Gündem

Abdülkadir Selvi: Bakanlar istifalarını Başbakan'a sözlü olarak iletti

Yeni Şafak gazetesi Ankara Temsilcisi Abdülkadir Selvi, Ankara kulislerinde üç bakanın istifasını sözlü olarak Erdoğan'a ilettiğini yazdı

19 Aralık 2013 12:14

Yeni Şafak gazetesi Ankara Temsilcisi Abdülkadir Selvi, yolsuzluk ve rüşvet operasyonu kapsamında oğulları gözaltına alınan üç bakanın (İçişleri Bakanı Muammer Güler, Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan) Başbakan Erdoğan 'a sözlü olarak istifalarını ilettiklerini yazdı. Selvi, "Ankara kulislerinde cevabı en çok aranan soru, çocukları gözaltına alınan Bakanların durumuydu. Bu bakanların Başbakan'a sözlü olarak istifalarını sunduğu söyleniyor" dedi.

Abdulkadir Selvi'nin Yeni Şafak'ta "Başbakan'ın Başkanlığı'nda alınan kritik karar" başlığıyla yayımlanan (19 Aralık 2013) yazısı şöyle:

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın açıklamalarını Meclis'te AK Parti milletvekilleriyle birlikte izledim.

Böylece aynı zamanda AK Parti milletvekillerinin nabzını tutma imkanım oldu.

Arınç'ın açıklaması yaklaşırken iktidar kulisinde TV ekranlarının hemen karşısına koltuklar çekilip, küçük çaplı bir tribün oluşturulmaya başlandı.

Ne zaman ki Bülent Arınç ekranda gözüktü, milletvekilleri kulisteki üç TV ekranının başına toplandılar.

Muhalefet kulisinde de 2 ekran vardı, milletvekilleri ekranın başına toplanmış, açıklamayı takip ediyorlardı.

Hükümetin nasıl bir yol izleyeceği merak ediliyordu.

Bülent Arınç dedi ki, 'Hükümetin yolsuzluklardan yana tavır almasını kimse beklemesin. Bir yolsuzluk varsa yargı bunun kökünü kazımalıdır'

Bu duruş milletvekillerini rahatlattı.

Bülent Arınç, 'Nereye kadar gidiyorsa oraya kadar gidilmelidir' deyince moralleri yerine geldi.

'Adımız ak, alnımız ak' yorumları yapılmaya başlandı.

Başbakan Erdoğan'ın başkanlığında yapılan toplantıda çok isabetli kararlar alındı.

Adı 'Ak' olan parti, kendi geçmişine ters düşmedi. Bu açıdan tutarlı davrandı.

ANAP'ın ilk dönemiydi. İsmail Özdağlar'ın rüşvet alacağı haberi Özal'ın kulağına gelmişti. En yakın adamı olan Adnan Kahveci'yi görevlendirdi. Kahveci, rüşvet ilişkisini tespit etti. Özal yakasından tuttuğu gibi bakanını Yüce Divan'a teslim etti.

Millet, 'helal olsun Özal'a yolsuzluk yapan bakanı dahi olsa gözünün yaşına bakmadı' dedi, alkışladı.

Aynı Özal daha sonra papatyalar ve ayyuka çıkan yolsuzluklar konusunda aynı basireti gösteremedi.

Aynı millet bu kez ANAP'ı siyaset mezarlığına gönderdi.

Özdağlar olayı ile bugünkü operasyon arasında bir benzerlik yok ama kıssadan hisse...

Bülent Arınç'ın açıklaması 3 bölümden oluşuyordu. İkinci bölümünde ise operasyonun siyasi boyutu vardı.

Bülent Arınç çok net ifadelerle, 'Çok planlı psikolojik bir operasyonla karşı karşıya olduğumuz söylenebilir' dedi.

Başbakan'da, 'Buradaki mühendislik yolsuzlukla değil siyasi mühendisliktir' sözleriyle bunu ortaya koydu.

