19 Şubat 2020

İstanbul’a özlem: Özgürlüğün ve hukukun kenti

Halkı sen - ben diye ayırmadan, kutuplaştırmadan, kimseyi azarlamadan, herkese kucak açarak, hukuka ve demokrasiye öncelik vererek, teknolojinin son imkanlarını kullanarak İstanbul’da yaşamak...

Yirmi beşe yakın ülkenin büyükelçisi, Avrupa’nın çok sayıda büyük firmalarının önde gelen temsilcileri... Yerli firmaların yöneticileri... Önceki gün İstanbul Haliç Kongre Merkezi... Kürsüde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ne yapacağını bilen kimliği ile inanarak yerli ve yabancı konuklarına sesleniyor:

"Türkiye ve İstanbul bugün karşı karşıya bulunduğu sorunları, hukuk, demokrasi ve özgürlüklerle ilgili sıkıntılarını kısa sürede aşacak potansiyele sahiptir. Türkiye’nin bu karakterinden hiç kimse şüphe duymasın. 23 Haziran’dan sonra İstanbul halkının verdiği karar ve ortaya koyduğu irade hepimizin geleceği için son derece önemlidir. Bu iradeyle 16 milyon İstanbullu hukuk, demokrasi, özgürlük ve serbest piyasa ekonomisinin çalıştığı bir kentte yaşamak istediğini çok net göstermiştir."

Onca büyükelçi, yerli ve yabancı firmaların temsilcileri neden orada bir araya geliyor? Ekrem İmamoğlu’nun davetiyle... Davet nedeni, İstanbul Yatırım Ajansı’nın kuruluş toplantısı. İstanbul’a kısa ve orta vadede daha fazla yatırım çekmeyi amaçlayan kuruluşu hayata geçirmek için düzenlenen toplantı...

Çok ilgi çekiyor, katılanlanlar hele de "özgürlük ve hukuk güvencesi"ni duyunca, kararlılıklarını sergilemekte gecikmiyor.

"Merhaba İstanbul"

Bir büyükelçi söz alıyor, "İstanbul bir dünya kentidir, hepimizin sorumluluğu vardır" diyerek, İstanbul’a yatırım yapılmasının gereğini anlatıyor.

Bir İngiliz firmasının kadın CEO’su konuşmasına "Merhaba İstanbul" diye başladıktan sonra:

"İstanbul benim en sevdiğim ikinci şehirdir. Londra’nın bugün uluslararası partnerleri vardır. Londra örneğinden yola çıkarak, İstanbul’a da dünyadaki önemli yatırımcıları çekmek için çaba harcayacağız."

O çabanın iki örneği var. İmamoğlu’nun Londra’da ve Berlin’de İstanbul yatırımları için aldığı krediler var. O kredilerden biriyle tamamlanan Halkalı - Mecidiyeköy Metrosu muhtemelen gelecek hafta hizmete giriyor.

1700 yıl öncesinden örnek

İmamoğlu gelecek yatırımlarla deprem karşısında önlemlere öncelik verileceğini, aynı zamanda alt yapı, metro ve çevre düzenlemeleriyle, yeşillendirmeyle İstanbul’u çağımıza uygun yaşanabilir bir kente dönüştürmeyi amaçladığını anlattıktan sonra, sözü tarihe getiriyor:

"Galata bundan 1700 yıl önce Doğu Roma İmparatorluğu döneminde yabancı tüccarların ve girişimcilerin merkezi olmaya başlamıştı. Burada çok uluslu bir tüccar kolonisi oluşmuştu. Tarihi kaynaklar Cenevizlilerden Venediklilere kadar elliyi aşkın milletten tüccarların Galata’da yaşadığını anlatıyor. İstanbul’un 1453’te fethinden sonra Fatih Sultan Mehmet, çekinen ve İstanbul’u terk eden o insanları yeniden İstanbul’a davet etti, onlara İmparatorluk sınırları içinde ve dışında ticaret yapma garantisi verdi. Fatih’ten sonra gelen padişahlar da, aynı garantiyi verdi. Şimdi biz de, bu şehrin kalkınmasına odaklanmak istiyoruz."

