30 Mayıs 2019

Önce “yalan” şimdi "iftira”: Boşa kürek çekmek

Provokatif sorular, yalanlar, iftiralar, İmamoğlu’nu yıpratmaya yönelik “bindirilmiş kıtalar” hiç bir işe yaramıyor

“Mecburdum, sesimi duyurmak için ‘çaldılar’ dedim”.

Altı kelimelik bir cümlede “üç itiraf” yatıyor, üç itirafın sonucunda ortaya “bir yalan” çıkıyor.

Bu cümle 65 yaşında, Meclis Başkanlığı, Başbakanlık, yıllarca Bakanlık yapmış, bir ara İzmir’den Büyükşehir Belediye Başkanı olmuş ve kaybetmiş, 31 Mart’ta bu sefer İstanbul’da kaybetmiş, 6 Mayıs YSK Darbesiyle yeniden arz-ı endam etmiş Binali Yıldırım’a ait, onun itirafları.

Binali Bey iki gün önce FOX TV’de İsmail Küçükkaya’nın programına çıkıyor. Önce şu zorunlu tespiti aktarmak gerek:

“FOX TV şu anda tüm kanallar içinde en gerçekçi yayını yapan bir kaç kanaldan biri, AKP’lilerin hiç hoşlanmadığı bir kanal, çünkü doğruları yayınlıyor. Her türlü soru ve bu arada hiç hoşlanmayacakları sorularla karşılaşmak korkusuyla AKP’liler çok büyük çoğunlukla FOX TV’ye çıkmıyor”.

Peki, nasıl oluyor da, Binali Bey FOX TV’ye çıkıyor?..

Paçası çok sıkıştığı için.

Ne olursa olsun, en çok izlenen bir kanalda boy göstermek için!..

 

Vay vay vay

 

Çıkıyor ama, derler ya, “Allah söyletiyor” diye...

Binali Bey bir soru üzerine “mecburdum, sesimi duyurmak için, çaldılar, dedim” diyor.

Bu altı kelimelik cümleye bakıldığında:

1-“Mecburdum” derken, ya kendisi ya abisi ya da onu yönlendiren iletişim ekibi ya da hep birlikte onun Ekrem İmamoğlu karşısında düştüğü yenilgiyi üzerinden atamıyor, zorlandığını “itiraf” ediyor.

2-“Sesimi duyurmak için” derken, müthiş bir gerçeği açıklamış oluyor. Medyanın yüzde 90’ı onların elinde, yine de “sesimi duyurmak için” diyor. Demek, medyanın yüzde 90’ı halkın büyük kesiminin artık umurunda değil. Yüzde 90’a rağmen, kimsenin onun sesini duymadığını “itiraf” ediyor. Kimsenin takmadığı bir aday olduğunu bizzat kendisi ilan ediyor.

3-“Çaldılar dedim” sözü bu cümledeki üçüncü “itiraf”. Demek ki, oy çalan filan yok.

Dolayısıyla:

Üç itiraf içeren cümle bir yalanı açığa çıkarıyor, demek ki, “oy çalma” tam bir yalan propagandası.

Bu “itirafına” rağmen, Binali Bey her fırsatta “oy çaldılar” demeye hala devam ediyor.

 

İftira balonu patladı

 

AKP cenahında “yalan makinesi” çalışırken, aynı cenah şimdi yeni bir propagandaya başvuruyor.

Sözüm ona, “Ekrem İmamoğlu’nu yıpratmak” amacıyla, “oy çaldılar” yalanı şimdi “farklı iftiralara” dönüşüyor. Örneğin, “Ekrem İmamoğlu bir çocuğu tokatladı” diyebiliyorlar. Hatta, bu palavraya İçişleri Bakanı bile katılıyor.

Olayın özü şu:

İmamoğlu esnafla sohbet ederken, belli ki, bir AKP militanı, belki de görevlendirilmiş, İmamoğlu’na nezaket dışı sataşıyor, İmamoğlu da o kişinin yanağını okşayarak, ona gerçeği anlatmaya çalışıyor.

“Yanak okşama” AKP medyasında ve hatta İçişleri Bakanında bile, “çocuk tokatladı” kampanyasına dönüşüyor.

O sahneler, diyaloglar ve görüntüler eşliğinde, hiç bir kesinti ve montaj olmadan orijinal haliyle sosyal medyada yayınlanıyor, iftira balonu patlıyor.

 

AKP’lilerin isyanı

 

Gerek TV’lerde, gerek bazı köşelerde, gerek sosyal medyada eski AKP milletvekilleri ile tescilli AKP yazarları ve yandaşları günlerdir aynı uyarıda bulunuyor, hatta isyan ediyor:

-“Zulüm ve iftira ile bir yere varılmaz”.

-“Gereksiz saldırılarla İmamoğlu’na mağduriyet algısına hizmet ediyorsunuz”.

Ancak, AKP’de “kaybetme telaşı” öyle tavan yapmış bulunuyor ki, “amaca ulaşmak uğruna her türlü aracı mübah kılan”, Makyavel solda sıfır kalır!..

Provokatif sorular, yalanlar, iftiralar, İmamoğlu’nu yıpratmaya yönelik “bindirilmiş kıtalar” hiç bir işe yaramıyor.

“Her şey güzel olacak”’ günlerine yelken açılmış bir kez...

Yazarın Diğer Yazıları

Binali Yıldırım’ı ele veren slogan: “Yine Biz Yaparız”

“Biz İstanbul’a ihanet ettik” lafı orada dururken, “Ne dediysek yaptık, yine yaparız” lafı, Yıldırım’ın sanki kaybetmesi için bulunmuş bir slogan

Trump ve Rashomon etkisi

Her gün bu kadar yalan söyleyen ve yalan söylediğini bilen bir lider aynaya baktığında ne hisseder?..

S - 400 depreminin ardılı: IMF

Kulislere düşen iddiaya göre, Türkiye ile IMF (Uluslararası Para Fonu) ile hafif tertip flörte başlıyor, 2001’den bu yana, on sekiz yıllık aradan sonra.