4 bakanın isminin geçtiği, emniyet ve yargıdaki amirlerin devre dışı bırakıldığı bir operasyon yapacaksınız, bunun siyasi bir sonucu olmayacak?

Mümkün mü?

AK Parti üç operasyonla büyük bir travma yaşadı.

1- 7 Şubat MİT operasyonu. Başbakan Erdoğan'ın, 'Hedef bendim. Beni de alacaklardı' dediği operasyon.

2- Uludere

3- İstanbul operasyonu.

Bülent Arınç'ın, '1989'da ANAP'a yapılanlar bugün bize yapılmak isteniyor' demesinin bir nedeni var.

Özal, 1989 yerel seçimlerine, belediyelerde yolsuzluklara bulaşmış bir ANAP imajıyla girdi. Yüzde 32'den, 21.75'e çakıldı.

1989 yerel seçimleri ile 2014 yerel seçimleri arasında çok önemli benzerlikler var.

Bunlar;

1-Cumhurbaşkanlığı seçimi.

89 yerel seçimlerinden yıpranarak çıkan Özal, son bir hamle ile kendini Çankaya'ya attı. Ama kendisinden sonraki ANAP'ı ve Türkiye'yi dizayn edemedi. Çankaya'ya, dişleri, tırnakları sökmüş, partisini Mesut Yılmaz'a kaptırmış bir lider olarak çıktı.

Benzer operasyon Erdoğan'a yapılıyor.

Gülen hareketi destekli bu operasyonların tek hedefi var. Cumhurbaşkanlığı seçimi ve Erdoğan'sız AK Parti...

Dershaneler olarak başlayan giderek çirkinleşen operasyonun arkasındaki fotoğraf netleşiyor.

İstanbul operasyonuyla birlikte Gülen hareketi ikiye ayrılmaya başlandı:

1-Hizmet

2-Örgüt

Gülen hareketine bakış açısında dün bir dönüm noktası oldu ve iktidar, savunmadan mücadeleye geçti.

Başbakan ilk kez,'Devlet içindeki devlet olan bu örgütlenmeyi kesinlikle meydana çıkaracağız' dedi. Yetinmedi.' Babamızın oğlu olsa dinlemeyiz' diye ekleme gereği duydu.

Hocafendiye,'Türkiye'ye dön' diyen Erdoğan bugün devlet içindeki örgütlenme ile mücadele etmekten söz ediyorsa, cemaatin şapkayı önüne koyup düşünmesi gerekiyor.

Bülent Arınç'ın, 'Devlet içinde kümelenmiş bir örgüt söz konusuysa bunu bulup ortaya çıkarmak boynumuzun borcudur' sözleri bir kırılma noktasını işaret ediyor.

Bu ne demek? Son operasyonlar, adı Gülen hareketi olan ama devlet içinde bir cunta gibi hareket eden bir yapılanmanın varlığını net bir şekilde ortaya koydu.

Birim amirlerini devre dışı bırakan, kendi bakanına, Başbakanına karşı operasyon yapan bir cunta.

AK Parti hizmetle, örgütü ayırıyor. Hizmete hürmet, örgüte operasyon...

Bu arada Ankara kulislerinde cevabı en çok aranan soru, çocukları gözaltına alınan Bakanların durumuydu?

Bu bakanların Başbakan'a sözlü olarak istifalarını sunduğu söyleniyor.

Belediye Başkanlığına aday olan bakanlar nedeniyle kabine değişikliği yapılacak. Bütçenin bitmesi bekleniyor. Cuma günü bütçe bitiyor. Cuma gününden sonra kabine değişiyor.

Sadece aday olan 3 bakanla birlikte, sözlü olarak istifasını veren 4 bakan mı değişecek?

Başbakan büyük bir mücadeleye giriyor. Sanıyorum yeni süreç kabine değişikliğine de yansıyacak.

Kulislerdeki beklendi kabine değişikliğinin 9-12 arasında olacağı yönünde.

Ama sadece 7 bakan değişecek diyenler de var.

İlgili Haberler