 puana mal olacak. 5 puanı aşağı inecek asgari... Yani bana dünden beri gelen mesajları bir görseniz. Telefon mesajlara yetişmiyor. Haklı çıktım ama buna sevinmiyorum, Meral Akşener'i tanıdığım için.

TIKLAYIN - Yaşar Okuyan: CHP'ye ve Kılıçdaroğlu'na oy vermeyeceğim

Okuyan, nisan ayında verdiği bir demeçte ise Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilleri seçimde CHP'ye tavır koyarak, "Masadaki tantanalar sonrası ciddi bir umutsuzluk doğdu. Bunlar nasıl iktidar olacak? Ben Kemal Kılıçdaroğlu'na da CHP'ye de oy vermeyeceğim" dedi. AKP'den eski Adalet Bakanı olan DEVA Partili Sadullah Ergin'in adaylığı sonrası CHP'nin Çankaya'daki oylarının düşeceğini de öne sürdü.

"Türkeş’in mektubu var bende; Bahçeli MİT mensubu, MİT'ten 'temiz kâğıdı' aldı"

Katıldığı her partide anlaşmazlıkları, polemikleri ve çeşitli iddialarıyla büyük ayrılıklar yaşayan Okuyan, yalnızca kendisi gibi eski MHP'li Akşener'e değil; Alparslan Türkeş'ten sonra partinin başına geçen Devlet Bahçeli ile ilgili de çeşitli iddialar ortaya attı.

Bahçeli'ye kızgınlığını her fırsatta, "Biz idamla yargılanırken neredeydi?" sözleriyle anlatırken, aslında sitem dile getirmek yerine soru işaretleri bırakmayı istedi. 

Gazeteci Hakan Aygün'ün 2020 yılında YouTube üzerinden yayınladığı programda, Bahçeli'nin "MİT mensubu olduğunu" iddia etti. Okuyan, bu iddiasını anlatmaya başlarken Bahçeli'yi çok eskiden tanıdığını söyleyerek, "Devlet Bahçeli denen şahsı ben 40 küsur yıldır tanırım. Devlet Bahçeli daha yoktu. CKMP vardı, Rahmetli Türkeş’le biz oradan beri birlikte geldik. Devlet Bahçeli Gazi Üniversitesi’nde bir asistandı küçümsemiyorum ama vazifeliydi" dedi.

Alparslan Türkeş ile Yaşar Okuyan

Aygün'ün “MİT’ten mi?” sorusuna “MİT’ten ve devamında" yanıtını veren Okuyan, iddialarını şöyle sürdürdü:

"Devlet Bahçeli hep görevlidir, altını çiziyorum. Zaten MİT’le ilişkisi, rahmetli Türkeş’in mektubu var bende. İsteyenler girsinler Alparslan Türkeş’in el yazısı mektup 'Devlet Bahçeli MİT ajanı diye' görürler. Benzeri bir mektubu şu anda sağ olan bir arkadaşımıza da göndermişler. Daha sonraki olaylar var. Mesela 564 sanıklı MHP ve Ülkücü Kuruluşlar davası oldu. Gece duvara MHP yazanı bile getirdiler attılar. 220’si idamdan yargılandı. Hepsi var. Onun içinde Devlet Bahçeli yok.

Bir örnek daha vereyim. Yıl 1978, Kahramanmaraş katliamı olmuş. Bütün Türkiye’de sıkıyönetim ilan edilmiş. Bütün illerin girişi çıkışı kontrol ediliyor. Devlet Bahçeli’nin yanına arkadaşlar geliyor, isimleri belli, öğrenciler. Bunun da beyaz bir Toros arabası var. Hepsi belgeli, dosyası var bende. Gelirken yolda bir saat kontrol yapılmıyor. Araba durduruluyor. İçindeki 3 kişiyi indiriyorlar arıyorlar. Bagajı açıyorlar portakal sandıkları arasında 2 tane kalaşnikof ve 702 mermi. Bunları toparlıyorlar. Doğru sıkıyönetim komutanlığına. Arabanın ruhsatında Devlet Bahçeli yazıyor. Karakola bile çağırmıyorlar, sıkıyönetim var. İki tane kalaşnikof ve 702 mermiyle yakalanana arabanın sahibini karakola bile çağırmıyorlar. O çocukları yargılıyorlar atıyorlar içeri."




Hakan Aygün'ün "Sayın Bahçeli, MİT'e çalışma konusunu yalanlamadı değil mi?" sorusuna ise, "O da ilginç. 10 sene önceki büyük bir kongre sırasında MHP’de bu MİT ajanlığı ciddi bir tartışma konusu oldu. Avukatına MİT’e yazı yazdırdı, resmi bir yazı. MİT'ten temiz kâğıdı aldı. MİT diyor ki 'Bizim kayıtlarımızda Devlet Bahçeli isimli şahıs çalışır gözükmemiştir" yanıtı verdi.

