Politika

Ahmet Hakan'dan Ahmet Altan'a: Kuddusi Okkır’ı öldürdün, Ali Tatar’ı intihar ettirdin; sana özür dileteceğim!

"Daha düne kadar Erdoğan'ın önüne yatıyordun"

12 Mayıs 2016 10:51

Hürriyet yazarı Ahmet Hakan ile Ahmet Altan arasında Ergenekon davası süreci üzerinden bir süredir devam eden tartışma karşılıklı ağır ifadelerle devam ediyor. Bugünkü yazısında "Eline kan bulaştı Ahmet Altan. Hiç laga luga yapma, bu kanı temizleyeceksin" diyen Ahmet Hakan, Taraf gazetesinin genel yayın yönetmenliğini yaptığı dönemde Altan'ın, Fethullah Gülen için bir özür yazısı yazdığını hatırlattı. Altan'ın 17 Mart 2012 tarihli "Kaş göz" başlıklı yazıda, "Ona borçlandım, kabul ederlerse Sırat Köprüsü’nde sırtımda taşırım" sözlerine dikkat çeken Hakan, "Öldürdüğün Kuddusi Okkır’a, intihar ettirdiğin Ali Tatar’a, iftira attığın Nedim Şener ve Ahmet Şık’a, hayatını karattığın Mehmet Ali Çelebi’ye, yapmadığını bırakmadığın Dursun Çiçek’e gelince... Bırak özrü, bırak nedameti, bırak mahcubiyeti, en küçük bir yüz kızarıklığı bile yaşamıyorsun" dedi.

"Ama yağma yok, ahdettim, sana özür dileteceğim" diyen Hakan, "Vizyonuna hayran kaldığı, cesur liderliğine şapka çıkardığı, kalibresine yaltaklandığı, rakipsizliği karşısında önüne yattığı Tayyip Erdoğan için... Bugün ağzını her açtığında 'diktatör', ağzını her kapattığında 'diktatör' diyor" ifadesini kullandı.

Hakan'ın Hürriyet'te "Sırat Köprüsü'nde hamal olacaksın Ahmet Altan" başlığıyla yayımlanan (12 Mayıs 2016) yazısı şöyle:

Eline kan bulaştı Ahmet Altan.

Hiç laga luga yapma, bu kanı temizleyeceksin.

Öyle çok zor da değil bu kanı temizlemek.

Bir küçük özür bile kurtarır.

Aslında sen çok güzel, çok harika, çok yaltaklanarak özür dilersin.

Hatırlıyor musun?

Hükümet ile Cemaat’in bu ülkeye ortaklaşa egemen olduğu günlerde Fethullah Gülen’le ilgili yaptığın küçücük, minicik ve önemsiz bir hata nedeniyle nasıl da yaltaklanarak, nasıl da bin bir temennayla özürler dilemiştin.

Fethullah Gülen’den özür dilerken şunları yazmıştın:

Kaş yaparken gözü lobuyla beraber çıkarıp aldım. Mahcup oldum ki mahcubiyet çok harika bir duygu değildir.

Bu hatadan dolayı kendisine borçlandım. Bu dünyada ödeyebileceğim kefaret özür dilemek.

Ama ahirette ayrı ayrı bölümlerde ikamet edecek olsak da ben kendisini kabul ederlerse Sırat Köprüsü’nde sırtımda taşırım. Umarım böylece ödeşiriz.

Küçücük, minicik ve önemsiz bir hata için bile dilediğin şu özre bak!

“Aman Hocam, gel seni Sırat Köprüsü’nde sırtımda taşıyayım” demeler...“

Yaman Hocam, bilmem beni affedebilecek misin” diye yaltaklanmalar...

Fethullah Gülen’i sırtına alıp Sırat Köprüsü’nde taşıyacağını söyleyen sen, sıra öldürdüğün Kuddusi Okkır’a, intihar ettirdiğin Ali Tatar’a, iftira attığın Nedim Şener ve Ahmet Şık’a, hayatını karattığın Mehmet Ali Çelebi’ye, yapmadığını bırakmadığın Dursun Çiçek’e gelince...

Bırak özrü, bırak nedameti, bırak mahcubiyeti, en küçük bir yüz kızarıklığı bile yaşamıyorsun.

Çünkü biliyorsun ki...

Eğer yüzünü azıcık da olsa kızartırsan... 

Günah defterinin açılması kaçınılmaz olacak.

Çirkefleşerek, adileşerek, müptezelleşerek, seviyesizleşerek ve bana saldırarak durumu geçiştirmeye çalışmanın tek makul açıklaması bu.

Ama yağma yok! 

Ahdettim!

Sana özür dileteceğim.

Belki Fethullah Gülen’den özür dilerken yaltaklandığın gibi yaltaklanmanı sağlayamamam.

Ama hiç değilse bir kuru özrünü alacağım senin.

Hiç kurtuluşun yok.

 

"Başbakan adayları bile
böyle yalakalık yapamaz"

 

Ahmet Altan’ın yaptığı Tayyip Erdoğan yalakalığının daha mürekkebi bile kurumadı.

Taraf gazetesinde yazdığı başyazılarda Tayyip Erdoğan’a öyle vıcık vıcık yalakalıklar yapıyordu ki...

Bugün Ahmet Davutoğlu’nun yerine başbakan olmak isteyenler bile böyle yalakalık yapmayı beceremezler.

İşte Ahmet Altan’ın Tayyip Erdoğan’a yaptığı yalakalıklardan bir demet:

Başkasını bilmem ama ben Tayyip Erdoğan’ın müthiş girişimini, olağanüstü cesur liderliğini, vizyonunu hayranlıkla selamlayıp bütün gücümle destekliyorum.

Tayyip Erdoğan, ona her zaman yakıştığını düşündüğüm biçimde şövalyece davrandı ve bize çok önemli bir gerçeği gösterdi.

Eğer bu ülkede küçük bir çocuğun başı derde girerse, bu ülkede o çocuğun yardımına koşacak bir başbakan var. Bu benim için de ülke için de çok büyük güvence.

Tayyip Erdoğan sadece Türkiye’deki savaşı durdurmadı, Davutoğlu’nun da büyük katkılarıyla bütün bölgeye barış getirecek açılımlar yaptı.

Tayyip Erdoğan’ın kalibresine sahip kim var bu ülkede? Onun cesaretine ve vizyonuna sahip kim var? Kimse yok. Erdoğan, Türkiye’de rakipsiz...

Düne kadar bunları yazan Ahmet Altan, bugün tam tersi şeyler yazıyor.

Daha düne kadar... 

Vizyonuna hayran kaldığı, cesur liderliğine şapka çıkardığı, kalibresine yaltaklandığı, rakipsizliği karşısında önüne yattığı Tayyip Erdoğan için... 

Bugün ağzını her açtığında “diktatör”, ağzını her kapattığında “diktatör” diyor.

Ve bu denli yanıldığı, bu denli öngörüsüz olduğu, bu denli avanak olduğu, bu denli isabetsiz teşhislerde bulunduğu, bu denli muazzam bir batış yaşadığı halde...

Bugün hâlâ çıkıp üst perdeden yazılar yazarak...

Tayyip Erdoğan’a karşı nasıl mücadele etmemiz gerektiği konusunda hepimize akıl vermeye kalkışıyor.

Ve hiç kimse de kendisine “Hadi oradan be, dünün yalakası” demiyor.

Ki işte bu yüzden bu ülkede Ahmet Altan hâlâ adamdan ve aydından sayılıyor.


Yazının tamamı için tıklayın

İlgili Haberler