Kültür-Sanat

Özgürleşen Seyirci: Emek Sineması Mücadelesi’ belgeselinin Türkiye galası bugün

Emek Sineması mücadelesi, İstanbul’un tüm tarihi dokusunu koruma adına verilen mücadelenin bir simgesi olmuştu

09 Aralık 2016 15:15

Kamuoyunun tepkisine karşın 2013’te yıkılarak yerine AVM yapılan Tarihi Emek Sineması’nın mücadelesini anlatan  belgeselin, Türkiye galası bugün yapılacak. 'Emek Bizim İstanbul Bizim' inisiyatifinin kolektif olarak hazırladığı 43 dakikalık belgesel, 'Özgürleşen Seyirci: Emek Sineması Mücadelesi' adını taşıyor.

Emek Sineması terk edilmiş haliyle, yıktırılmaya çalışıldığı haliyle bile inanılmaz bir şey başarı sağladığını söyleyen Emek Bizim İstanbul Bizim inisiyatifinden Fırat Yücel ile Begüm Özden Fırat, Emek mücadelesi için "Sinemanın kendisi kurtulamasa da insanları yan yana getirdi, yeni bir kamusallık ve iştirakçilik tartışmasının tohumlarını attı. “Kamu biziz” cümlesinin geniş kitleler tarafından sahiplenilmesini sağladı." dedi.

“Özgürleşen Seyirci: Emek Sineması Mücadelesi” belgeselinin Türkiye galası bugün saat 20.00’de Şişli Belediyesi Cemil Candaş Kent Kültür Merkezi’nde yapılacak. Gösterim herkese açık ve ücretsiz olacak.

Emek Bizim İstanbul Bizim inisiyatifinin prodüksiyonu olan belgeseli ve Emek mücadelesini, inisiyatiften Fırat Yücel ile Begüm Özden Fırat ile konuşan Cumhuriyet'ten Ceren Çıplak'ın, 9 Aralık 2016 tarihli söyleşisi şöyle:

- Projeye biraz kültür sanat sosu katarak “AVM değil, pasaj” dediler. Emek için de “Yıkmıyoruz, taşıyoruz” diyerek kamuyu ikna etmeye çalıştılar. Emek mücadelesi sermayenin bu iki ‘slogan’ı ile başladı aslında....

Begüm Özden Fırat: Bu da bence müthiş bir ironi. Mekânın kendi yok ettikleri anlamını şimdi tekrar kurmaya çalışıyorlar ve mekânın rantını yeni bir kültür sanat mecrası olma iddiasıyla sunuyorlar. Fakat biz bunun boş bir iddia olduğunun farkındayız.

Fırat Yücel: Projeyi toplumsal faktörleri, kullanıcıların, izleyicilerin fikirlerini tamamen hiçe sayan bir mantıkla geliştirdiler. Belki alıştığımız iktidar mantığıyla hep yaptıkları gibi sadece yıksalardı, yerine bir kopya salon yapacaklarını iddia etmeselerdi daha az tepki toplayabilirlerdi.

- Neden?

F.Y: Çünkü kopyasını yapmak demek Emek Sineması’nı bulunduğu yerde, ortak inisiyatifle kullanmak isteyen toplum iradesini hiçe saymak demek. Anısını sahiplenmeye cüret etmek demek. Anısını sahiplenmek ve üzerinden kâr elde etmek, daha sonra orayı kullanacak insanların da aynı suça iştirak etmeleri demek. Girişinde mumya müzesi olan bir alışveriş merkezinin tepesinde mumyalanmış bir anıya hele de gerçeğini korumanın mümkün olduğunu bildiğimiz için sahip çıkmamız mümkün değil.

- Bir de mücadeleyi sadece bir sinema aşkı olduğunu zannettiler çünkü sıklıkla “10 tane sinema salonumuz var” diyorlardı. Halbuki mesele sadece sinema mıydı?

B. F: “Emek’in kapısı sokağa açılır” sloganlarımızdan biriydi ve bu slogan sokak ile sinemanın ilişkisine vurgu yapıyordu. Aynı zamanda mücadelemiz sokağa ait mekânların kullanıcısının biz olduğuna işaret ediyordu. Diğer yandan Emek mücadelesi sadece bir sinema salonu için verilen bir mücadele değildi. Bütün yaşam alanlarımız için verdiğimiz mücadelelerin sembolü haline gelmiş bir mekândı.

- Peki, Emek mücadelesinin kazanımı ne oldu?

B.F: Emek Sineması terk edilmiş haliyle, yıktırılmaya çalışıldığı haliyle bile inanılmaz bir şey başardı. Sinemanın kendisi kurtulamasa da insanları yan yana getirdi, yeni bir kamusallık ve iştirakçilik tartışmasının tohumlarını attı. “Kamu biziz” cümlesinin geniş kitleler tarafından sahiplenilmesini sağladı. Biz orada bir şey öğrendik. Kamu dediğimiz şeyi farklılıklarıyla ancak birbirine bakarak oluşturabilirdik.

- Belgeselin kurgusunu yaparken ve izlerken yeniden neler gördünüz?

F.Y: Örneğin farklı farklı mücadele ve örgütlenme kültüründen gelen insanların nasıl yan yana geldiklerini hatırladık izlerken. Gezi sonrasında daha da çok vurgu yapılmış olan farklı mücadelelerin yan yanalığının, ekolojik suçlarla kent suçlarının birlikte düşünülmesi gerektiğine dair sözlerin Emek Sineması önünde yapılan forumlarda oldukça erken tarihlerde dile getirildiğini fark ettik. Keşke daha da fazla forum yapsaymışız orada.

 

"Emek bir ucuyla Gezi’ye bağlanıyor"

 

- Gezi Direnişi’nin başlangıcı Emek midir?

B.F: Gezi’ye açılan birçok başka politik mücadeleyle birlikte evet, Emek Sineması savunusunun da böyle bir özelliği var. Belgesel, Emek Sineması mücadelesinin bir ucunun Gezi’ye doğru gittiğini imliyor. Bu bugünden baktığımızda sloganların devamlılığında, işgal ve forumlarda görüyoruz. 2010’da atılmaya başlanan “Bu daha başlangıç” Paris 68’in sloganıdır. Emek mücadelesi sırasında bir dizi tesadüfler silsilesi sonucunda biz onu tercüme ettik ve tam olarak neyin başladığını çok bilmesek de upuygun düştü. Şimdi daha iyi anlamlandırabiliyoruz, bizler her daim mücadelelerin, ilişkilerin ortasından başlıyoruz. Emek, bir ucuyla Gezi’ye, öncesinde de Paris 68’e bağlanıyor. Ezilenlerin tarihi egemenlerinki gibi çizgisel ilerlemiyor. Mekân ve coğrafyalar arasında sıçrayarak birikiyor. Her zaman ortadan başlıyorsak, demek ki her zaman başlanabilir, her yerden başlanabilir.

- Şimdi mücadelenin ucu nereye evriliyor, nasıl devam edecek?

“Sinema yıkıldı, zaten bu mücadele bitti” diye düşünmüyoruz. Hukuken haklı olduğumuz mahkemelerce tanındığı halde mühürler kırılarak inşaat devam etti ve oldu bittiye getirildi. Şimdi önemli olan bu mekanı kabul etmemek ve boykot etmek.

İlgili Haberler