TIKLAYIN - Eski MHP'li Yaşar Okuyan'dan Devlet Bahçeli iddiası: O hep görevlidir

Çözüm süreci çıkışı: Türkeş sağ olsaydı sizin ananızı bellerdi

Siyaset sahnesinde değişen kulvarları, girdiği gibi ayrıldığı partileri, kamuoyunda yankı uyandıran çeşitli iddiaları ile hep gündem olan Okuyan, Cumhuriyet Mitingleri'ne de katıldı, hatta çözüm sürecine dahi alternatif oluşturdu. Hafızalardan silinmeyen sözlerinden biri de yine çözüm sürecine ait.

Çözüm süreci kapsamında hükümetin 2013 yılında oluşturduğu "Akil İnsan Heyeti"ne alternatif olarak "Akıllı Adamlar" oluşumu içinde olduklarını söyleyen Okuyan, "Bizler de akıllı adamlar olarak 40-50 kişilik grupla Anadolu'ya dağılacağız. Hakkâri, Van, Diyarbakır, Batman, Mardin'e de gideceğiz. Akıllı adamım ben. Onlar akil, biz akıllıyız. Hedef aldığımız 51 il var. İnsanlar bu süreci bir de bizden dinleyecek" dedi.

Hükümetin barış süreci için Alparslan Türkeş'i referans göstermesi ve yaşasaydı sürece destek vereceğine dair iddiasına ise sinkaflı sözlerle yanıt verdi: "'Türkeş sağ olsaydı' diyorlar. Bülent Arınç da söylüyor, Egemen Bağış da söylüyor. 'E ne olurdu yaşasaydı?' Sanki Türkeş'i çok tanıyorlar da. 'Sürece destek verirdi' diyorlar. Bre gafiller. Ben Türkeş'le 14 yaşımda tanıştım. Türkeş bugün sağ olsaydı sizin ananızı bellerdi. O bugün sağ olsaydı siz görürdünüz o çözüm sürecini."

"Adnan Oktar operasyonunu örgüte sızdıran bakan" iddiası

Okuyan'ın adı son dönemde bu kez Adnan Oktar davasıyla gündeme geldi. 2017-2018 yıllarında Adnan Oktar grubuna yönelik operasyonu yöneten dönemin Mali Şube Müdürü Furkan Sezer, ekim ayında katıldığı Sözcü TV'den İpek Özbey'in programında, “Bu örgütün çok ciddi bir operasyon refleksi var, takip etmek için kullanıyorlar. Dosyada var, eski bir Çalışma Bakanı’nın örgüte, 'Adliyede sizinle ilgili bir hazırlık süreci var, süreç yürüyor, dikkatli olun, Hocamızı uyarın' diye bilgi verdiğini biliyoruz" dedi.

Gazeteci Saygı Öztürk ise 5 Ekim'de Sözcü TV'deki yayında, Sezer'in "operasyonu örgüte sızdıran eski bakan" dediği kişinin Yaşar Okuyan olduğunu iddia ederken, "Okuyan'ın bu gruplarla bir iş birliği, gönül birliği içerisinde olacağı asla aklıma gelmez" dedi.

TIKLAYIN - Saygı Öztürk açıkladı: Dönemin Mali Şube Müdürü Furkan Sezer'in kastettiği 'bilgi sızdıran bakan' Yaşar Okuyan




Okuyan: Buna da mı beni kattılar, bir bu eksikti

Okuyan'ın “Bunlarla ilgili soruşturmalar olduğunu herkes biliyordu. Ben de kendilerini yanlış bir şey yapmayın diye uyardım” dediğini söyleyen Öztürk, yaptıkları görüşmeyi ise şöyle aktardı:

“İsmi geçtiği için Yaşar Okuyan’ı aradım. Okuyan bugün önemli bir yerdeydi. Meslektaşımız Merdan Yanardağ'ın duruşması için İstanbul'a gitmişti. Kendisine söyledim, 'Buna da mı beni kattılar. Bir bu eksikti' dedi. 'Ben bunların televizyonlarına birkaç kez röportaja çıktım. Bir kere de iftarına gittim. Onların dışında bunlarla bir bağlantım yok. Ancak bunlarla ilgili soruşturmalar olduğunu herkes biliyordu. Ben de kendilerini yanlış bir şey yapmayın diye dostça uyardım. Yanlış yapmamaları için uyardım' dedi. Ama bu kayıtlara giriyor, kayıtlara girdiği için de dosyanın içerisinde Yaşar Okuyan da var. Furkan Sezer'in söylediği isim Yaşar Okuyan.”

Kızı entübe edildiğini duyurdu

Bir süredir sessizliğini koruyan Okuyan, 14 Aralık günü iç kanama geçirerek yoğun bakıma alındı. Kızı Ülkü Okuyan,  babasının durumunun kritik olduğunu duyurarak, "Babam Yaşar Okuyan, tedavi gördüğü Başkent Üniversitesi Hastanesi’nde, dün sabah geçirdiği iç kanama sonrası müdahale edilerek yoğun bakıma alınmış ve entübe edilmiştir. Durumu maalesef kritik olup, sağlığı ile ilgili gelişmeler olduğunda sizlerle paylaşacağız" açıklaması yaptı.

50 yıllık siyasi hayatıyla Türkiye kamuoyunun her dönem gündeminde olan Okuyan, 26 Aralık günü tedavi gördüğü hastanede 73 yaşında hayata veda etti.