Toplantıya katılan yatırımcılara İstanbul - yatırımcı ilişkilerini konu alan kısa bir film gösteriliyor.

"Yerel demokrasi inşası"

İmamoğlu İstanbul’un çok sesli, çok renkli, çok kültürlü yapısının ortaya çıkması için İstanbul’un doğasını koruyarak, temiz enerji, kentsel atıkların dönüşümü, küresel ısınmayı dikkate alan teknolojilerin uygulanmasıyla, turizm yatırımlarını ihmal etmeden, İstanbul’u "yepyeni bir kimliğe kavuşturmayı" amaçlıyor.

Nedir bu yeni kimlik?

Günümüzde Batı’nın uygar ve gelişmiş kentlerindeki yaşam tarzını, o tarza kolaylık sağlayacak her türlü ulaşım ve teknolojik imkanları kullanarak...

"İstanbul’da bir yerel demokrasi modeli inşa ediyoruz" diyor İmamoğlu ve ekliyor:

"Türkiye ve dünya için kalıcı demokratik kurallar ve kurumlar geliştiriyoruz. Her rengi, her farklılığı, her aykırı sesi kentin hazinesi olarak görüyor, kimseyi dışarıda bırakmıyoruz. Oy hesabı, siyasi parti hesabı yapmıyoruz. İstanbul hukukun, barış içinde bir arada yaşamanın, birlikte üretmenin ve birlikte kazanmanın yeni merkez olacak. Yüzlerce yıldır söylenir, İstanbul’un taşı, toprağı altındır, diye. Yine öyle olacak. Bugün İstanbul’da yüzde fazla milletten girişimcinin kurduğu kırk binden fazla şirket var. Geliştireceğimiz özgürlük ve demokrasi ortamıyla bu sayıyı daha fazla artıracağız."

Bu sesi çok özlemişim

Halkı sen - ben diye ayırmadan, kutuplaştırmadan, kimseyi azarlamadan, herkese kucak açarak, hukuka ve demokrasiye öncelik vererek, teknolojinin son imkanlarını kullanarak İstanbul’da yaşamak...

Belki kırk, elli yıldır, belki de daha fazla, İstanbul’da bir Belediye Başkanından ilk kez duyduğum bu içten sözleri ne kadar da özlemişim!..

Sakin üslubu, kendine güvenli haliyle İmamoğlu önceki gün yerli ve yabancı yatırımcıların güvenini kazanıyor. "İstanbul Yatırım Ajansı" üzerinden önümüzdeki dönemde çeşitli alanlara yatırım gelmesini bekliyor.

Yandaş medya ve oradaki iktidar yağdanlıkları sözüm ona, yakaladıkları fırsatlarda İmamoğlu’nu eleştirmeyi ana hedef haline getiriyor, sözüm ona yıpratmak amacıyla.

1. O medyanın ve oradaki köşelerin halkta artık en küçük bir karşılığı yok. Boşuna kürek çekiyorlar.

2. İmamoğlu attığı çok büyük adımla, önceki gün onlara en güzel karşılığı veriyor.

Orhan Veli’den bu yana İstanbul’u "gözlerim kapalı" dinlerken, bundan böyle gözlerim açık, Yahya Kemal gibi, "İstanbul’a bir tepeden bakarken (...) gönül tahtıma keyfince kurulmasını" sabırsızlıkla beklemek üzere...

Yazarın Diğer Yazıları

Sağlıkta alkışlar... Sen devamını yerine getir!..

Virüs günlerinde bile, ara ki, muhalefetle uzlaşmayı bulasın!..

Suça göre değil, suçluya göre "af"

Şimdi? Demir kapı hırsıza, soyguncuya, rüşvetçiye ve daha bakalım kimlere açılıyor. Aydınlara, düşünce suçlarına kapalı. Onlar virüse yakalansa da, olur!..

"Uzay Çağı"nı yaşayan insanlığın gardı düştü

Virüs sonrasında sağlıktan eğitime, hukuktan siyasal rejimlere kadar, dünyayı yeni dinamikler bekliyor. Önümüzdeki on yıl bu değişime aday görünüyor